Hızlı Giriş

Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ceza kesilmeyecek haller ve ....
Yazar Mesaj
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #1
Ceza kesilmeyecek haller ve ....
Soru 1- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ceza kesilmeyecek halleri ana hatlarıyla açıklayınız. (2006/1)

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda hüküm altına alındığı üzere, bazı hallerde vergi kanunlarına aykırı fiilin varlığına rağmen vergi cezası kesilmez.

Buna göre;

1- Yanılma halinin varlığı halinde,

2- Pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanılması durumunda,

3- Gerçek kişi mükellef ve ceza muhatabının ölümü halinde,

4- Mücbir sebeplerin varlığı durumunda,

5- Vergi cezası uygulamasının zamanaşımına uğraması durumunda,

1- Yanılma:

Madde 369 – Aşağıda yazılı hallerde vergi cezası kesilmez:

1. Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları;

2. Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması.

İlgili Madde: Mükelleflerin İzahat Talebinde Bulunabilecekleri

Madde 413 - Mükellefler, Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler.

Yetkili makamlar yazı ile istenecek izahatı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak mecburiyetindedirler.

Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza kesilmez.

Açıklamalar:

Yetkili makamlarca mükellefe yazı ile yanlış izahat verilmiş olması nedeniyle vergi cezası kesilmemesi için;

- Mükellefe bilginin yazı ile verilmiş olması,

- Yazılı bilginin Maliye Bakanlığı’ndan (Gelir İdaresi Başkanlığı) veya Vergi Dairesi Başkanlığı (veya Defterdarlıklar) veya vergi dairelerinden istenmiş olması,

- Bilgi verilen konulardaki maddi unsurların, o bilgiye göre uygulama yapılan olaylarda da aynen bulunması gerekmektedir.

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
(En son düzenleme: 07-19-2007 09:28 AM abdullah73.)
07-19-2007 09:24 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #2
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Yanılma halinde usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası kesilmez. Ancak duruma göre vergi aslı ve ceza olarak görülmeyen gecikme faizi ve zammından vazgeçilmesi söz konusu değildir.

2- Pişmanlık ve Islah :

Madde 371 - Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren (360 ıncı maddede yazılı iştirak şeklinde yapılanlar dahil) kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)

2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması;

3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlıyarak 15 gün içinde tevdi olunması;

4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlıyarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi;

5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödenmenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.

Yukarıdaki şartların yerine getirilmesi halinde kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında 360 ıncı madde hükmü uygulanmaz.

Bu madde hükmü Emlak Vergisinde uygulanmaz.

Açıklamalar:

Pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanılmak suretiyle;

- vergi ziyaı cezasından,

- Kaçakçılık suçu cezasından (iştirak dahil)

- Gecikme faizi ( onun yerine pişmanlık zammı uygulanır.) ödemesinden imtinaa edilmiş olunur.

Pişmanlık hükümlerinden yararlanılmak ile vergi suçu oradan kalmaz. Fakat vergi ziyaı unsurunu bertaraf ettiği için, o fiile tekabül eden suça ait cezanın uygulanması önlenir.

Defterlerin tutulmaması veya sıhhatli bir vergi incelemesine yeterli olmaması, yahut sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı vesikalar kullanılmış olması halinde, pişmanlık hükümlerinden yararlanılması, re’sen takdire mani değildir. Şöyle ki mükellef pişmalıkla bildirimde bulunur ve takdir sonrası mükellefin bildirdiğinden fazla bir takdir yapılırsa aradaki fark vergi ziyaı cezası ile birlikte istenir.

Pişmanlık ve ıslah hükümlerinin düzenlendiği 371. maddede Kaçakçılık suçlarının uygulanması mani bir hüküm olmayıp, pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanılması ile Kaçakçılık suçu cezasının tatbik edilmeyeceği 359. maddenin sondan ikinci bendinde yer almaktadır.

Vergi İdaresi 63 seri No’lu VUK Genel Tebliği ile pişmanlıkla süresinden sonra verilen beyannamelere istinaden usulsüzlük cezası kesmektedir. Ancak matrahsız veya zarar gösterilmek suretiyle pişmanlık hükümlerinden yararlanılması söz konusu olmayacağından vergi idaresince bu gibi durumlarda, süresinden sonra verilen beyannamelere uygulanan işlemler yapılmaktadır. Yani mükellefe iki kat vergi ziyaı cezası tatbik edilerek takdire sevk edilmektedir.

Özel usulsüzlük cezaları pişmanlık ve ıslah hükümlerine tabi değildir. (kanunda sadece vergi ziyaı cezası, kaçakçılık suçu cezası ve iştirak suçu cezası sayılmıştır.)

Pişmanlık talebinde bulunabilmek için suçun tekemmül etmiş olması, yani kaçakçılık suçu dışında vergi ziyaının meydana gelmiş olması gerekir. Bu sebepten ötürü süresi dahilinde verilen ilave beyannameler için pişmanlık hükümleri söz konusu değildir.

İhbar, ister mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine, ister bakanlığa, savcılık ve diğer bir idari makama yapılmış olsun, resmi kayıtlara geçirilmiş olmak şartıyla pişmanlık talebini geçersiz kılar.

İhbar, ihbarın yapıldığı vergi türü ve gelir unsuru için pişmanlık talebini engeller. Aksi durumlarda pişmanlık talebi geçerlidir. Örneğin bir vergi türü için yapılan ihbar diğer vergi türleri için pişmanlık talebini veya bir gelir unsuru için yapılan ihbar diğer gelir unsurları için yapılacak pişmanlık talebini engellemez.

