I. Giriş
Mükellefler, vergi uygulaması ile ilgili belirsizlik taşıyan konularda, VUK'nun 413. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı'ndan veya Bakanlığın yetkili kıldığı makamlardan yazılı görüş talep edebilmektedirler.
16.01.2010 tarihinde yayımlanan 395 No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği ile mükelleflerin özelge (mukteza) taleplerinde uyması gereken kurallara ilişkin bazı düzenlemeler yapılmıştır.
Ancak tebliğde yer alan bir takim açıklamaların VUK hükümlerine aykırı düştüğü inancındayız.
Yazımızda Tebliğin tamamına değinilmeyerek sadece önemli gördüğümüz, VUK'a aykırı açıklamalar incelenmeye çalışılacaktır.
II. Vergi Uygulamaları ile İlgili İşlemlerinin Gerçekleşmesinden Sonra Yapılacak Başvurular
Tebliğin 2. bölümünde dikkatimizi çeken ifade; "Özelge talebi, mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi uygulamaları ile ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra yapılacak başvuruları kapsamaz." şeklindedir.
Tebliğin 5.3 bölümünde dikkatimizi çeken ifade ise; "Öte yandan, mükellef ve vergi sorumlularının vergi cezasına: muhatap tutulmamaları için, kendileri ; ne verilmiş olan özelgenin, vergi uygulamaları ile ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden önce yapılan taleplere ilişkin olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle 369 ve 413'üncü maddeler itibariyle özelge, yetkili makamlarca verildiği tarihten önce gerçekleştirilen işlemlerden dolayı vergi cezası kesilmesini engellemeyecektir." birimindedir.
Konuyu bir örnek yardımıyla Tebliğ'de yer alan ifadeler doğrultusunda incelersek;
Mükellef Ocak 2010 tarihinde örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisini indirim konusu yapmış, Mart 2010 tarihinde örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda tereddüt yaşayarak özelge talep etmiştir.
Mükellef, özelgesine cevap bekleme aşamasında, Nisan 2010 tarihinde, örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisini yine indirim konusu yapmıştır.
Ağustos 2010 tarihinde (Özelgelere, bir yılı aşkın sürede cevap verilebilmektedir.) "örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği" şeklinde görüş bildirilmiş son olarak mükellef, Eylül 2010 tarihinde örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisini indirim konusu yapmıştır.
2011 yılında yapılan vergi incelemesinde ise örtülü sermaye üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Tebliğde yapılan açıklamalara göre mükellefin yukarıda yapmış olduğu işlemlerin olası sonuçları aşağıda değerlendirilmeye çalışıldığı üzeredir;
- Ocak 2010 tarihinde indirim konusu yapılan katma değer vergisi ile ilgili olarak; mükellefin özelge talep tarihi Mart 2010'dur. "Vergi uygulamaları ile ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra" özelge talep edildiği için vergi inceleme raporunda vergi cezası kesilmesi riski (Tebliğ'in 2. bölümünde yer alan ifadeye uygun olarak) vardır.
- Nisan 2010 tarihinde indirim konusu yapılan katma değer vergisi ile ilgili olarak; mükellefin talep ettiği özelgeye Ağustos 2010 tarihinde cevap verilmiştir. "Özelge, yetkili makamlarca verildiği tarihten önce gerçekleştirilen işlemlerden dolayı vergi cezası kesilmesini engellemeyecektir." ifadesine göre (Tebliğin 5.3 bölümü) Nisan 2010 tarihinde indirim konusu yapılan katma değer vergisi ile ilgili vergi cezası kesilmesi riski vardır.
- Eylül 2010 tarihinde indirim konusu yapılan katma değer vergisi ile ilgili olarak; tebliğde yapılan açıklamalara göre, özelgeye cevap verilmesinden sonra gerçekleşen vergisel işlem için vergi cezası kesilmesini gerektiren bir durum söz konusu değildir.
Yukarıdaki örnekte açıklanmaya çalışıldığı üzere Tebliğ'de yer alan ifadelerin ne tür sonuçlar doğurabileceği açıktır. VUK'un 413. maddesi son derece açıktır.
Maddede;
"Mükellefler, Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler"düzenlemesine yer verilmiş, VUK'un 369. maddesinde ise; yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları halinde vergi cezası kesilmemesi gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir.
Tebliğ'de belirtilen ifadelerin, Kanunun 369 ve 413. maddelerinde yer alan düzenlemelerle hiçbir ilişkisi yoktur. Bu nedenle Tebliğ'de yapılan düzenlemenin Kanuna aykırı düştüğü inancındayız.
III. Sonuç
Yazımızda örnek yardımıyla açıklamaya çalıştığımız nedenlerle 395 No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde yapılan,
"Özelge talebi, mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi uygulamaları ile ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra yapılacak başvuruları kapsamaz. ",
"Özelge, yetkili makamlarca verildiği tarihten önce gerçekleştirilen işlemlerden dolay vergi cezası kesilmesini engellemeyecektir," ifadelerinin Kanun'un 369 ve 413. maddelerine aykırılık teşkil ettiği düşüncesindeyiz.
ÖZGÜR BORA
* Bu makale, Lebib Yalkın Dergisi Mart 2010 Sayısında yayımlanmıştır.