KATMA DEĞER VERGİSİ AÇISINDAN TAKAS VE TRAMPA
Yazar: ÖzgürBİYAN (*)
E-Yaklaşım / Nisan 2007 / Sayı: 45
I- GİRİŞ
Mal teslimleri ve hizmet ifalarını konu alan katma değer vergisinin (KDV) uygulamada, özellikli durumlarda nasıl hesaplanacağı pek çok kez tereddütlere hasıl olmuştur. Bu özellikli durumlardan birisi de takas ve trampa adı verilen uygulamalardır. Bu çalışmada trampa ve takas uygulamalarının hukuki nitelikleri ile katma değer vergisi karşısındaki durumları ortaya konulmaya gayret edilecektir.
II- KAVRAMSAL AÇIKLAMALAR
A- TAKAS
Sözlük anlamına bakıldığında takas için sayışma, vereceğini alacağına tutarak ödeşme ifadesine yer verilmiştir [1]. Hukuki tanımlama yapmak gerekirse; takası (ödeşme), aynı cinsten olan karşılıklı ve muaccel iki borcu, daha küçük olanı oranında sona erdiren bir hukuki işlem olarak nitelendirmek mümkündür [2].
Bir başka anlatımla takas, birbirine karşı aynı cinsten edimleri borçlanan tarafları, bu karşılıklı borçları fiilen ödemek külfetinden kurtaran bir yoldur [3]. Takas birbirinden alacaklı aynı zamanda birbirlerine borçlu kişiler arasında gerçekleştirilen hesaplaşma biçimidir [4].
Takas ile karıştırılan en önemli kavram “mahsup” ifadesidir. Çoğu zaman mahsup ve takas kavramları birbirleriyle karıştırılmakta ve birbirini tamamlayan iki kelime olarak kullanılmaktadır [5]. Ancak mahsup, bir alacaktan bazı kalemlerin düşürülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Bazı koşullar ve durumlarda bir alacağın azalması sonucunu doğurur; bu nedenle mahsup edilen miktarlar takastan farklı olarak, karşılıklı birer alacak değildirler [6].
Vergi hukukunda ise ödenmiş bir verginin ödenmemiş bir vergiden indirilmesine verginin mahsubu denilmektedir. Mükellef aynı tür faaliyeti dolayısıyla elde ettiği gelirden fazla vergi ödeme durumunda kalabilmektedir. Bu durum aynı Vergi Kanunu’nun uygulanmasından ve belirli bir vergi döneminde aynı matrah üzerinden birden fazla vergi alınması şeklinde olmuşsa çifte vergilendirme olmaktadır. Kanun koyucu bu durumu önlemek için verginin mahsubu ilkesini kabul etmiştir. Mahsup yeni bir hukuki durum yaratmayıp, sadece vergi alacağının gerçek miktarını tespit etmeye yönelik bir işlem olduğundan asıl vergi borçlusunun yanı sıra fer’i vergi borçlusu ve vergi sorumlusu tarafından da talep edilebilmektedir. Bir vergiden diğerinin mahsup edilebilmesi için bunun kanunlarda açıkça yer alması gerekmektedir [7]. Örneğin, GVK’nın 121 ve 123. maddeleri ile KVK’nın 33. maddelerinde vergi kesintilerinin ve yabancı ülkelerde ödenen benzeri vergilerin mahsup edilebileceği hükme bağlanmıştır. Diğer yandan bu maddelerde, kazanç ve iratlardan tevkif edilen vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilebileceği öngörüldüğünden, bunların diğer beyannamelere göre tahakkuk eden veya edecek vergilerden indirilmesi mümkün değildir [8].
Mahsup bu şekilde olmakla birlikte takas ise, karşılıklı iki alacağın varlığını gerektirmektedir. Özel hukukta olduğu gibi vergi hukukunda da borçluluğu sona erdiren bir hukuki işlemdir. Mahsup bir verginin hesaplanması sırasında yapıldığı, başka deyişle verginin tarh aşaması ile ilgili olduğu halde takas tahsilat (ödeme) aşamasına ilişkindir [9].
B- TRAMPA
Değiş-tokuş, değiştirme anlamına gelen trampa sözcüğü, hukuki anlamda bir hak veya malın, başka bir hak veya mal ile değiştirilmesini amaç tutan anlaşma olarak tanımlanmaktadır [10]. Bu sözleşme ile taraflar karşılıklı olarak bir malla başka bir malı ya da hakları değiştirerek mülkiyetini karşı tarafa geçirmeyi üstlenirler. Trampa satıma çok benzer. Ancak trampada, mal karşılığında para değil, başka bir mal veya hakkın mülkiyetinin devredilmesi üstlenilmektedir [11].