Kanunda herhangi bir vergi incelemesinin pişmanlık talebini önleyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle tam, kısmi veya karşıt incelemeye başlanmış olması halinde pişmanlık talebi kabul edilmez. İnceleme, pişmanlığı bütün vergiler yönünden keser.

Gerek süresinde verilmeyen beyannamelerin süresinde verilmesi, gerekse eksik beyannamelerin ikmal edilmesi ve de gerekse ödemenin yapılması haber verme tarihinden itibaren 15 gün içerisinde yapılır. Bu süre ödeme hariç mücbir sebeplerin varlığı halinde uzayabilir.

Pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için haber verme tarihi itibariyle vadesi geçmiş vergi asılları ile ödemenin yapılacağı tarihe kadar ki süreye kadar hesap edilecek pişmanlık zammının 15 gün içerisinde ödenmesi gerekir. (169 seri no’lu genel tebliğ

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:24 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #3
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Pişmanlık hükümlerinin esas şartlarından birinin ödeme olması nedeniyle bu vergi tecil edilemez.

3- Ölüm :

Madde 372 - Ölüm halinde vergi cezası düşer.

Açıklama :

Ölüm halinde kesilmeyecek cezalar, sadece ölenin fiillerinden doğmuş olan suçlarla ilgili olanlardır. Varislerin, sorumlu sıfatıyla ölen mükellefler adına yapmaları gereken ödevleri yerine getirmemeleri halinde, kendi adlarına kanunuda ön görülen cezalar tatbik olunur.

Mütevvefaya ait kesinleşsin kesinleşmemiş olsun veya vefattan sonra ortaya çıkmış olsun tüm vergi cezaları düşer. (hapis cezası da düşer mi J)

Genel kaide olarak gecikme zammı, faizi ceza sayılmadığından ölüm ile sözkonusu amme alacaklarından vazgeçilmez.

Adi ortaklık nedeniyle ortaklık adına kesilen cezalardan ortaklar müşterek ve müteselsilen sorumludur. (KDV, Muhtasar ve ortaklık adına kesilen usulsüzlük cezalarından) ancak ortaklardan birinin vefatı halinde vefat eden ortağın hissesine ait cezanın kalkacağı kabul edilmektedir.

Mükellef ve ceza muhatabının farklı kimseler olması ve mükellefin ölümü halinde ceza ortadan kalkmaz. Örneğin ceza muhatabının veli, vasi ve kayyumun olması durumundan mükellefin vefat etmesi cezayı ortadan kaldırmaz.

4- Mücbir Sebepler :

Madde 373 -Bu kanunda yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.

Mücbir sebep halleri mezkur kanunun 13 üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre;

Mücbir sebepler:

1. Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması, gibi hallerdir.

Açıklama:

Mücbir sebepler, vergileme ile ilgili ödevlerin (hak ve ödemelerde mücbir süreleri durdurmaz mukteza) yerine getirilmesi için kanunda ön görülen süreleri durdurur. İşte mücbir sebep, vergi ödevinin, normal süresinde yerine getirilmemiş olmasının gerektirdiği cezayı önler. Yani bu halde suç gerçekleşmemiş sayılır.

Mücbir sebep hallerinden bir olan ağır hastalık, kaza, tutukluluk hallerinde, mükellefin olayı ve olaydan etkilendiğini belgelendirmesi gerekirken; yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi genel ve bilinen afetlerde mükellefin bu durumlardan etkilendiğini ispatlaması yeterlidir.

Ev veya işyerindeki yangın sonucu defterleri zayi olan mükellefin Türk Ticaret Kanunu’nun 88. maddesi uyarınca mahkemeden karar çıkarması gerekmektedir.

Kişinin iradesi dışındaki mecburi gaybubetler ani olarak askere alınma veya seyahat esnasında yolların kapanması gibi hallerdir.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen 10/10/2005 tarih ve B.07.1.GİB.0.37/3729-1112-52461 sayılı yazıda; “213 sayılı Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde belirtilen mücbir sebep hallerinin ancak tarh safhası ile ilgili süreler için uygulanması mümkün olup, tahsilat safhasındaki süreler için uygulanması mümkün olmadığı belirtilmiştir. (Ama Yılmaz Özbalcı tersini düşünüyor.)

Yılmaz Özbalcı ödeme sürelerinin mücbir sebeple uzayacağını ancak bu durumun cebri tahsilat yönünden önem arz ettiğini, gecikme zammının her hal ve takdirde aranılacağını ifade etmiştir.

Mücbir sebeple beyannamenin geç verildiği durumlarda ödeme süresi de gecikir bu durumda tahakkuk yapılmamış olduğundan gecikilen süre için gecikme zammı istenmez. (Y. Özbalcı)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun bakımından VUK’ta yer alan mücbir sebep halleri geçerli olmayıp, mücbir sebep nedeniyle dava açma süresi uzamaz.

Mücbir sebep, mükellefler ve kanuni temsilciler için geçerlidir. Vergileme ile ilgili görevlerin, mükellef yerine, kanuni temsilci tarafından yerine getirilmesi gereken hallerde kanuni temsilcinin şahsı yönünden ortaya çıkan mücbir sebepler, mükellefle ilgili süreleri etkiler. Ancak, tüzel kişiliğin birden fazla temsilcisinin olması halinde biri için oluşan mücbir sebep hali, ödevlerin geciktirilmesine mani teşkil etmez.

Mücbir sebep re’sen takdire engel teşkil etmez.

5- Ceza Kesmede Zamanaşımı :

Madde 374 - Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez.

