BURSA İKİNCİ VERGİ MAHKEMESİ
Tarih: 16.10.2009 Esas No: 2009/1210
Davacının adının sahte fatura kullananlar listesine alınmasına ilişkin işlemin her hangi bir kanuni dayanağı olmaksızın anılan iç genelge uyarınca tesis edildiği, yapılan başvurunun da bu esas üzerine reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, aksi yaklaş ımın kanuni idare ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
İstemin Özeti:
Davacı tarafından,adının VEDOP ortamında "sahte belge kullananlar listesinden" silinmesine ilişkin yaptığı başvurunun reddine ilişkin 09.07.2009 gün ve 3867 sayılı işlemin; konuyla ilgili olarak Bursa 2. Vergi Mahkemesine açtığı davaların halen derdest olduğu, Mahkemece henüz bir karar verilmediği, hakkında sahte belge kullandığına ilişkin kesinleşmiş
bir mahkeme kararı olmaksızın isminin kara listeye alınmasının ticari hayatını olumsuz etkilediği ileri sürülerek iptali
ve öncelikle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenmektedir.
Savunma Özeti: Usul yönünden husumetin ilgili vergi dairesi yöneltilmesi gerektiği, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3-d maddesi uyarınca dilekçelerin idari davaya konu olabilecek işlem olup olmadıkları yönünden inceleneceği davacı hakkında tanzim edilen işlemin idari davaya konu edilemeyeceği ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 378. Maddesine göre Vergi Mahkemelerinde dava açma hususları sayıldığından dava konusu edilen
işlemin bu hususlardan da olmadığı ileri sürülerek usul yönünden reddi gerekeceği; esastan ise davacının 2004
yılı hesaplarının Katma Değer Vergisi yönünden sınırlı olarak incelenmesi neticesinde hazırlanan vergi inceleme
raporlarına istinaden raporlarda önerilen üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatların yapılıp davacıya tebliğ edildiği,
davacının bu tarhiyatlara Bursa 1. Vergi Mahkemesinde E: 2009/553 Bursa 2. Vergi Mahkemesinde E: 2009/156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 167 sayılı dosyalarında dava konusu edildiği, davaların halen derdest olduğu, dava konusu işlemin Maliye Bakanlığı'nın 2002/1 sıra numaralı Vergi İstihbarat İç Genelgesi uyarınca tanzim edildiği belirtilerek haksız açılan davanın ve öncelikle yürütmenin durdurulması talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Bursa İkinci Vergi Mahkemesi'nce işin gereği görüşüldü: Dava; davacı tarafından, adının Sahte belge kullananlar listesinden silinmesine yönelik yaptığı başvurunun reddine dair 09.07.2009 gün ve 3867 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece yapılan işlemin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun ön gördüğü anlamda kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı ve Vergi Mahkemelerinde dava açma hususlarını düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 378. madde kapsam ında bulunmadığı itirazı; 2709 sayılı Anayasanın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; 2577 sayılı Kanunun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargının Yetkisi" başlıklı 2. maddesinde de, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka ayk
ırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davalarının açılabileceği hüküm
altına alındığı, davacının adının sahte fatura kullananlar listesinde çıkarılmasına ilişkin yaptığı başvurunun reddine
dair işlemin ise davacının hukukunu ticari hayat noktasında doğrudan etkileyen ve icrası kendiliğinden gerçekleşen
bir işlem niteliğinde olduğu, her ne kadar 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 378. maddesi Vergi Mahkemelerinde
dava açma koşullarını belirleyen özel bir hüküm olsa da söz konusu maddenin vergi usul kanununda yer alması, dolayısıyla Kanunun konuyu tarh ve tahakkuk işlemlerinin kesinleşmesini gözettiği yorumundan başka idari yargılama usulü kanunu kapsamında yapılan başvurulara karşı açılacak davaları engelleyici anlamda yorumlanmasının yukarıda belirtilen Anayasanın amir hükmü ile bağdaşmayacağı, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu denetlenmesinin hukuk devletinin temel niteliklerin biri olması hususları hep birlikte düşünüldüğünde yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde davalı idarenin soyut husumet itirazı da yerinde görülmemiştir.
