ARAÇ SATIŞLARINDA ASGARİ ÖTV UYGULAMASI
ARAÇ SATIŞLARINDA ASGARİ ÖTV UYGULAMASI
Yazar:AliALIÇ*
Yaklaşım / Ağustos 2008 / Sayı: 188 den alıntıdır
I- GİRİŞ
Bilindiği gibi araç satışlarında asgari ÖTV uygulaması şeklinde mali sistemimize yeni bir vergi güvenlik sistemi getirilmiş ve 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanılmıştır. Her ne kadar bu düzenleme araç satışlarında satışa bağlı ilave hizmet faturası düzenlemek suretiyle yüksek oranda ÖTV uygulamasından kaçınmak veya yapılan aşırı indirim ve kampanyalar nedeniyle ÖTV kaybını önlemek amacıyla yapılmış olmakla birlikte, uygulamada birçok sorunu da gündeme getirmesi muhtemeldir. Bu makalede asgari ÖTV uygulaması hakkında kısa bir açıklama yanında, satış bedeli döviz cinsinden belirlenen araç satışlarında yaşanması muhtemel bazı sorunlara değinilmiştir.
II- ASGARİ ÖTV UYGULAMASI İLE İLGİLİ MEVZUAT
4760 sayılı ÖTV Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasına 5766 sayılı Yasa ile aşağıda yer alan fıkra eklenmek suretiyle 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere araç satışlarında asgari ÖTV uygulaması şeklinde bir vergi güvenlik sistemi getirilmiştir.
5766 sayılı Yasa ile eklenen fıkra şöyledir.
“(II) sayılı listedeki mallardan alınacak vergi, mükellefin bu malı alış bedeli üzerinden, malın tabi olduğu orana göre hesaplanan vergi tutarından az olamaz. İthalatçıların alış bedeli olarak, ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahı esas alınır. Verginin alış bedeli üzerinden hesaplandığı durumlarda, mükellefin malı teslim tarihine kadar bu malı mükellefe teslim eden tarafından yüzde 10’a kadar yapılan indirimler alış bedelinden de indirilir.”
Yasa metninden de anlaşıldığı üzere, ÖTV Kanunu’nun ek II sayılı listede bulunan tüm araç satışlarında uygulanmak üzere;
1- 01.07.2008 tarihi dahil bu tarihten itibaren yapılacak araç satışlarında, araç satış bedeli üzerinden hesaplanan ÖTV, söz konusu aracın alış bedeli üzerinden malın tabi olduğu orana göre hesaplanan ÖTV tutarından az olamayacaktır.
2- Satış bedelinin alış bedelinden düşük olduğu hallerde, asgari ÖTV uygulaması yapılacak ve araç satışına ilişkin hesaplanması gereken ÖTV alış bedeli üzerinden hesaplanacaktır.
3- Araçlara ilişkin ÖTV’nin alış bedeli esas alınmak suretiyle hesaplandığı durumlarda, satışa konu araç ithal edilmiş bir araç ise, alış bedeli olarak ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahı satışa konu araca ait ÖTV hesaplamasında esas alınacaktır.
4- Satışa konu araç imalatçıdan, fabrika veya ana bayiden satın alınmış ise fabrika veya ana bayiden yapılan alış bedeli, satışa konu aracın ÖTV hesaplamasında esas alınacaktır.
5- Verginin alış bedeli üzerinden hesaplandığı durumlarda, mükellefin malı teslim tarihine kadar bu malı mükellefe teslim eden tarafından yüzde 10’a kadar yapılan indirimler alış bedelinden de indirim konusu yapılabilecek ve buna göre asgari ÖTV hesaplanacaktır.
III- SATIŞ BEDELİ DÖVİZ CİNSİNDEN BELİRLENEN ARAÇLARDA ASGARİ ÖTV UYGULAMASI
Araç satışlarında asgari ÖTV uygulamasıyla ilgili yasal düzenlemeler yukarıda açıklanmakla birlikte uygulamada özellikle yabancı marka araç satışlarında satış bedeli döviz cinsinden belirlendi için bu tür araç satışlarında asgari ÖTV uygulamasında bazı sorunların çıkması muhtemel gözükmektedir. Bu sorunlar şu şekilde özetlenebilir.