1.Vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve mükerrer 355'inci maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl (114'üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.);

2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlıyarak iki yıl;

Ancak 336 ncı madde hükmüne göre vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.

Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur.

Soru 2- Vergi cezalarının kısmen veya tamamen ortadan kalktığı durumları açıklayınız. (2006/2)

Kesilip, muhatabına tebliğ edilen cezalar;

1- Ödeme ile

2- Hatanın mevcudiyeti halinde,(ıslah edilir)

3- Vergi cezalarında indirim istenmesi halinde,

4- Son olarak tarhiyat öncesi/tarhiyat sonrası uzlaşma sonucunda,

5- Dava açılması sonucunda, mükellef veya cezanın muhatabı lehine karar verilmesi hallerinde (Bu durumda vergi ve ceza yönünden işlem tamamın iptal edilir hiç yokmuş gibi işlem görür.)

kısmen veya tamamen ortadan kalkar.

1- Vergi Cezalarında Yapılan Hatalar :

Madde 375 - Vergi cezalarında yapılan hatalar, bu kanunda vergi hataları için belli edilen usul ve şartlara göre düzeltilir.

Vergi Hatasının tanımı mezkur kanunun 116 ıncı maddesinde; “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde yapılmıştır. Hesap hataları ile vergilendirmede yapılan hatalara kanunda aşağıdaki gibi sıralanmıştır;

Hesap Hataları

Hesap hataları şunlardır:

1. Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

3. Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Vergilendirme Hataları

Vergilendirme hataları şunlardır:

1. Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır;

2. Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;

3. Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır;

4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir:

1. İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;

2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile;

3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;

4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;

5. Mükellefin müracaatı ile.

2- Vergi Ziyaı, Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezalarında İndirme :

Madde 376 - İkmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse:

1. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,

2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri,

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:24 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #4
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıdaki yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.

Yukarıdaki hükümler vergi aslına tabi olmaksızın kesilen usulsüzlük cezaları hakkında da uygulanır.

Açıklama:

Ceza indirimi ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilen tüm vergi türleri ile bağımsız olarak kesilen usulsüzlük cezalarına uygulanmaktadır.

Kolektif şirket ortakları adına, şirketten sağladıkları kazançla ilgili olarak salınan verginin cezası (ortağın kendi fiilinden doğan suçlar hariç) şirket adına kesilir. Bu durumda şirketin ceza indiriminden yararlanması için hem ortağın hem de şirketin dava açma yoluna gitmemesi gerekir.

Ceza muhatabı, uzlaşma tutanağını imzalayıncaya kadar uzlaşma talebinden vazgeçtiğini beyanla cezadan indirim isteyebilir. Dolayısıyla uzlaşma yoluna gidilip sonuç alınamadığı takdirde, uzlaşmanın sağlanamadığını tespit eden tutanak tarihinden itibaren 15 günlük dava açma süresi dahilinde cezadan indirim talep edile bilinir. Çünkü tutanak imzalanmaz ise yönetmelik uyarınca uzlaşma temin edilememiş sayılıyor ve hiç gidilmemiş gibi işlem görüyor.

Vergi ve ceza ihbarnamesinin kendilerine tebliği üzerine vergi mahkemelerine başvuranlar, dava açma süresi içinde, vergi mahkemesi karar vermemiş olması şartıyla, davadan vazgeçip indirim isteyebilirler. (Y. Özbalcı)

İndirim talebi, ilave vergi ve buna ait cezanın tümünü kapsamalıdır. Bu bütünlük vergi türleri ve vergilendirme dönemleri için aranır.

3- Uzlaşma :

Mükellef tarafından, ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (344 üncü maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369 uncu maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya bu Kanunun 116, 117 ve 118 inci maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükellefler ile uzlaşabilir.

Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir. (Yönetmelikte tam tersi) Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa idarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Mükellef, uzlaşma görüşmelerinde, bağlı olduğu meslek odasından bir temsilci ve 3568 sayılı Kanuna göre kurulan meslek odasından bir meslek mensubu bulundurabilir.

Uzlaşma komisyonlarının tutacakları uzlaşma tutanakları kesin olup gereği vergi dairelerince derhal yerine getirilir.

Mükellef veya adına ceza kesilen; üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunamaz.

Açıklamalar :

Tarhiyat sonrası uzlaşmanın kapsamına vergi dairelerinin tarha yetkili olduğu bütün vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin olarak kesilecek cezalar girer. Usulsüzlük, özel usulsüzlük cezaları ile kaçakçılık suçuna istinaden kesilen vergi ziyaı cezaları tarhiyat sonrası uzlaşmaya konu edilemez.

Kanun hükmünün aksine Uzlaşma Yönetmeliğinde “Uzlaşma talebi, ihbarnamede yazılı vergi ve cezanın tamamı için yapılır. Tarhiyat sonrası uzlaşmada kısmi uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Mükellef veya vekilinin uzlaşma komisyonunun davetine icabet etmemesi, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi halinde (tüm bu haller gelmemiş sayılıyor) uzlaşma temin edilememiş sayılır.

Uzlaşmanın vaki olmaması mükellef ile komisyonun tutarlarda anlaşamaması ve komisyonun nihai teklifini yazarak tarafların tutanağı imzalaması halidir.

Aynı nedenden doğan birden fazla vergi ve cezadan, birinden uzlaşma istenip diğeri için dava yoluna gidilebilir. Aylık vergilerde de her ay için ayrı değerlendirme yapılabilir. Öte yandan vergi ve cezadan biri için uzlaşma istenip diğerinin dava konusu edilmesi söz konusu değildir.