III- TAKAS VE TRAMPANIN HUKUKİ NİTELİĞİ
A- TAKASIN HUKUKİ NİTELİĞİ
Borçlar Kanunu’nun 118. maddesine göre, “iki şahıs, karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil (benzeş) başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir.” Kural olarak her iki alacakta hukuken “geçerli ve dava edilebilir nitelikte” olmalıdır. İşte bu koşulları taşıyan iki alacağın sahipleri, birbirlerine olan borçlarını sırasıyla ayrı ayrı ifa edeceklerine kısa yoldan giderek bir beyanla alacaklarını hesaben tahsil eder ve borç ilişkilerini böylece sona erdirmiş olurlar [12].
Başka bir ifadeyle, birbirlerinden alacaklı aynı zamanda birbirlerine borçlu kişiler arasında gerçekleştirilen hesaplaşma biçimi olan takas müessesesi, birbirine aynı cinsten muaccel iki borcun bulunması durumunda tek taraflı irade beyanı ile gerçekleştirilen denkleştirme sonucunda az olanın sona ermesidir. Örneğin, (A), (B)’den, (B)’de (A)’dan karşılıklı olarak 5 bin YTL alacaklıdır. Bu şartlar altında önce (A), (B)’ye borcunu ödeyip sonra (B)’nin (A)’ya borcunu ödemesini beklemek anlamlı olmayacağından karşılıklı iki borç birbirini götürecek, borçlulardan birisinin talebi ile ödenecek borç kalmamış olacaktır. Borçlar birbirine denk olmazsa yani bir taraf daha yüksek miktarda borçlu ise takas beyanı ile beraber aradaki fark kadar borç azalmış olacaktır. Takas bu özelliği ile çift ifada bulunmayı engelleyen tek taraflı irade beyanı ile meseleyi çözmesi nedeniyle borcu ortadan kaldıran pratik bir yol olarak görülebilir. Takas müessesesinin genel işlerliği bu şekilde olmakla birlikte kanunen bazı şartların da oluşması gereklidir. Diğer deyişle takasın şartları şöyle sıralanabilir [13]:
- Karşılıklı alacağın bulunması,
- Aynı cinsten borçların olması,
- Borçların muaccel olması,
- Takas beyanında bulunulması.
Yukarıda kısaca sıralanan şartlar dahilinde her şeyden evvel takas gerçekleştirilebilmesi için karşılıklı borç durumunun oluşması gerekir. Diğer yandan takas edilecek alacakların aynı borç ilişkisinden doğması aranmaz. (A), (B)’den ev kirası nedeniyle alacaklıyken (B), (A)’ya televizyon satması nedeniyle alacaklı olabilir.
Takasın gerçekleşmesi için gerekli başka bir şartta karşılıklı borçların aynı cinsten olması zorunluluğudur. Karşılıklı aynı cinse en uygun borç, para borcudur. Fakat para borcu dışında misli şeyler de takasa konu olabilir. Borçların cinslerinin aynı olması şart olmakla beraber miktarlarının eşit olması şart değildir. Öte yandan takasın ileri sürülebilmesi için borçların muaccel olması, diğer deyişle alacaklılarının ifayı isteyebilir olması gerekir. Biri muaccel diğeri müeccel borçlar için takas düşünülemez.
Son olarak takasın nihayetlendirilmesi için “takas beyanı” gereklidir. Takas, her iki taraf itibariyle kullanılabilecek tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşir. Beyan herhangi bir şekle tabi değildir. Karşı tarafa varması ile sonuç doğurur. Karşı tarafın rıza göstermesi şart değildir. Takas yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilir. Diğer yandan takas için alacaklının rızasını gerektiren borçlarda bulunmaktadır (BK md. 123).
Geçerli bir şekilde yapılan takas beyanı, takas edilen iki borçtan az olanını ortadan kaldırır. Takasın hükmü geçmişe yürür. Borçlar takas beyanının yapıldığı anda değil, takas edilebilmelerinin mümkün bulunduğu andan itibaren sona ermiş sayılır. Takasta bulunabilmek açısından şartlar 26 Ocak 2001’de gerçekleşmiş ancak takas beyanında 17 Aralık 2001’de bulunulmuş ise karşılıklı alacaklar 26 Ocak 2001 tarihinde sona ermiş sayılır [14].
B- TRAMPANIN HUKUKİ NİTELİĞİ
Trampa bir malın başka bir malla değiştirilmesi amacını taşıyan bir alım satım akdidir. Diğer bir ifadeyle trampa sözleşmesi, taraflardan birinin vermeyi taahhüt ettiği bir mala karşılık diğer tarafında başka bir mal vermeyi taahhüt etmek suretiyle iki şeyin mülkiyetinin karşılıklı olarak geçirilmesini amaçlayan bir sözleşmedir. Trampa sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen ve rızai bir sözleşmedir. Ayni bir sözleşme değildir. Çünkü geçerliliği için iradelerin kesişmesi yeterli görülmüştür. Ayrıca malların teslimi şart değildir.