1- Satışa konu araç bedelleri yabancı para birimi üzerinden belirlendiği için asgari ÖTV uygulaması hangi kur üzerinden yapılacaktır?
2- Satış kurunun alış kurundan daha düşük olduğu hallerde, döviz cinsinden kârlı satış yapılmakla birlikte YTL cinsinden zararına satış yapıldığı hallerde asgari ÖTV uygulaması yapılacak mı?
3- Filo, marka vb. indirimli satışlarda asgari ÖTV uygulaması yapılacak mı, yapılacak ise esasları nelerdir?
4- Satıştan önce araç üzerine monte edilen aksesuarlar bedelleri alış bedeline dahil edilecek mi?
Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkündür. Konuyla ilgili açıklamalara geçmeden önce döviz cinsinden yapılan satışlarla ilgili mevzuatı da kısaca izah etmekte fayda vardır.
Bilindiği gibi, satış bedelin yabancı para cinsinden belirlendiği hallerde uygulanacak döviz kurunun nasıl belirleneceği hususu KDV Kanunu’nda izah edilmiştir. 3565 sayılı KDV Kanunu’nun 26. maddesinde, “bedelin döviz ile hesaplandığı hallerde, vergi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Parasına çevrilir.” ve buna göre KDV matrahı bulunur açıklaması yer almaktadır. Aynı düzenleme ÖTV Yasa’sı için de geçerlidir.
Buna göre, döviz cinsinden araç alım-satımlarında alım-satıma konu araç bedeli vergi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Parasına çevrilmek suretiyle bulunacaktır. Bilindiği gibi, uygulamada “cari kurun” ne olacağı hususu da tartışmalıdır. Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, cari kur; alıcı ve satıcının serbest piyasa koşullarında anlaştığı kur olarak dikkate alınması, böyle bir belirlemenin yapılmadığı hallerde ise T.C. Merkez Bankası’nca belirlenen döviz alış kurunun esas alınması gerektiği görüşündeyiz.
Öte yandan, alım ve satıma konu araç bedelleri yabancı para cinsinden belirlenmekle birlikte, söz konusu satışla ilgili düzenlenen fatura ve bu faturaya ilişkin satıcı ve alıcının muhasebe kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre Türk Parası cinsinden tutulması gerekmektedir.
Bu nedenle, alım-satım aşamasından sonra (vadeli satışlarda) ödeme aşamasında ortaya çıkan kur farklarından kaynaklanan gelir ve giderler (kambiyo Karları veya kambiyo zararları) şeklinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel kural yukarıda izah edildiği şekilde olmakla birlikte, araç satışlarında satış aşamasında geçerli döviz kurunun alış anındaki geçerli döviz kurundan daha aşağı olduğu durumlarda, döviz cinsinden kârlı satış yapılmakla birlikte YTL cinsinden zararlı satış yapılabilmektedir. Bu gibi hallerde satışa konu araca ait ÖTV’nin satış bedeli üzerinden değil, alış bedeli üzerinden hesaplanması gerekmektedir.
Örnek: KDV hariç 43.000,00 Avro’ya satın alınan bir kamyon, müşteriye KDV ve ÖTV hariç 44.250,00 Avro’ya satılmıştır. Aracın alış tarihindeki geçerli döviz kuru 1 Avro = 2,05 YTL, müşteriye satış tarihindeki döviz kuru ise 1 Avro = 1,96 YTL’dir.
Bu örneğe göre söz konusu kamyonun alış YTL fiyatı ile satış YTL fiyatları şöyle hesaplanmıştır.
Alış Fiyatı: 88.150,00 YTL
Satış Fiyatı: 86.730,00 YTL
Bu durumda, ÖTV Kanunu’nda yapılan yasal düzenlemeye göre araş satışına ilişkin hesaplanması gereken ÖTV, satış bedeli üzerinden değil alış bedeli olan 88.150,00 YTL üzerinden hesaplanacak ve ödenecektir.