Kolektif şirket bünyesinde tespit edilen matrah farkına ait vergi, hisseleri oranında ortaklar adına tarh edilir. cezası ise kolektif şirket adına kesilir. Tarhiyat sonrası uzlaşmada bölünebilirlik yönetmelikle engellendiğinden, uzlaşma için hem ortakların vergi yönünden hem de kolektif şirketin ceza yönünden uzlaşma istemesi gerekir. Tarhiyat öncesi uzlaşmalarda ise kolektif şirketin ortaklarının ayrı ayrı uzlaşma istemeleri yine T.Ö.U. yönetmeliği dahilinde mümkündür. Bu takdirde vergi ve cezası itibariyle bütünlük de uzlaşma talep edilen ortağa ait vergiye isabet eden ceza tutarı ile aranacaktır.

Adi ortaklığın incelenmesi nedeniyle tarh edilecek vergi ve cezalar ortaklar adına düzenlenecektir. Benimsenen görüşe göre T.S.U yönetmeliğindeki kısmı uzlaşma hakkının olmaması nedeniyle tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerekmekte iken T.Ö. U. İçin tam tersine ortaklar bağımsız olarak hareket edebilecektir.

Mirasçılar ölenin borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olup, bu nispet dahilinde uzlaşma isteyebilirler. Öte yandan uzlaşma talep ettikten sonra ölen kimsenin bu talebi, mirasçılar için de geçerli

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:24 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #5
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
İhtirazı kayıtla yapılan beyan üzerinden salınan vergi uzlaşma kapsamına girer. (Danıştay kararı)

Mücbir sebep uzlaşmaya başvuru süresini durdurmaz. (Danıştay kararı)

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma

Maliye Bakanlığı, vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergilerle kesilecek cezalarda (344 üncü maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilecek tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasına izin verebilir.

Tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması halinde tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava açılamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunulamaz. Uzlaşılan vergi miktarı üzerinden, bu Kanunun 112'nci maddesine göre gecikme faizi hesaplanır.

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması halinde mükellefler veya ceza muhatabı olanlar verginin tarhından ve cezanın kesilmesinden sonra uzlaşma talep edemezler.

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın kapsamına vergi incelemesine dayanılarak salınacak ve vergi dairelerinin tarha yetkili olduğu bütün vergi, resim ve harçlarla bunlara ilişkin olarak kesilecek vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalar (kaçakçılık suçundan doğanlar hariç) girer.

Tarhiyat öncesi uzlaşma yönetmeliği uyarınca, Tarhiyat sonrası uzlaşmanın aksine tatrhiyat öncesi uzlaşmada vergi matrahının bölünebildiği durumlarda kısmı uzlaşma istenebilir ve kısmi uzlaşmaya varıla bilinir.

4- Dava Açma:

Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemelerinde dava açabilirler.

Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif suretiyle alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerekir. Mükellefler vergi hatalarına ait hükümler saklı olmak üzere kendi beyanlarına dava açamazlar. Ancak İYUK 27/8. maddede yer alan hüküm dahilinde itirazi kayıtla verilen beyanlara bu beyana istinaden düzenlenecek tahakkuk fişine istinaden 30 gün içerisinde dava açılabilecektir.

Vergi mahkemelerinde dava açma süresi istisnai haller hariç ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gündür.

Vergi Usul Kanunu’nun 13. maddesinde yazılı mücbir sebepler dava açma süresini uzatmaz.

Vergi mahkemelerinin kararlarına karşı sadece temyize gidilir. Bölge idare mahkemesine gidilmez.

Danıştay Vergi Mahkemelerinin verdiği kararı,

- onaya bilir,

- Kısmen veya tamamen bozabilir. (Görev be yetki dışında bir işe bakılması, hukuka aykırı karar verilmesi ve/veya usul hükümlerine uyulmamış olması)

- Temyiz incelenmesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verebilir.

Bozma kararı üzerine, dosya kararı veren mahkemeye gönderilir. Vergi mahkemesi bozma kararına uyar veya eski kararında ısrar edebilir. Israr kararının ilgili tarafından temyizi halinde, dava Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca incelenir. Buranın vereceği karar herkesi bağlar.

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:25 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #6
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
VERGİ HUKUKUNDA DÖNEMSELLİK İLKESİ ve DÖNEMSELLİK İLKESİ BAKIMINDAN ÖZELLİK ARZ EDEN HUSUSLAR



İşletmelerin süresiz olarak kabul edilen ömrünün, faaliyet sonuçlarının tespiti yönünden belli faaliyet dönemlerine bölünmesi, işletme sahip ve ortakları, işletme yöneticileri ve işletme ile ilişkide bulunan kişi ve kurumlar kadar devlet açısından da önem arz eder. Zira devletin de işletmelerin faaliyet sonuçlarına göre alacağı vergi için süresiz olarak beklemesi mümkün değildir. Bu nedenle muhasebedeki dönemsellik ilkesi gibi vergi kanunlarında da faaliyet dönemleri tespit edilmiştir.



Nitekim Gelir Vergisi Kanunu’nun daha birinci maddesinde “gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” Hükmüne yer verilmek suretiyle gerçek kişilerin vergilendirilmesinde birer takvim yıllık dönemlerin dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Öte yandan benzer bir düzenleme de Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13’üncü maddesinde yapılmıştır. Buna göre Kurumlar Vergisi, kurumlar vergisi mükelleflerinin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacaktır.