Trampa malı malla değişmektir. Halk arasında değiş-tokuş adı da verilen trampanın satış sözleşmesinden farkı, alıcının para değil, bir malın mülkiyetini geçirmesini üstlenmesidir. Kısaca satım sözleşmesinde mala karşı para söz konusu iken, trampa sözleşmesinde mala karşı mal söz konusudur. Bu mallar karşılıklı taşınırlar taşınmazlar veya biri taşınır diğer taşınmaz dahi olabilir.
Trampada, bir malın bedeli diğer bir mal olmaktadır. Trampa sözleşmesinde karşılıklı değiştirilen malların bedellerinin eşit olduğu kabul edilir [15]. Diğer yandan trampa edilecek malların değerleri arasında bir eşitlik olması arzu edilirse de böyle bir eşitliği olması şart değildir. Taraflar trampa edilen malların değerleri arasındaki farkın bir miktar para ile karşılanması konusunda anlaşabilirler. Bu durumda sözleşme hem satım hem de trampanın özelliğini içerir. Böyle sözleşmelere birleşik sözleşme adı verilir. Sözleşmede malla değişimi ağır basıyorsa trampa, hayır mal karşılığı para ödenmesi ağır basıyorsa satım niteliği ön plana çıkar [16].
Trampa sözleşmesi pek çok yönden satım sözleşmesine benzer. Hatta, trampada taraflar vermek zorunda oldukları yönünden satıcı, almak zorunda oldukları yönünden alıcı gibi sorumlu tutulmuşlardır (Borçlar Kanunu, md. 232). O halde mallarını trampa edenlerin her biri diğerine nazaran hem alıcı hem de satıcı durumundadır. Yani karşısındakinden malı alırken alıcı ve trampa edilecek malı verirken de satıcı konumundadır. Bu suretle trampa akdinde bir tarafın hem alacaklı hem borçlu olarak mükellefiyetleri ve hakları bulunmaktadır. Ve bunlara ilişkin tüm hükümler satım akdindeki müşteri ve satıcıya uygulanan hükümlerin aynıdır. Yalnız ayıba ve zapta karşı tekeffülde satım akdinden farklı hükümler kabul edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 233. maddesine göre trampa suretiyle bir malı eline geçirmiş olan tarafın elinden bu mal bir üçüncü şahıs tarafından zaptedilirse veya trampa edilen mallardan biri ayıplı çıkarsa, malı ayıplı çıkan veya elinden zaptedilen taraf, dilerse diğer taraftan zarar ziyan ister, dilerse verdiği şeyi geri alır. Mal elinden alınan kişi, aşağıdaki iki yoldan birini kullanır [17]:
1- Uğradığı zararın giderilmesini ister veya
2- Karşı tarafa verdiği malın geri verilmesi ile birlikte menfi zararın giderilmesini ister.
Kendisine verilen mal ayıplı çıkan taraf ise aşağıdaki dört seçenekten birini kullanır:
1- Malların karşılıklı olarak geri verilmesini istemek,
2- Ayıplı malın geri verilmesi ve uğranılan zararın giderilmesini istemek,
3- Ayıplı ifa dolayısıyla malın değerindeki düşüklüğünü istemek,
4- Ayıplının ayıpsızla değiştirilmesini istemek.
IV- KDV AÇISINDAN TAKAS VE TRAMPA
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinin son bendinde trampanın iki ayrı teslim olarak kabul edileceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Yani teslim edilen malın karşılığında başka bir mal alınması halinde, her iki taraf birer teslimde bulunmuş sayılmaktadır.
1 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde [18], trampanın, bir mal teslimi karşılığının diğer bir mal olduğu belirtilmiş ve teslimin tayininde bedelin cinsinin ve hatta bir bedelin bulunup bulunmamasının önemli olmadığı ifade edilmiştir.
Ayrıca Tebliğ’de; “Trampada malların mülkiyeti karşılıklı olarak el değiştirdiğinden her iki taraf için de teslim gerçekleşmiş sayılacaktır. Bu durumda matrah trampa edilen malların her birinin emsal bedeli olacaktır. Kısmi trampada yani trampa edilen mala karşılık bir malla birlikte başka şeyler de alınması halinde bunlar da vergiye tabi tutulacaktır” ifadesine yer verilmiştir.
Örneğin, halı imal ve satışı ile uğraşan (X) işletmesi ile mobilya ticareti yapan (Y) işletmesinin aralarında işletmeleri veya kişisel ihtiyaçları için halı ile mobilyayı karşılıklı olarak trampa etmeleri halinde, halı ve mobilya ayrı ayrı iki teslim sayılacaktır.