Söz konusu araca ilişkin müşteriye kesilecek fatura ise şöyle olacaktır.
a- Araç Satış Bedeli: 86.730,00,00 YTL
b- (ÖTV hesaplamasına konu bedel: 88.150,00 YTL)
c- Hesaplanan ÖTV Tutarı (b x %4) : 3.526,00 YTL
d- KDV Tutarı ((a+c)x%18) : 16.246,08 YTL
e- Müşteriden Tahsil Edilecek tutar (a+c+d): 106.502,08 YTL.
Genelde araç satışlarında “anahtar teslimi satış bedeli” esasına göre satış yapıldığı için, yukarıda verilen örnekten de anlaşıldığı gibi, satıcı avro cinsinden kârlı satış yapmasına rağmen Türk Parası cinsinden zararına satış yapmış, bunun yanında ayrıca asgari ÖTV uygulaması nedeniyle ilave olarak fazladan ÖTV hesaplamak suretiyle satış zararı daha da artmış olmaktadır.
Bu durumda, satış döviz kurunun alış döviz kurundan daha düşük olduğu ve herşey dahil anahtar teslimi belirli bir fiyattan yapılan araç satışlarında, satışa konu araçtan elde edilecek kâr veya zararın günlük bazda (döviz kurlarındaki oynamalara paralel) değişebilecektir. Araç satışıyla ilgili verilen tekliflerde, teklif anındaki geçerli kurlara göre kârlı olan bir satış, söz konusu satışın fiilen gerçekleştiği tarihteki kurlara göre zararlı bir satışa dönüşebilmesi muhtemel olmaktadır.
Dövize endeksli araç satışlarında satışa konu araçlarla ilgili kâr marjının döviz kurlarındaki düşüş oranından yüksek olduğu hallerde asgari ÖTV uygulamasının gündeme gelmeyecek, kurardaki düşüşün kâr marjından daha yüksek olduğu hallerde ise asgari ÖTV uygulamasının gündeme gelecektir.
Öte yandan, filo satışlarında veya bazı prestijli firmalara yapılan indirimli satışlarda, üretici firmalardan veya ana bayiden alınan veya alınacak indirimlerin %10’luk kısmı asgari ÖTV uygulamasında dikkate alınmakta, bu oranı aşan indirimler alış bedelinin hesaplanmasında dikkate alınmamaktadır. Ayrıca alınan indirimin kabul edilebilmesi için indirime ait indirim faturası veya fiyat farkı faturasının mutlaka söz konusu aracın satışından önce veya en geç aynı gün düzenlenmiş olması gerekir. Aksi halde, sonradan alınan indirimler alış bedelinden mahsup edilemeyecektir. Bunun yanında satıştan önce alınan indirim miktarının %10’dan daha yüksek olduğu hallerde ise asgari ÖTV hesaplamasında sadece %10’a kadar yapılan indirimler dikkate alınacaktır. Bu açıklamadan üretici firmadan %10’dan daha fazla indirim alınmasının pek yararı yoktur sonucunu çıkarmak yanlıştır. Çünkü %10 uygulaması sadece asgari ÖTV uygulamasında geçerli olup, bu indirimin sonradan ve satıştan önce alınması halinde geçerli olacaktır.
Örnek: Alış fiyatı KDV hariç 50.600 Avro olan bir kamyon, üretici firmanın yapmış olduğu % 15’lik indirim sonrasında 43.000 Avroya mal olmuş, müşteriye KDV ve ÖTV hariç 44.250 Avro’dan satılmıştır. Alış tarihindeki cari kur 1 Avro = 2,05 YTL, müşteriye satış tarihindeki kur ise 1 Avro= 1,96 YTL’dir. Bu durumda alış YTL fiyatı ile satış YTL fiyatları şöyle olacaktır.
İndirimsiz Alış Fiyatı: 103.730,00 YTL
İndirimin %10’a isabet eden kısmı: 10.373,00 YTL (alış fiyatının tespitinde ve ÖTV hesaplamasında üretici firmanın yaptığı %15’lik indirim değil, %10’luk indirim dikkate alınabilecektir.)