Vergi kanunlarındaki dönemsellik ilkesini düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Hesap Dönemi” başlıklı 174’üncü maddesine göre “Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır. Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır. Şu kadar ki, takvim yılı dönem faaliyet ve muamelelinin mahiyetine uygun bulunmayanlar için, bunların müracaatı üzerine Maliye Bakanlığı 12’şer aylık özel hesap dönemleri belli edebilir.” Bu maddeye göre özel hesap dönemi tayin edilenlerin ticari, zirai kazançları, hesap dönemlerinin kapandığı takvim yılının kazancı sayılır. Örneğin 1 temmuz-30 haziran arasında özel hesap dönemi tayin edilen gerçek kişinin 30 haziran 2004 yılında kapanan hesap dönemine ait kazancı 2004 yılı kazancı olarak 2005 yılında beyan edilecektir.



Bazı istisnai hallerde vergilendirme dönemleri bir takvim yılından fazla yada fazla olabilecektir. Aşağıdaki özel haller bunlardan bazılarıdır.



1- İşe Yeni Başlama veya Yıl içinde işi terk durumu (ferdi işletmelerde faaliyetin durdurulması):



VUK 174’üncü maddesinin 4. fıkrasında “Yeniden işe başlama veya işi bırakma hallerinde, hesap dönemi içinde bir yıldan eksik olan faaliyet süresi , hesap dönemi sayılır” hükmüne yer verilerek işe yeni başlayan mükelleflerin işe başlama tarihi ile takvim yılının sona erdiği 31.12. tarihi arasındaki kıst döneminin bir hesap dönemi sayılacağı ifade edilmiştir.



“İşi bırakmanın tarifi” başlıklı 161 inci maddeye göre “ Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi işi bırakmayı ifade eder. İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması işi bırakma sayılmaz.” .Bu hükümden hareketle öteden berri mükellefiyeti olanların yıl içinde vergiye tabi olmayı gerektiren muameleleri bırakmaları halinde takvim yılının başı ile işi bırakma tarihi arasındaki süre bir hesap dönemi sayılacaktır. Çünkü faaliyetin durdurulmasından sonra yapılan işlerde yapılan işlem tasfiye olup, gelir vergisi yönünden kazancı türü değişecek, Kurumlar Vergisi yönünden ise faaliyetini sona erdiren kurum “tasfiye hükümlerine” tabi olacaktır.

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:25 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #7
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Bu noktada dikkat edilecek husus Gelir Vergisi mükelleflerinin takvim yılı içerisinde işini terk etmesi durumunda dahi- yılın ilerleyen dönemlerinde tekrardan faaliyetlerine devam etmeleri göz önünde bulundurularak- beyannamelerini yine ertesi yılın mart ayında vereceğidir.



2- Ölüm ve Memleketi Terk Durumu:



VUK’nun 164’üncü maddesi uyarınca ölüm, işi bırakma hükmündedir. Dolayısıyla gerçek kişi mükellefin takvim yılı içinde vefatı halinde mükellefin vefat tarihi itibariyle işi bıraktığı varsayılır. Dolayısıyla ölüm halinde mükellefin hesap dönemi takvim yılının başı ile ölüm tarihi arasındaki süre ile sınırlıdır. Öte yandan ölen mükellefin kıst dönemine ilişkin beyannamesi GVK 92’inci madde hükmü uyarınca ertesi yılın mart ayı ile sınırlı olmaksızın ölüm tarihinden itibaren 4 ay içince mirasçıları tarafından ilgili vergi dairesine verilir. (genel bir düzenleme: VUK 16, vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirim ve beyan verme sürelerine üç ay eklenir. Gelir vergisi hariç ona özel düzenleme var.)



Kıst hesap döneminin bir diğer uygulaması memleketi terk halidir. Gerçek kişi mükellefin süresiz olarak memleketi terk etmesi halinde takvim yılın başı ile terke takaddüm eden 15 günü evvel arasındaki süre hesap dönemi sayılacak ve ilgili dönem beyannamesi terke takaddüm (önce) eden 15 gün içerinde verilecektir.



3-Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşleri:



Dönemsellik ilkesinin bir istisna uygulaması ise GVK’nun 42 ila 45. maddeleri arasında düzenlenen “Birden Fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleridir.” Buna göre birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işleri sayılır.) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilecek ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilecektir.



Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderleri ya ayrı defterlerde veya tutmakta oldukları defterin ayrı sayfalarında göstereceklerdir. Bu işlere ait beyannameler ise işlerin tamamlandığı yılın geliri olarak ertesi yılda beyan edilecektir.

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:25 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #8
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Verginin Tahakkuku ve Kesinleşmesi ile Gecikme Faizi, Gecikme Zammı Tecil Faizi ve Vergi Ziyaı Cezasının Hesabı



1- Verginin Tahakkuk ve Kesinleşmesi:



Tarh ve tebliğ edilen ver­ginin ödenmesi gereken aşamaya gelmesine verginin tahakkuku denir. Verginin tahakkuk etmesi yani ödenmesi gereken safhaya gelmesi, her zaman kesinleşmiş ol­duğunu ifade etmez. Bir vergi tahakkuk etse hatta tah­sil edilse dahi, bununla ilgili ola­rak yargı organlarına başvurulabi­lir. Türk Vergi Sistemi genel olarak beyan esasına dayanır. Beyana dayanan tarhiyat dışında, tarh ve tebliğ edilen vergiye mükellef veya vergi sorumlusunun itiraz hakkı bulunmaktadır. İlgilinin tarh ve tebliğ edilen vergiye itiraz etmemesi veya dava açma süresinin bitmesi durumunda ya da dava açılmış olmakla birlikte, yargı or­ganınca tarhiyatın onanması ha­linde vergi kesinlik arz eder. Vergi mahkemesinin mükellef aleyhine karar vermiş olması da verginin kesinleştiğini göstermez. Mükellefler, vergi dairesince mah­keme kararının kendisine tebliğ edilmesinden başlayarak otuz gün içinde Danıştay'a başvurabilir. Bu noktada tahakkuk gerçekleşmekle birlikte kesinleşme meydana gelmemiştir. Mükellefin tüm yargı yollarını tüketmesi ile vergi kesinlik kazanmış olacaktır.