KDV açısından trampaya bir örnek düzenleme ise 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde [19] yer almaktadır. Tebliğ’in (D) bölümünde yapılan açıklamalara göre, arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu söz konusu Tebliğ’de açıklanmıştır.
Trampada taraflar teslim ettikleri malları, emsal bedel üzerinden faturaya bağlarlar. Trampa edilen malların VUK hükümlerine göre bulunan emsal bedelleri farklı ise taraflar, büyük olan emsal bedel üzerinden birbirlerine fatura kesmek suretiyle mal değişimini gerçekleştirebilirler.
Trampa olayını yeni mal satışında eski mal getirene iskonto yapılması şeklindeki satış kampanyalarında da görmek mümkündür [20] .
Mesela VHS video satan firma, betamax videosunu getirene önemli bir iskonto uygulanması şeklinde kampanya yaptığında, tüketicinin teslim ettiği eski videoyu gider pusulası ile vaat edilen iskonto tutarı üzerinden satın almak, yeni videoyu iskonto uygulamaksızın satmak durumundadır. Eski video bir KDV mükellefi tarafından teslim edilmişse, belgelemenin gider pusulası ile değil KDV’li fatura ile yapılması gerektiği tabiidir. Eğer iskonto vaadine konu eski mal çöpe atılacaksa (değersiz ise) eski malın tesellüm fişi ile teslim alınması ve vaat edilen iskontonun faturada, izahlı şekilde nakit iskonto olarak gösterilmesi mümkündür.
Takasta ise, her ikisi de birbirlerinin hem alacaklısı hem de borçlusu olan iki kişi vardır. Bu kişilerden her biri karşısındakinden olan alacağından vazgeçerek onu ve dolayısıyla kendini borçtan kurtarmaktır. Bu nedenle, takasın KDV ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. Söz konusu borçların doğuşu sırasında, esasen gerekli vergilendirme yapılmıştır. Daha sonraki işlem ne teslim ne de hizmettir [21].
V- SONUÇ
Çalışmada ele alındığı üzere trampa uygulamasında tarafların birbirlerine karşı yaptıkları teslimleri iki ayrı işlem olarak dikkate alınmış bulunmaktadır. Bu durumda taraflar karşılıklı olarak emsal bedel üzerinden teslime konu malların değerini bulacaklar, daha sonra da yüksek olan değer üzerinden birbirlerine fatura edeceklerdir. Bu sırada da KDV hesaplaması yoluna gideceklerdir.
Öte yandan trampa KDV mükellefiyeti olmayanlar arasında gerçekleştiğinde ise ticari, zirai, mesleki bir faaliyetle ilgisi olmadığından ve arızilik taşıdığından KDV’ye konu olmayacaktır.
Takas ise hukuki yapısı ve özü itibariyle bir teslim ve ifaya konu olmadığından dolayı KDV’ye tabi değildir.
--------------------------------------------------------------------------------
* Mali Hukuk Bilim Uzmanı, Marmara Üniversitesi Mali Hukuk Doktora Öğrencisi.
[1] Pars TUĞLACI, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, Cilt: 8, Cem Yayınevi, İstanbul 1985, s. 2754
[2] Mualla ÖNCEL, “Türk Vergi Hukukunda Takas”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.35, Sayı: 1-4, 1978, s. 9
[3] Mustafa Ali SARILI, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, Kazancı Hukuk Yayınevi, İstanbul 2004, s. 48
[4] Özgür BİYAN, “Vergi Hukukunda Takas”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Sayı: 27, Mart 2006, s. 25
[5] Adnan GERÇEK, Türk Vergi Hukukunda Tahsilat İşlemi ve Etkinliği, Ekin Kitabevi, Bursa 2003
[6] ÖNCEL, agm, s. 9
[7] BİYAN, agm, s. 26
[8] GERÇEK, age, s.
[9] ÖNCEL, agm, s. 9
[10] TUĞLACI, age, s. 2898
[11] Mahmut SEKDUR-Muhsin ALTUN, Mali Hukuk Ansiklopedisi, Yaklaşım Yayınları, 2001, Ankara, s. 677
[12] ÖNCEL, agm, s. 9
[13] Doğan ŞENYÜZ, Borçlar Hukuku, Ezgi Kitabevi, Bursa 2003, s. 145-146
[14] ŞENYÜZ, age, s. 147
[15] Şükrü KIZILOT, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Uygulaması (Föy-Volant), Yaklaşım Yayınları, s. 381
[16] ŞENYÜZ, age, s. 191
[17] ŞENYÜZ, age, s. 192
[18] 30.11.1984 tarih ve 18591 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[19] 16.12.1988 tarih ve 20021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[20] Mehmet MAÇ, KDV Uygulaması (E-Kitap), Denet Yayınları, s. 6,
http://www.bdodenet.com.tr/kdv/kdv2.pdf, Erişim: 23.02.2007
[21] KIZILOT, age, s. 383