Karşılaştırmada Esas Alınacak Alış Fiyatı YTL: 93.357,00 YTL (103.730,00-YTL-10.373,00 YTL)
Satış Fiyatı YTL: 86.730,00 YTL
Bu durumda yeni yapılan düzenlemeye göre ÖTV satış fiyatı üzerinden değil, alış fiyatının %10’una isabet eden indirimden sonraki tutarı olan 93.357,00 YTL üzerinden hesaplanarak ödenecektir. Müşteriye kesilecek faturanın toplamı şöyle oluşacaktır.
a- Mal Satış Bedeli: 86.730,00 YTL
b- (ÖTV hesaplamasına esas) Alış Bedeli: 93.357,00 YTL
c- ÖTV Tutarı (b x %4): 3.734,28 YTL
d- KDV Tutarı ((a+c) x %18) : 16.283,57 YTL
e- Müşteriden Tahsil Edilecek tutar (a+c+d) : 106.747,85 YTL
Asgari ÖTV uygulamasında, araç satışlarıyla ilgili olarak satıcı firmaların imalatçı ya da ana bayiden almış olduğu indirimlerle ilgili olarak bir hususa daha dikkat çekmek isteriz. Satışa konu aracın satın alım aşamasında üretici veya ana bayii tarafından yapılan fatura altı ıskonto şeklindeki indirimlerde, %10’un üzerindeki indirim ve ıskontonun Yasa’da bahsi geçen “mükellefin malı teslim tarihine kadar bu malı mükellefe teslim eden tarafından yüzde 10’a kadar yapılan indirimler alış bedelinden de indirim konusu yapılabilecek ve buna göre asgari ÖTV hesaplanacaktır.” uygulamasının dışında tutulması gerektiği görüşündeyiz. Çünkü daha satın alma aşamasında üretici firmanın yapmış olduğu fatura altı ıskonto şeklindeki indirim, söz konusu aracın doğrudan alış bedelini etkileyen bir olaydır. Bu indirim sonradan alınan (ciro primi, miktar ıskontosu vb.) indirim niteliğinde değildir.
Son olarak, satışa konu araçlarla ilgili olarak satıştan önce araç üzerine takılan aksesuar bedellerinin araç alış maliyetine ilave edilip edilmeyeceği hususuna gelince; elbette söz konusu aksesuar bedelleri satışa konu aracın alış maliyetini artırmaktadır. Bu nedenle, satış bedelin alış bedelinden daha düşük olduğu ve asgari ÖTV uygulamasının gündeme geldiği araç satışlarında, alış bedeli olarak aksesuar maliyeti de giydirilmiş maliyetin dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, ilk iktisaptan sonra araç sahibinin araç üzerinde yapmış olduğu tadilatların veya koymuş olduğu ilave aksesuarların asgari ÖTV uygulaması kapsamı dışında olduğunu belirtmek isteriz.
IV- SONUÇ
Uygulamada, araç satışı yapan bazı firmaların, özellikle binek aracı satışlarında yüksek oranında uygulanan ÖTV’den kaçınmak için, araç satış bedelini düşük gösterdikleri ve bunu telafi etmek amacıyla çeşitli hizmet faturası düzenledikleri bilinmektedir. ÖTV açısından vergi kaybına neden olan bu uygulamayı engellemek amacıyla 5766 sayılı Yasa ile getirilen asgari ÖTV uygulaması mali sistemimize giren yeni bir vergi güvenlik sistemidir. Araç satışlarında uygulanan asgari ÖTV sisteminin uygulamada bir çok sorunu da gündeme getirmesi, kurunun yanında yaşın da yanması muhtemeldir. Bu sorunların bazıları bu yazıda ele alınmıştır. Dileğimiz, bu tür vergi güvenlik sistemleri yerine, iyi ve düzgün çalışan firmalar ile sistemi bozan firmaların vergi idaresi tarafından ayrılmasıdır. Ayrıca, yapılan düzenlemelerin mümkün olduğunca piyasa mekanizması bozan ve ticari teamülleri alt-üst eden düzenlemelerin olmamasıdır.
* YMM, E. Maliye Başmüfettişi
[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
|