Vergi hukukunda verginin tahak­kuk ve kesinleşme zamanları ge­nellikle paralellik arz etmekle birlikte, bu iki kavramın farklı zamanlarda gerçekleştiği durumlar da söz konusu olmaktadır. Tahakkuk ve kesinleş­menin gerçekleşme zamanlarının saptanması, doğurduğu sonuçlar bakımından önem arz etmektedir.



Beyana dayalı vergilerde mükellefin beyannamesini vermesi ile vergi tahakkuk fişi düzenlenmek suretiyle tahakkuk ettirilir. VUK 378’inci maddesi uyarınca mükelleflerin beyan ettikleri matraha ve bu matrah üzerinden tarh ettirdikleri vergilere karşı dava açma hakları olmadığından bu gibi hallerde verginin tahakkuku ve kesinleşmesi bir arada gerçekleşir. Ancak, 2577 sayılı idari Yargı­lama Usulü Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca, ihtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilecek vergi­ler için dava açma hakkı bulunduğundan tahakkuk gerçekleşmekle birlikte kesinleşme gerçekmeyecektir. İhtirazi kayıtla verilen be­yanlara konu matrahların vergisi gibi normal vadelerinde ödene­cektir. Diğer bir anlatımla, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üze­rinden tarh edilecek vergilerin da­va konusu yapılması, bu vergilerin tahsilini durdurmayacaktır. O halde ihti­razi kayıtla beyanın espirisi nedir? Beyanın ihtirazi kayıtla yapılmış olması, sadece Vergi Usul Kanu­nu'nun 378 inci maddesindeki "beyan edilen matrahlara karşı da­va açılamayacağı" ilkesinden kurtulma olanağını vermektedir. Öte yandan mükellefler VUK 378. maddesi uyarınca vergi hataları nedeniyle de beyan edip tahakkuk ettirdikleri vergileri itiraza konu edebilirler.



İkmalen, Re’sen ve İdarece Tarhiyatlarda Tahakkuk ve Kesinleşme:



İkmalen ve re'sen tarhiyat so­nucunda tarh edilen vergiler ve/veya kesilen cezalar, mükelleflere ihbarname ile tebliğ edilir. Mükelleflerin bu tarh edilen vergi ve /veya kesilenen cezalara karşı 30 gün içinde dava aç­ma hakları vardır. Bu süreyi ge­çirdikleri ya da açtıkları davayı kaybettikleri takdirde vergi tahakkuk etmiş, aynı zamanda kesinleşmiş olacaktır.



ÖRNEK: Bir gelir vergisi mükel­lefinin 2001 takvim yılına ilişkin ola­rak 2002 Mart ayında verdiği gelir vergisi beyannamesi 30 Mayıs 2002 tarihinde incelemeye alınmış, incele­me sonucunda, ikmalen tarhiyat ko­nusu matrah farkı tespit edilmiştir. İkmalen tarhiyat ihbarnamesi 10 Ekim 2002 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Mükellef yapılan ikmalen tarhiyata ilişkin olarak 5 Kasım

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:26 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #9
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
tarihinde vergi mahkemesinde dava açmış, ancak, mahkeme tarhiyatı onamıştır. Vergi mahkemesi kararı 20 Aralık 2002 tarihinde vergi daire' since mükellefe ihbarname ile tebliğ edilmiştir.



Örneğimizdeki verileri ve sonuçları şu şekilde değerlendirebili­riz:



Mükellef, 10 Ekim 2002 tari­hinde yapılan ikmalen tarhiyat için dava açmamış olsaydı, tarhi­yat 30 günlük dava açma süresinin sonunda, yani 10 Kasım 2002 tari­hinde hem tahakkuk edecek, hem de kesinleşecekti. Ancak, ikmalen tarhiyat ihbarnamesinin tebliği mükellefe dava açma hakkı doğur­muş, mükellef de bu hakkını kulla­narak dava açmıştır.



Mükellefin yapılan ikmalen tarhiyata karşı vergi mahkemesin­de dava açılması, tarh edilen edi­len verginin tahsilini re’sen durduracak­tır. Vergi mahkemesi tarhiyatı onamış, vergi dairesi de vergi mahkemesi kararını 20 Aralık 2002 tarihinde 2 no’lu ihbarname ile tebliğ etmiştir. Bu tarihten iti­baren bir ay içinde ödemenin yapılması gerekir. Vergi mahkemesi kararı mükellefe çok daha önce de tebliğ edilmiş olsa bile, vergi dairesince, mükellefe ödeme ihbarna­mesi tebliğ edilmeden ödeme sü­resi işlemeye başlamaz.



Ancak, mükellef, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanu­nu'nun 46 nci maddesi uyarınca, vergi mahkemesinin kararına kar­şı, vergi dairesince vergi mahke­mesi kararının kendisine tebliğ ta­rihi olan 20 Aralık 2002'yi izleyen otuz gün içinde temyizen Danış­tay'a başvurabilir. İdari Yargıla­ma Usulü Kanunu'nun 52 nci maddesine göre, "temyiz başvurusunda bulunulmuş olması, re’sen tahsili ve takip işlerininin yürütülmesini durdurmaz Ancak te­minat karşılığında yürütmenin dur­durulmasına karar verilebilir." Buna göre, mükellef temyiz başvurusun da bulunurken vergi mahkemesi kararının yürütülmesini engelle­mek istiyorsa, yürütmeyi durdurma talebinde bulunmak zorundadır.