2709 sayılı Anayasanın "Egemenlik başlıklı 6. Maddesinin 3. Fıkrasının ikinci cümlesinde, hiçbir kimse veya organ
kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz, hükmüne; "İdarenin Bütünlüğü ve Kamu Tüzel Kişiliği"
başlıklı 123. maddesinde de, İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir; hükmüne amirdir.
Anılan anayasa hükümlerinden, hiç bir kimse veya organın kaynağını anayasadan almayan bir Devlet yetkisini
kullanamayacağı, idarenin kanunla kurulduğu ve görevlerinin kanunla belirleneceği, dolayısıyla idarenin
bir işlem tesis ederken bunun için evvela bir kanunla veya bir kanun hükmünün verdiği yetkiye dayalı olarak düzenlenecek idari işlemle yetkili kılınmasına bağlı bulunduğu, bununda pozitif hukuktaki karşılığının kanuni idare ilkesi olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden;davacının 2004 yılı hesaplarının Katma Değer Vergisi yönünden sınırlı olarak incelenmesi neticesinde hazırlanan vergi inceleme raporlarına istinaden raporlarda önerilen üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatların yapılıp davacıya tebliğ edildiği, davacının bu tarhiyatlara Bursa 1. Vergi Mahkemesinde E: 2009/553 Bursa 2. Vergi Mahkemesinde E: 2009/156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 167 sayılı dosyalarında dava konusu
edildiği, davaların halen derdest olduğu, Maliye Bakanlığı'nın 2002/1 sıra numaralı Vergi İstihbarat İç Genelgesi
uyarınca davacının adının VEDOP ortamında tutulan "sahte belge kullananlar listesine" alındığı, davacı tarafından 10.06.2009 gün ve 30714 kayıt sayılı dilekçe ile yapılan ve söz konusu listeden adının çıkarılması talepli başvurunun dava konusu işlemle reddedildiği ve bunun üzerine de bakılan işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden; davacının hakkında yapılan inceleme neticesinde adının sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanan ve düzenleyenler listesine alındığı, bu işlemin 2002/1 sıra numaralı "Vergi İstihbarat İç Genelgesi"ne göre yapıldığı, davacı tarafından yapılan başvurunun ise yine bu kapsamda reddedildiği, oysa yukarıda anılan Anayasa hükümlerinden de anlaşılacağı üzere
idarenin kanunla kurulup görevlerinin kanunla düzenleneceği ve kanunun yetki vermediği bir alanda idarenin işlem tesis edemeyeceğini içeren "kanuni idare" ilkesi uyarınca; idarenin, kendisine kanunla verilmiş bir yetki olmaksızın tek taraflı işlemleriyle kişilerin hukukunda değişiklik yaratma imtiyazına sahip olmadığı, davacının adının sahte fatura kullananlar listesine alınmasına ilişkin işlemin her hangi bir kanuni dayanağı olmaksızın anılan iç genelge uyarınca tesis edildiği, yapılan başvurunun da bu esas üzerine reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, aksi yaklaşımın kanuni idare
ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacağı; kaldı ki davacı tarafından dava konusu işleme dayanak olarak alınan cezalı tarhiyatlara açılan davalarda Bursa 1. Vergi Mahkemesince E: 2009/553 sayılı dosyasında "Dosyanın Esas Kaydının Kapatılmasına" dair karar verilerek mahkememize gönderildiği, mahkememizce E: 2009/156, 157, 158, 159, 160,
161,162, 163, 164, 165, 167 sayılı dosyalar ile mahkememize gönderilen E: 2009/1092 dosyasına 07.10.2009 gün ve K: 2009/1992, 1993, 1994, 1995, 1996, 1997, 1998,1999, 2000, 2001, 2003, 2004 ve2002 sayılı kararlar ile sahte fatura kullanmaktan dolayı yapılan tarhiyatların (kaldırıldığı) iptal edildiği anlaşılmakla dava konusu işlemde hukuka uyarlık
ve yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın taraflara tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Bursa Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere 16/10/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.