Mükellef yasal süre içinde Da­nıştay'a başvurmazsa, dava açma süresinin sona ermesi ile vergi kesinleşir. Mükellefin yasal süre içinde Danıştay'a başvurduğunu ve Da­nıştay'ın da vergi mahkemesi kara­rını tasdik ettiğini varsayalım. Da­nıştay kararının vergi dairesince mükellefe ihbarname ile tebliğ edilmesi ile vergi kesinleşecek mi­dir? Kesinleşmeyecektir.



Çünkü; idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54 üncü maddesine göre, "Danıştay dava daireleri ve idari veya Vergi Dava Daireleri Ku­rullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemeleri­nin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen on beş gün içinde taraflarca, kararın düzeltilmesi istenebilir." Kararın dü­zeltilmesi yoluyla, temyiz veya iti­raz başvurulan üzerine ilgili yargı organınca verilen kararların, yasa­da gösterilen süre içinde ve yasada belirtilen nedenler açısından son kez gözden geçirilmesi ve muhte­mel sakatlıkların önlenmesi sağla­nır. Buna göre, onbeş günlük süre içerisinde kararın düzeltilmesi ta­lebinde bulunulmaması halinde, uyuşmazlık sona erer ve vergi ke­sinleşmiş olur. Mükellefçe, Danıştay'da kara­rın düzeltilmesi talebinde bulunulması ve Danıştay'ın karar düzeltil­me istemini reddetmesi durumun­da, verilen yeni kararın ilgiliye tebliği ile vergi kesinleşir.



Vergi Usul Kanunu'nun 376 ncı maddesine göre, ikmalen ve re'sen tarhedilen vergiler ile indi­rimlerden arta kalan cezaların teb­liğ tarihinden itibaren otuz gün İçinde vergi dairesine başvurularak vadesinde veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da belirtilen neviden teminat gösterilmesi halinde vade­nin bitiminden itibaren 3 ay için­de ödeneceği bildirilirse, vergi ziyaı cezası ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirim ya­pılmaktadır. Bu durumda vergi otuz günlük sürenin bitiminde tahakkuk ederek kesinleşir. Mükellefler tercih etmeleri halinde bu süre içinde dava da açabilirler.



Gerek tarhiyat öncesi gerekse, tarhiyat sonrası uzlaşmada; yapılan uzlaşma görüşmeleri sonucunda uzlaşma sağlandığında, durum uz­laşma komisyonunca tutanakla tespit edilir. Uzlaşma komisyonla­rınca düzenlenen tutanaklar ke­sindir. Uzlaşılan vergi ve ceza tu­tarı, ilgiliye komisyonda tebliğ edilen tutanakta gösterildiğinden, yeniden ihbarname çıkarmaya ge­rek yoktur. Artık vergi ve ceza ta­hakkuk etmiş ve kesinleşmiştir. Mükellef veya ceza muhatabı, üze­rinde uzlaşılan ve tutanakla tespit edilen hususlar hakkında, Danış­tay dahil hiçbir yargı organı nezdinde dava açamaz.



Tarhiyat öncesi uzlaşmanın va­ki olmaması halinde, mükellefin tarh edilen vergi ve kesilen cezaya ilişkin ihbarnamenin tebliği tari­hinden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesine başvurma hak­kı bulunmaktadır.



Tarhiyat sonrası uzlaşmada, mükellefin uzlaşma talebinde bu­lunması 30 günlük dava açma hak­kını durdurur. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde, buna ilişkin tu­tanağın mükellef veya ceza muha­tabına tebliği tarihinden itibaren genel hükümler çerçevesinde dava açılabilir. Bu durumda dava açma süresi bitmiş veya on beş günden az kalmışsa, bu süre tutanağın teb­liği tarihinden itibaren on beş gün uzar.



2- Gecikme Faizinin Hesabı:



a)Özel Ödeme zamanları



Gecikme faizinin hesabına gelmeden önce özel ödeme zamanı diye Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesini anlatmada yarar bulunacaktır.



“1. İkmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.”



Öte yandan VUK. 368. madde uyarınca cezalarda dava açma süresinin bittiği tarihten başlayarak bir ay içinde ödenecektir.



Örnek: Gelir vergisi mükellefi bay A 2004 yılına ilişkin Gelir Vergisi beyannamesiyle 500.000.YTL matrah beyan etmiş olsun. Mükellef nezdinde Gelirler Kontrolörü tarafından 10.05.2005 tarihinde tamamlanan incelemeyle mükellef hakkında 150.000 YTL tutarında gelir vergisi farkı tespit edilmiş olsun. Vergi inceleme raporuna istinaden düzenlenen ihbarname mükellefe 25.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş ve mükellef vergi/ceza ihbarnamesine karşı dava yoluna gitmemiştir.



Bu durumda mükellefe 25.05.2005 tarihinde tebliğat yapıldığından tahakkuk (burada aynı zamanda kesinleşme) 30 günlük ilave süre olan 24.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş olacaktır. Bu durumda mükellefin tahakkuk tarihini takip eden 1 ay içerisinde vadesi geçmiş taksitleri ödemesi gerekir. Gelir vergisinin Mart ve temmuz aylarında iki taksitte ödendiği hatırlandığında 24.06.2005 tarihi itibariyle süresi geçen ilk taksitin 1 aylık sürenin sonu olan 24.07.2005 tarihinde ödenmesi gerekirken ikinci taksitin tahakkuk tarihi itibariyle vadesi dolmadığından temmuz ayı sonuna kadar ödemesi gerekecektir.

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:26 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Super Moderators
******
Mesajlar: 1,291
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 5
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #10
RE: Ceza kesilmeyecek haller ve vergi cezalarının kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı h
Şayet örneğimizde dava açma süresi ve dolayısıyla tahakkuk 5.7.2005 tarihinde gerçekleşmiş olsaydı bu durumda ilk taksitin vadesinin tamamen ikinci taksitin süresinin kısmen geçmiş olması nedeniyle her iki taksitte 5.8.2005 tarihine kadar ödenebilecektir.(vadenin kısmen geçmesi halinde de süre 1 ay kanun gereği)



İkmalen, re’sen tarh edilen ve uzlaşılan vergilerden uzlaşma tutanağının tebliği tarihi itibariyle



- (tahakkuk gerçekleşmiş olur) vadesi gelmemiş vergiler normal vade tarihlerinde,

- vadesi tamamen veya kısmen dolmuş vergiler ile cezalar ise tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenecektir. (VUK ek 8)



Pişmanlık hükümden yararlanılabilmesi için ödeme süresi geçmiş vergilerin haber verme tarihinden itibaren başlayarak 15 gün içinde ödenmesi gerekmektedir.



“2. Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını mucip haller dolayısıyla beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleri içinde ödenir.



Mükellefin, vadeleri mezkûr süreden sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır. (bu fıkra ile daha önce tahakkuk etmiş ama henüz vadesi dolmamış vergileri mi kast edilir yoksa beyannameden doğan vergiler mi? İlk hal ise bu durumda ölüm halinde gelir vergisi taksidinin 4 ay uzaması söz konusu olurdu.)



Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.



Bu fıkrada yazılı tahsil süreleri Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun mucibince teminat gösterildiği takdirde, Vergi Kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.”



Bu fıkrada yer alan madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere ölüm ve memleketi terk halinde, gerek kıst dönemin vergisi, gerekse geçmiş dönemlerin tahakkuk etmiş fakat vadeleri daha sonra gelecek olan vergileri, beyanname verme süresinde ödenecektir. Gelir vergisinde bu ölüm tarihinden itibaren dört ay iken diğer vergilerde ilgili verginin beyanına 3 ay ilave edilmek suretiyle bulunacaktır.



ÖRNEK: Tüccar Dürüst Efendi 20.03.2005 tarihinde vefat etmiştir. Mükellefin 2004 yılı beyannamesi ile 1.1.2005-20.3.2005 kıst dönem beyannamesi ile verilmeyen şubat ve kıst dönem mart KDV beyannamesi ne zamana kadar verilecek ve bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergileri ne zaman ödenecektir.



GVK 92 ve VUK 16 ve 112



Ölüm halinde, geçmiş takvim yılı gelir vergisi beyannamesi verilmesinin kıst dönem beyannamesinden sonraya bırakılması söz konusu değildir.



Ölüm ve memleketi terk halinde, istisnai bir ödeme takvimi oluşturulmuş olup, bundan maksat vergi alacağını garanti altına almaktır. Bu sebepten ötürü vadesi dolsun veya dolması tüm vergilerin beyanname verme süresi içinde ödenmesi istenmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu ilave bir hükümle vergi alacağının teminat altına alınması şartı ile vadesi beyanname verme süresi itibariyle henüz dolmamış vergilerin vadelerinde, vadeleri doğanların ise 3 ay içerisinde ödenmesine olanak sağlamıştır.



“3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin 3 numaralı fıkrası gereğince tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.



Ayrıca ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda:



a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar (cezada indirim istense bile 30 günlük süreye kadar gecikme faizi istenecek);



b) Dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar;



Geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz.



Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi; uzlaşılan vergi miktarına, (a) fıkrasında belirtilen tarihten itibaren uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanır.



Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar mükellefler tarafından istenildiği takdirde davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödenebilir”.



“4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120 nci madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.”



“5. İhtirazi kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip yine yargı kararı uyarınca tahsili gereken vergilere, iade tarihinden yargı kararının vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için bu maddede yer alan esaslar dahilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.”





b) İkmalen Re’sen veya idarece tarh edilen vergilerde gecikme faizinin hesabı:



Kanun koyucu gecikme faizinin başlangıç tarihi olan “normal vade tarihi” ibaresi ile mükellef veya vergi sorumlusunun vergi kanunlarına göre ilgili vergiyi tam vaktinde ödeseydi ne zaman ödeyecekse o tarihi kast etmektedir. Yani gelir vergisini ilk taksitini mart ayının son

[Resim: 77220132xu7ny7fr6.gif]
07-19-2007 09:27 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  SMMM VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI GÜLDENN 0 207 01-16-2008 06:44 PM
Son Mesaj: GÜLDENN
  SMMM VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI GÜLDENN 0 541 01-16-2008 06:43 PM
Son Mesaj: GÜLDENN
  SMMM VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI GÜLDENN 0 271 01-16-2008 06:42 PM
Son Mesaj: GÜLDENN
  SMMM VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI GÜLDENN 0 324 01-16-2008 06:42 PM
Son Mesaj: GÜLDENN
  YMM VERGİ TEKNİĞİ GÜLDENN 0 371 01-16-2008 06:41 PM
Son Mesaj: GÜLDENN

Foruma Git: