Hızlı Giriş

Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ÇİFTÇİ BAĞKURU
Yazar Mesaj
Registered
Mesajlar: 2
Katılım: Jan 2008
Karma Puanı: 0
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #1
ÇİFTÇİ BAĞKURU
Babam 1949 Doğumlu ve 5 yıl Esnaf bağkuru yatırmıştır. ve 1995 yılında tevkifat klesintisi yapılmak suretiyle 5 yıl daha çiftçi bağkuru olarak kesinti yapılmıştır bunlar mahkeme kararıylada onaylanmıştır ve gerekliş belgeler mahkeme kararları bağ-kur il müdürlüğüne teslim edilmiştri. benim sorum ise kesinti yapılan çifti tevkifat kesintisi yıl gün olarak mı hesaplanıyor bir ikinci sorum ise toplam ödeme yaptığımız yıl tutarı 10 yıl 5 ay gibi bi süreye tekabül ediyor bu durum babaımn emeklilk işlemlerin yapılması için bizim ödememiz geren yıl miktarı ve ödeyeceğimiz miktar ne olabilir tahmini
01-06-2008 07:13 PM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #2
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
1479 ve 2926 Sayılı Kanunlara Göre Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl sigorta primi ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır.
Ancak, 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı (01.10.1999) itibariyle aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklıdır.
4447 SAYILI KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞI İTİBARİYLE [B](1.10.1999) 15 TAM YIL PRİM ÖDEME SÜRESİYLE KADIN İSE 50, ERKEK İSE 55 YAŞINI DOLDURMAYANLAR

4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren
KADINLAR İÇİN KISMİ AYLIK ŞARTLARI
KANUN ÇIKTIĞI TARİHTE EMEKLİLİĞİNE KALAN SÜRE (01.10.1999 tarihi itibariyle)
ASGARİ EMEKLİLİK YAŞI
ASGARİ PRİM ÖDEME SÜRESİ
2-4 Yıl arasında olanlar 15 Yıl
4-6 Yıl arasında olanlar 15 Yıl
6-8 Yıl arasında olanlar 15 Yıl
8-10 Yıl arasında olanlar 15 Yıl
10 Yıldan fazla olanlar 15 Yıl
ERKEKLER İÇİN KISMİ AYLIK ŞARTLARI
KANUN ÇIKTIĞI TARİHTE EMEKLİLİĞİNE KALAN SÜRE (01.10.1999 tarihi itibariyle)[B][FONT=Verdana][COLOR=#333399][SIZE=2]ASGARİ EMEKLİLİK YAŞI[B][FONT=Verdana][COLOR=#333399][SIZE=2]ASGARİ PRİM ÖDEME SÜRESİ
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]2-4 Yıl arasında olanlar
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]56
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]15 Yıl
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]4-6 Yıl arasında olanlar
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]56
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]15 Yıl
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]6-8 Yıl arasında olanlar
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]57
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]15 Yıl
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]8-10 Yıl arasında olanlar
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]57
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]15 Yıl
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]10 Yıldan fazla olanlar
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]58
[CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2]15 Yıl

[FONT=Verdana][SIZE=2] Kısmi aylıklarda sigortalının hem hizmetinin hem de 1.10.1999 tarihindeki yaşının değerlendirilmesi gerekmekte olup, bunlardan hangisinde emekliliğin dolmasına gereken süre fazla ise o sürenin geçiş süresinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
[FONT=Verdana][SIZE=2]
[FONT=Verdana][SIZE=2]
[FONT=Verdana][SIZE=2]Yukarıdaki şartları taşıması halinde emekli olabilir.
[FONT=Verdana][SIZE=2]Anladığım kadarı ile 15 yıl prim ödenmesi lazım her şart ta.

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
(En son düzenleme: 01-20-2008 09:13 PM hust59®.)
01-06-2008 08:24 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #3
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
SOSYAL GÜVENLİK REFORMUYLA TARIM SEKTÖRÜNDE ÇALIŞANLARIN SOSYAL GÜVENLİĞİ YENİDEN DÜZENLENDİ





Yazar: YakupSÜNGÜ(*)

E-Yaklaşım / Aralık 2007 / Sayı: 53



I- GİRİŞ

Ülkemizde her ne kadar tarım sektörünün büyüklüğü hizmet sektörü ve sanayi sektörüne göre süreç içerisinde gerilemişse de, tarım sektörünün istihdam içindeki payı yadsınamaz bir büyüklük olarak karşımıza çıkmaktadır. 2006 yılı sonu itibariyle SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesi kapsamındaki sigortalı sayısı 14.464.273 kişi olmasına karşın, bunlardan 1.302.907 kişi yani %9’u tarım sektöründen sosyal güvenlik kapsamında çalışmakta veya faaliyet göstermektedir.

Toplam istihdamımızın %29,4’ü tarım sektöründe olmasına karşın, bu sektördeki kayıt dışı istihdam oranı %88 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kayıt dışılık oranı diğer sektörlerin çok üstündedir. Ancak bunu etkileyen faktörlerin başında, bu sektörde çalışan ücretsiz aile işçi sayısının yüksek olması ve bu sektörde çalışanların sosyal güvenliğini düzenleyen yasaların çalışanları veya faaliyet gösterenleri sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakmasıdır. Yani bu sektörde kayıt dışılıktan ziyade, kapsam dışılık söz konusudur.

Mevcut durumda tarımda kamu sektöründe ücretle, özel sektörde ücretle ve sürekli olarak hizmet akdine tabi olarak çalışanların sosyal güvenliği 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda, tarım sektöründe ücretle ve süreksiz olarak hizmet akdine tabi olarak çalışanların sosyal güvenliği 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu’nda, tarım sektöründe kendi nam ve hesabına çalışanların sosyal güvenliği 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanunlardan 506 ve 2925 sayılı Kanunları SSK (Devredilen) yürütürken, 2926 sayılı Kanunu Bağ-Kur (Devredilen) yürütmüştür. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kurulması, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın bu Kurum kapsamında birleşmesi nedeniyle bu üç kanun da SGK tarafından yürütülmektedir.

Bu nedenle yazımızda mevcut durumda tarım sektöründe çalışanların sigortalılık durumları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan düzenlemeler incelenecek ve yapılan değişiklikler değerlendirilecektir.

II- MEVCUT DÜZENLEMELER

A- 506 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KANUNU’NA GÖRE TARIM SİGORTALILIĞI

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3. maddesi I fıkrası (A) bendinde; “Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle, özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak, tarım sanatlarına ait işlerde, tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde, tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık ve benzeri işlerinde çalışanlar hariç olmak üzere tarım işlerinde çalışanlar, bu Kanunun uygulanması bakımından sigortalı sayılmazlar.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla bu işleri yapanlar 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmış, bunun dışındakiler 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmamışlardır.

Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde çalışanların sigortalı sayılabilmesi için “ücretle çalışmaları” yeterli görülmemiş, ücret almaları yanında “sürekli olarak çalışmaları” gerektiği öngörülmüştür.

Tarım sanatlarının icra edildiği yerlerde yapılan işlerde (salça üretme tesisi), tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde (tarım işletmesinin içerisinde bulunan atölyelerde yapılan inşaatlar gibi), tarım işi sayılmayan işyerlerinin park, bahçe gibi yerlerinde yapılan işlerde (sanayi fabrikalarının bahçe düzenlemesi gibi) çalışanlar ücretle ve süreklilik koşulu aranmaksızın 506 sayılı Yasa’ya göre sigortalı sayılmışlardır.

B- 2925 SAYILI TARIM İŞÇİLERİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU’NA GÖRE TARIM SİGORTALILIĞI

Ülkemizde süreksiz tarım işçileri 01.01.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ile sosyal sigorta kapsamına alınmıştır.

Tarım sigortası, tarım işçilerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların istekte bulunmaları kaydıyla bu Kanun’da yazılı şartlarla sosyal güvenliklerini sağlamayı amaçlayan bir sigorta koludur. Tarım sigortasının, hizmet akdi unsuru bulunmasına rağmen, zorunlu olmayıp isteğe bırakılması sigortalının yaptığı işin süreksiz olmasından kaynaklanmaktadır. Süreksiz olarak çalışmaktan kastedilen, sigortalının 30 günden az süren işlerde çalışmasıdır.

Bu Kanun’a göre; 18 yaşını doldurmamış olanlar, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaları nedeniyle prim veya kesenek ödemekte olanlar, sosyal güvenlik kuruluşlarından kendi çalışmalarından dolayı emeklilik (yaşlılık) veya malullük aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri alanlar, aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunanlar ve 2022 sayılı Kanun’a göre aylık bağlananlar sigortalı sayılmamaktadırlar.

C- 2926 SAYILI TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNU’NA GÖRE TARIM SİGORTALILIĞI

Bu Kanun’un amacı, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sosyal güvenliğini sağlamaktır. Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılmışlardır.

2926 sayılı Kanun’un 3. maddesinde tarımsal faaliyette bulunanlar; “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim-dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu Kanun’a göre sigortalı olması gereken kişiler, 18 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.

Bu Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri, Kurumca resen yapılır.

III- SOSYAL GÜVENLİK REFORMUYLA YAPILAN DÜZENLEME
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile tarım sektöründe çalışanların sigortalılık durumunda önemli değişiklikler yapmıştır. Reformda yer alan düzenlemeler aşağıda açıklanacaktır.
A- TARIM SEKTÖRÜNDE KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞANLAR
Kanun’un “Sigortalı Sayılanlar” başlıklı 4. maddesi (b) fıkrası 4. bendinde “tarımsal faaliyette bulunanlar” sigortalı olarak sayılmışlardır.
Tarımsal faaliyet 5510 sayılı Kanun’unun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını” şeklinde tanımlanmıştır.

Mevcut durumda 2926 sayılı Kanun’da yer alan tarımda kendi nam ve hesabına faaliyet gösterenler bu kapsama alınmıştır.

5510 sayılı Kanun’un sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. maddesi (h) fıkrasına istinaden tarımsal faaliyette bulunanlardan 18 yaşını doldurmayanlar sigortalı sayılmamıştır.

Yine Kanun’un 6. maddesi (ı) fıkrasında; “Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun’da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler sigortalı sayılmazlar,” hükmü yer almaktadır. Buradaki en önemli yenilik, tarımsal faaliyette bulunup gelirinden gideri düşüldükten sonra kalan tutarın asgari ücretin (prime esas kazancın alt sınırının) altında olması durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olmamasıdır. Burada özellikle yoksul kesim, yani tarımsal faaliyetle uğraşıp prim ödeme gücü bulunmayan kişilerin sigortalılık kapsamı dışında tutulması amaçlanmıştır.

B- TARIM SEKTÖRÜNDE HİZMET AKDİNE TABİ OLARAK ÇALIŞANLAR
1- Hizmet Akdine Tabi Olarak Sürekli Çalışanlar
5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi (a) fıkrasında, “hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar…” sigortalı sayılır. Burada tarım kesiminde dahi olsa hizmet akdinin “hizmet, ücret, bağlılık” gibi unsurları taşıyan çalışanların sigortalı olmaları gerektiği belirtilmiştir.

5510 sayılı Kanun’un 6. maddesi (ı) fıkrasında; “… tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar … sigortalı sayılmazlar. ” hükmünden yola çıktığımızda, tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle sürekli olarak çalışanların sigortalı olmaları gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ise sigortalı sayılmamıştır. Oysa mevcut 2925 sayılı Kanun’da tarım sektöründe süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı yer almaktadır. 5510 sayılı Kanun’da ise tarım sektöründe süreksiz olarak çalışanlar zorunlu sigortalılık kapsamı dışında tutulmuştur.

2- Kamu Sektöründe Çalışanlar
5510 sayılı Kanun’un 6. maddesi (ı) fıkrasında; “Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun’da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler sigortalı sayılmazlar.” hükmüne istinaden kamu idarelerinde tarım işlerinde çalışanların sigortalı olmaları gerektiği belirtilmiştir.
Böylece 506 sayılı Kanun’da olduğu gibi tarım sektöründe sigortalı sayılmayan kişilerden “kamu idarelerinde çalışanlar” hariç tutulmuştur. Yani kamu idarelerinde çalışan kişiler sigortalı sayılmıştır. Oysa 506 sayılı Kanun’da “kamu idarelerinde ücretle çalışan kişiler” sigortalı sayılmıştı. Bu Kanun’da ise ücret hususu yer almaksızın kamu idarelerinde tarım işlerinde çalışanların sigortalı olmaları gerektiği yer almaktadır.

IV- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Mevcut durumda, tarım sektöründe hizmet akdine tabi olarak süreksiz çalışanların sigortalılığı 2925 sayılı Kanun’da, tarımda kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalılığı 2926 sayılı Kanun’da ve tarım işi yapıp kamu işyerlerinde ücretle çalışanlar ile özel sektörde ücretle ve sürekli olarak çalışanların sigortalılığı 506 sayılı Kanun’da yer almasına karşın, sosyal güvenlik reformuyla tarımda çalışanların sosyal güvenlik durumları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiştir (5510 sayılı Kanun’un bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle Kurumca hazırlanıp tarafların görüş ve önerilerine sunulan yasa taslağında da bu konuda önemli değişiklikler bulunmamaktadır) .
Burada getirilen en önemli yeniliklerden biri, “tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun’da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler sigortalı sayılmazlar” düzenlemesidir. Zaten tarımsal faaliyetten dolayı makul düzeyde gelir sağlayamayan kişilerin sosyal güvenlik kapsamına alınması sadece kayıt dışı rakamını yükseltecektir. Dolayısıyla tarım sektöründe faaliyet gösteren ve yoksulluk sınırının altında yaşayanların zorunlu sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakılması ülkemiz gerçekleriyle de bağdaşmaktadır.
Bir diğer önemli yenilik de, özel sektörde hizmet akdine tabi olarak süreksiz olarak çalışan kişilerin zorunlu sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakılmasıdır. Zira tarım sektöründe emeğin katma değerinin düşük olması, süreksiz olarak çalışanların geçimlerini sağlamakta güçlük çekmeleri ve prim ödeme güçlerinin olmaması nedenleriyle sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakılmışlardır.
Bu düzenlemelerle tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakıldığı düşünülse de, tarım sektöründe istihdam edilenlerin yaklaşık %90’ının kayıt dışı olduğu göz önüne alındığında bu düşüncenin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, sosyal güvenlik reformuyla isteğe bağlı sigortalılık şartlarının kolaylaştırılması, gün sayısının aranmaması nedeniyle bu kişilerin istemeleri durumunda isteğe bağlı sigorta yaptırarak sosyal güvenlik şemsiyesi altına girebilmeleri de mümkündür.
Dolayısıyla, sosyal güvenlik reformuyla tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenliğinin sağlanması konusundaki mevzuat dağınıklığı ve karmaşıklığı giderilerek ülke gerçekleri ve kişilerin kazanç düzeyleri dikkate alınarak tarımda çalışanların sosyal güvenliği yeniden düzenlenmiştir.





--------------------------------------------------------------------------------

* Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi, Maliye Anabilim Dalı Uzmanı


Eklenti Dosyaları
.doc  2926 sayılıtarım bagkur kanunu.doc (Boyut: 250.5 KB / İndirilme: 3)

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
(En son düzenleme: 01-20-2008 09:21 PM hust59®.)
01-20-2008 09:14 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #4
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
TARIM BAĞ-KUR SİGORTALILARINA AİT PRİM BORÇLARININ, ÜRÜN BEDELLERİNDEN KESİLMEK SURETİYLE TAHSİLİ UYGULAMASI VE YERSİZ KESİNTİLERİN DURUMU









Yazar: FazılKARA (*)

E-Yaklaşım / Eylül 2007 / Sayı: 50





I- GİRİŞ

Tarım kesiminde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlara ve hak sahiplerine, malûllük, yaşlılık ve ölüm hallerinde sosyal sigorta yardımları sağlamak amacıyla 2926 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur (1). Bu Kanunu uygulama görevi ise Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir (2). Söz konusu Kanun’un 36. maddesiyle, bu Kanun kapsamında sigortalı olanların prim borçlarının, ilgili sigortalıların (Kamu İdare ve Müesseselerine, Kooperatiflere, Ticaret Şirketlerine vs.) satmış oldukları ürünlerin bedellerinden kesinti yapılmak suretiyle (Tevkifat Uygulaması) tahsil edilebilmesine (Bakanlar Kurulu Kararı alınması şartıyla) (3) imkân tanınmıştır.

Bu imkâna dayanak oluşturan 36. madde yürürlükten kaldırılmışsa da (4), (1479 sayılı Kanun’un 53. maddesine yapılan bir ekleme doğrultusunda) (5) ürün bedellerinden kesinti suretiyle prim tahsilâtı (tevkifat) uygulaması devam ettirilmiştir. 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olanların Kurum’a olan prim borçlarının tahsiline yönelik bu uygulama ve uygulama sırasında meydana gelen yersiz kesintilerin durumu makalemizin konusunu oluşturmaktadır.



II- 2926 SAYILI KANUNUN KAPSAMI VE KİMLERİN BU KANUN’A GÖRE SİGORTALI OLDUĞU

Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kişilerin 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları, söz konusu Kanun’un “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde belirtilmiştir. Tarımsal faaliyetin neleri kapsadığı ise söz konusu Kanun’un 3. maddesinin (b) bendinde tanımlanmıştır. Tarımsal faaliyeti tanımlayan bu bendin metnine aşağıda yer verilmiştir.

“Madde-3: Bu Kanun’da geçen;

b) Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde ortaklık veya kiralamak suretiyle, başkalarının mülkünde kamuya mahsus mahallerde ekim, dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları, ifade eder.”

Kanun’un 2. maddesi kapsamında yukarıda belirtilen faaliyetleri yapan ve bu nedenle 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan kişiler arasında prim borcu bulunan sigortalıların, söz konusu borçları “Tevkifat Uygulaması” ile tahsil edilebilmektedir.



III- 2926 SAYILI KANUN KAPSAMINDA SİGORTALI OLANLARIN PRİM BORÇLARININ, ÜRÜN BEDELLERİNDEN KESİLMEK SURETİYLE TAHSİLİ (TEVKİFAT) UYGULAMASI

Yasal dayanaklarına “Giriş” kısmında değindiğimiz tevkifat uygulamasının amacı, Kurum’a prim borcu bulunan sigortalıların, tarımsal ürünlerinin satışından elde ettikleri gelirlerinin bir kısmının, ürünleri satın alan gerçek ve tüzel kişilerce alı konarak, sigortalının borcuna mahsup edilmek üzere Kurum’a aktarılmasını sağlamaktır.

Bu çerçevede konuyu açıklayacak olursak; tarımsal ürünleri satın alan (ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca çiftçilerden satın alınan ürün bedelleri üzeriden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan) kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, kooperatifler ve diğer kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortakları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, zirai kazançlarını bilânço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticari ve serbest meslek erbabının, 2926 sayılı Kanun’a tabi olup Kurum’a prim borcu bulunan sigortalıların kendilerine satmış oldukları ürün bedellerinden %1 oranında kesinti yapmaları ve yaptıkları bu kesintileri, ilgili belgeler ile birlikte, Bağ-Kur’a aktarmaları gerekmektedir.

Bu uygulama sırasında, gerek tarım ürünlerini satan, gerekse satın alan kişilerin, tevkifat uygulaması konusunda yeterli bilgilerinin bulunmamasından, konuya gereken önemi vermemelerinden yahut sair sebeplerden dolayı, bir takım yanlışlıkların ve aksaklıkların yaşandığına şahit olmaktayız.

Şöyle ki; tevkifat uygulamasının kapsamını, Bağ-Kur’ a prim borcu bulunan tarım sigortalılarının sattıkları ürünler oluşturmaktadır. Uygulama kapsamının belirlenmesi amacıyla, tevkifattan muaf olan kişilere, Bağ-Kur tarafından “Muafiyet Belgesi” verilmektedir. Bu çerçevede, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı oldukları halde prim borcu bulunmayan sigortalıların ve tarımsal faaliyette bulunmalarına karşın 2926 sayılı Kanun kapsamında bulunmayanların (6) Bağ-Kur İl Müdürlüklerine başvurarak Muafiyet Belgesi almaları gerekmektedir. Söz konusu kişiler, ürün sattıkları sırada bu belgelerini gösterdiklerinde, ürün bedellerinden kesinti yapılmamaktadır. Yine diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tâbi çalışanların, çalıştıklarını gösteren belgelerini tevkifatçılara ibraz etmeleri halinde ürün bedellerinden kesinti yapılması söz konusu olmayacaktır.



IV- YERSİZ YAPILAN KESİNTİLER VE BU KESİNTİLERİN İLGİLİLERİNE İADESİ

Kesintiden muaf olan kişilerin, Bağ-Kur’a müracaat ederek “Muafiyet Belgesi” almamaları, gerek muafiyet belgelerinin gerekse diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışanların, çalıştıklarına dair belgelerinin, gerektiğinde (ürün satın alan) yetkili şahıslara gösterilmemesi durumunda (tevkifattan muaf olunmasına rağmen), ürün bedellerinden % 1 “Tarım Tevkifatı” yapılması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu durumda, tevkifattan muaf durumda olan (ve makalemizin III. Kısmının dördüncü paragrafında belirtilen) şahıslardan yersiz olarak kesinti yapılmış olmakta, yani bu kişilere sattıkları ürün bedelleri eksik olarak ödenmekte, bu suretle de söz konusu kişilerin hak kayıpları meydana gelmektedir (7).

Mevcut yersiz kesintinin ilgililerine iadesi ile söz konusu hak kayıplarının önüne geçilmesi mümkündür. Bu iade işlemi şu şekilde gerçekleşmektedir. Kendilerinden yersiz kesinti yapılan şahıslar, ürünlerini satın alan kişi ve kuruluşlar tarafından kendilerine verilen (kesinti yapıldığını ve kesinti tutarını gösteren) belgelerle birlikte, tevkifattan muaf olduklarını kanıtlayan belgeleri, Bağ-Kur İl Müdürlüklerine ibraz edeceklerdir. Söz konusu belgelerin, Kurum bünyesindeki bilgi ve belgelerle karşılaştırılması suretiyle yapılacak araştırmalar neticesinde, yersiz kesinti yapıldığının ve kesinti tutarının Kurum’a aktarıldığının tespit edilmesi halinde, gerekli işlemleri müteakiben kesinti tutarları ilgililere ödenmektedir.



V- SONUÇ

Tarım Bağ-Kur sigortalısı olan kişilerin, Kurum’a prim borcu bulunması halinde, söz konusu sigortalılara ait tarım ürünlerini satın alan kişi ve kurumlar tarafından, bu ürün bedellerinden % 1 oranında kesinti yapılmakta ve bu kesinti tutarları, ilgili sigortalıların prim borçlarına mahsuben Bağ-Kur’a aktarılmaktadır.

Ancak uygulama sırasında, bilgi eksikliği yahut diğer sebeplerle, yersiz kesintiler söz konusu olmakta, tev-kifattan muaf olan şahısların satmış oldukları ürün bedellerinden, Bağ-Kur için gereksiz kesinti yapılabilmektedir. Bu durumda, ürün bedellerinin eksik teslim alınmasından dolayı hak kayıpları söz konusu olacaktır.

Bu gibi yersiz kesintiye muhatap olan kişilerin, kesintiden muaf olduklarına, buna karşın kendilerinden kesinti yapıldığına dair belgelerle birlikte Bağ-Kur İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde, bahse konu yersiz kesinti tutarları kendilerine iade edilecektir.




--------------------------------------------------------------------------------

* Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi

(1) 20.10.1983 tarih ve 18197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) 2926 sayılı Kanun’un 62. maddesi.

(3) 08.01.1994 tarih ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden kesinti yapılmasına imkan tanınmıştır.

(4) 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

(5) 4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile eklenmiştir.

(6) Diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışanlar ile ileri yaşta olup sigortalı olmak istemediğinden sigortalı sayılmayan çiftçiler.

(7) Söz konusu kesintilerin tutarı, ürünleri satın alan gerçek ve tüzel kişilerce verilen ürün alımına ilişkin belgelerde görülebilecektir.

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
01-20-2008 09:27 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #5
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
BAĞ-KUR’UN UYGULADIĞI TEVKİFAT KESİNTİLERİNİN YASAL OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ TEREDDÜTLER VE BUNLARIN CEVAPLARI

KAYNAK : YAKLAŞIM DERGİSİ



Yazar: DerdaAKCAN(*)

E-Yaklaşım / Ekim 2007 / Sayı: 51 ' den alıntıdır



I- GİRİŞ

Bağ-Kur adına tevkifat kesintisi yapanların kestikleri tevkifat tutarlarını Bağ-Kur hesaplarına yatırmaları bir zorunluluktur. Ancak uygulamada tevkifat kesintisi yapmakla yükümlü birçok kurum ve kuruluş, çiftçilerden yaptıkları tevkifat kesintilerini Bağ-Kur hesaplarına yatırmamışlar ve yüklü miktardaki bu paraları kendileri kullanmışlardır.

Son zamanlarda Bağ-Kur tarafından bahse konu kurum ve kuruluşların tespiti yapılıp haksız yere kullandıkları bu paraları geri almak üzere yasal olarak tahsilât işlemleri başlatılınca Bağ-Kur’un yaptığı işlemler birçok gazete ve basın yayın organlarınca eleştirilmişti.

Konu hakkında Bağ-Kur’un geçmiş yıllardaki tevkifat kesintilerini istemesinin haksız ve yersiz olduğu eleştirilerinden tutun da, Bağ-Kur’un uyguladığı tevkifat kesintilerinin yasal olmadığı ve Bağ-Kur’un söz konusu tevkifatları hukuksal dayanaktan yoksun olarak yaptığına kadar birçok tenkit ve eleştiriler yapılmıştır.

Son zamanlarda sıkça dillendirilen bu konunun açıklığa kavuşturulması ve gerçekten Bağ-Kur’un uyguladığı tevkifat kesintilerinin hukuksal ve yasal olup olmadığına ilişkin tereddütlerin giderilmesi adına tevkifat konusunun hukuksal ve yasal alt yapısını tüm ayrıntıları ile ele alıp açıklamaya çalışalım.



II- BAĞ-KUR’DAKİ TEVKİFAT UYGULAMASININ YASAL DAYANAĞI

2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 36. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[1] ile çiftçilerden satın alınan ürünlerden Bağ-Kur prim borçlarına mahsuben % 3 oranında tevkifat (kaynaktan prim kesintisi) yapılması düzenlenmiştir.

Anılan Kararname’nin (Bakanlar Kurulu Kararı) uygulanması 13.07.1993 tarihli ve 21636 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1993/4608 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 01.07.1993 tarihinden geçerli olmak üzere 60 gün süreyle, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1993/4777 sayılı Bakanlar Kurulu kararı [2] ile 30.08.1993 tarihinden geçerli olmak üzere 01.01.1994 tarihine kadar, 28.01.1994 tarihli ve 21832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1994/5173 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de 01.01.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 01.04.1994 tarihine kadar ertelenmiş ve aynı kararname ile kararın 1. maddesinde yer alan “%3” oranı “%1’e” indirilmiştir. Anılan Bakanlar Kurulu kararları gereği Bağ-Kur’da tevkifat kesintisi uygulamasına ilk olarak 01.04.1994 tarihinden başlanılmıştır.

Bağ-Kur’da 01.04.1994 tarihinden itibaren yürürlüğe konulan tevkifat uygulamasının ayrıntıları 26.03.1994 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği Seri No: 4” ile belirlenmiştir.

Uygulamanın 01.04.1994 tarihinde başlatılmasından birkaç sonra Bağ- Kur’daki tevkifat uygulaması yargıya intikal etmiş ve bunun üzerine, 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi Danıştay 10 uncu Dairesinin 27.06.1994 tarih ve 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Bu iptal kararının akabinde Bağ-Kur’da yapılan çalışmalar neticesinde iptal edilen kararnamenin kapsamı genişletilerek 15.08.1994 tarih ve 94/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı haline getirilmiş ve 6 Seri No.lu Uygulama Tebliği çıkarılarak tevkifatın 4 Seri No.lu Tebliğde düzenlendiği şekliyle uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir.

02.08.2003 tarihinde çıkarılan 4956 sayılı Kanunla[3] Bağ-Kur mevzuatında önemli değişikliler yapılmış olup, bu çerçevede söz konusu Kanunun 56. maddesiyle Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun 36. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu düzenleme nedeniyle 02.08.2003 tarihi itibariyle 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı da yürürlükten kalkmıştır. 4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle; “Sigortalılar, aylık prim borcunu ilgili ayın sonuna kadar ödemek zorundadırlar. Kurumun, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun’a göre tahakkuk eden prim alacakları aylık olarak veya Kurumca tespit edilecek dönemlerde ödenir. Ayrıca, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.” hükmü getirilmiş ve bu hükme istinaden günümüze kadar Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasına devam olunmaktadır.



III- TEVKİFATIN HAKSIZ VE YERSİZ YAPILDIĞINA İLİŞKİN İDDİALARLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

SORU 1: Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 36. maddesi 4956 sayılı Kanun’un 56/d maddesiyle 02.08.2003’ten itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Her ne kadar 4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kararı ile Bağ-Kur’da tevkifat kesintilerinin yapılmasına devam edileceği belirtilmişse de, 94/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yerine yeni bir kararname çıkarılmadığı için Bağ-Kur’un tevkifat konusunda işlem yapma yetkisi kalmamıştır? Tevkifatla ilgili yapılan işlemler “yok” hükmündedir?

CEVAP 1: Bilindiği gibi 4956 sayılı Kanunla; 2926 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun arasında norm ve standart birliği sağlanmak amacıyla 2926 sayılı Kanun’un 1479 sayılı Kanunla paralellik arz eden birçok maddesi yürürlükten kaldırılmış ve yine 2926 sayılı Kanun’a özel bazı hükümler 1479 sayılı Kanun’a taşınmış ve kesintisiz bir uygulama sağlanması amaçlanmıştır.

4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un aynı başlıklı 53. maddesinin birinci fıkrası, 2926 sayılı Kanunu da kapsayacak şekilde değiştirilmiş ve 36. maddede yer alan tarım sigortalılarının prim borçlarının Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebileceğine ilişkin hüküm fıkraya son cümle olarak eklenmiştir. Bu değişiklik ise, Kanunun yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. 4956 sayılı Kanun’un; 2926 sayılı Kanundan 1479 sayılı Kanun’a geçişi düzenleyen geçici 3. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinin değiştirilen bazı hükümlerinin 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılara uygulanması 01.01.2005 tarihine ertelenmiş ancak tevkifata cevaz veren birinci fıkrasının son cümlesi erteleme kapsamı dışında bırakılmıştır. Dolaysıyla son cümlenin yürürlüğü korunmuştur.

4956 sayılı Kanun’un 54. maddesi ile 2926 sayılı Kanun’a eklenen ve yine aynı tarihte yürürlüğe giren ek 3. madde ile 1479 sayılı Kanun’un İkinci Kısım, Beşinci Bölümünde yer alan 53. maddenin 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının hukuki dayanağı, kanun ve madde numarası değişse dahi hükmünü kesintisiz olarak korumuş olup, kanun koyucu uygulamanın kesintisiz olarak devamı için gerekli tüm tedbirleri aldığı için yeni bir bakanlar kurulu kararı olmasa bile Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması devam ettirilmektedir.

SORU 2: 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu karara dayanılarak çıkarılan Bağ-Kur’da tevkifatın nasıl yapılacağına ilişkin hükümleri belirleyen 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği Danıştay 10 uncu Dairesinin 27.06.1994 tarih ve 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar Sayılı Kararı ile iptal edildiği için Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması hükümsüz hale gelmiştir?

CEVAP 2: Anılan Bakanlar Kurulu kararı iptal edilince tevkifat uygulamasının kesintisiz devamını sağlamak üzere Danıştay 10 uncu Dairesinin iptal kararındaki gerekçeler de dikkate alınarak hazırlanan 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğe konmuş ve yine bu kararla 03.04.1993 tarihli ve 1993/4384 sayılı, 08.01.1994 tarihli ve 1994/5173 sayılı Bakanlar Kurulu kararları yürürlükten kaldırılmıştır. Yayımlanan (6) Seri No.lu tebliğ ile de uygulamanın (4) Seri No.lu tebliğe göre devam edeceği duyurulmuştur.

Anılan Danıştay kararının Bağ-Kur tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu önce 14.10.1994 tarihli ve 1994/669 sayılı kararıyla Danıştay 10 uncu Dairesinin 1993/4384 sayılı kararnameyi iptal eden 27.06.1994 tarihli, 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar sayılı ilamının yürütmesinin durdurulmasına hükmetmiş daha sonra da, 22.03.1996 tarih, 1994/669 Esas ve 1996/162 Karar sayılı ilamıyla anılan Dairenin kararnamenin iptaline yönelik kararını bozmuştur. Bozmadan sonra Danıştay 10 uncu Dairesinin 26.09.2000 tarihli, 1997/1551 Esas ve 2000/4780 Karar sayılı ilamı ile de davanın reddine karar verilmiştir.

Halen uygulamada olan 1994/6006 sayılı ikinci BKK için bir iptal davası açılmamıştır. Ancak birinci (93/4384) BKK’nın yargı denetiminden geçtiği ve hukuka uygunluğunun yargı tarafından da saptandığı, ikinci BKK’nın ise birincisinin Danıştay İdari Daire Daireleri Genel Kurulunca hukuka uygun bulunmasına rağmen 10 uncu Dairenin iptal gerekçelerine de uygun olarak hazırlandığı dikkate alındığında; 94/6006 sayılı BKK’nı yetkisini kanundan alan, yargı denetiminden geçmiş ve dolayısı ile hukuka uygun, uyulması zorunlu bir idari işlem olarak nitelendirmek gerekir.

SORU 3: Bağ-Kur yasalarına ve 4 Seri No.lu uygulama tebliğine göre tevkifat, yalnızca 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olan (tarım Bağ-Kur’lusu olan) ve prim borcu bulunan çiftçilerin prim borçlarına mahsuben sattıkları ürün bedellerinden tahsil edilmesi gerekirken, her ürün satan kişiden tevkifat kesintisi yapılır hale geldiğinden dolayı tevkifatın bu haliyle uygulanması doğru değildir?

CEVAP 3: Bağ-Kur’da tevkifatın nasıl yapılacağına ilişkin hükümleri düzenleyen 4 Seri No.lu uygulama tebliğine göre, her ürün teslimi yapan kişiden tevkifat kesilmemesi gerekir. Tevkifat 18 yaşını doldurmayanlardan, 58 yaşını tamamlamış kadınlar ile 60 yaşını doldurmuş erkeklerden, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu, SSK ve Emekli Sandığı kapsamında olanlardan ve Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığından emekli aylığı alanlardan kesilemez. Tevkifatın sadece 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup ta Bağ-Kur’a borcu olanlardan kesilmesi gerekir. 2926 sayılı kanun kapsamında sigortalı olması gerekenlerden ve tarım Bağ-Kur’lusu olup ta prim borcu bulunmayanlardan ve borçlarını taksitlendirenlerden tevkifat kesintisi yapılmaması gerekir.

Ancak maalesef bu gün itibariyle ürün teslim alan yerler tevkifatla ilgili mevzuatı tam olarak bilmedikleri için her ürün teslim eden kişiden tevkifat kesintisi yapılır hale gelmiştir. Bağ-Kur ise, tevkifat kesintisi yapan kurum ve kuruluşları mevzuatla ilgili yönlendirmediği ve buralara gerekli eğitimler verip otokontrol sistemini kuramadığı için günümüz itibariyle Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması olması gerekenden farklı bir hal almıştır. Bu yönüyle Bağ-Kur’da tevkifatın yanlış ve olması gerekenden farklı bir şekilde uygulandığı yönündeki eleştiriler ve tenkitler haklı olup, Sosyal Güvenlik Kurumu tevkifatın doğru bir şekilde uygulanmasıyla ilgili gerekli önlemleri ve düzenlemeleri yapmalıdır.

SORU 4: 2006 yılında çıkarılan 5458 sayılı Kanun’un[4] 15. maddesiyle 2926 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yapılan düzenleme ile “yıllık tarımsal gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden veya belgeleyenlerin” 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmamaları öngörülmüştür. Buna göre tarım Bağ-Kur’lusu olsa bile madde metni hükümlerine dâhil olan kişilerin sattıkları ürünlerden tevkifat kesilmemesi gerekir. Bu konuda Bağ-Kur herhangi bir uygulama esası belirlemediği için tevkifatın bu haliyle uygulanması hukuki değildir?

CEVAP 4: 5458 sayılı Kanunla Bağ-Kur tarım sigortalısı olmada getirilen bu sınırlamadan önce bir kişinin üç-beş hayvanı veya kendi bahçesinde küçük bir tarımsal faaliyeti olsa bile, Bağ-Kur tarım sigortası kapsamına alınması ve tarım sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekmekte idi. 5458 sayılı Kanunla sigortalı olmada getirilen bu sınırlama ile her çiftçi ve ürün satan kişinin tarım sigortalısı sayılmaması gerekir. Ancak 5458 sayılı Yasa ile gelen bu yeni hüküm tevkifat kesintileri konusunda henüz uygulanmamaktadır.

Yani 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle gelen bu hükme göre, ürün satan kişilerden yıllık tarımsal gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu belgeleyenlerden tevkifat kesintisi yapılmaması gerekir. Kanun maddesindeki bu husus, ürün teslim eden kişiler eğer ürünlerinden elde ettikleri gelirin 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu iddia ediyorlarsa, Bağ-Kur’dan veya tarım müdürlüklerinden alacakları bir belge ile bunu ispat etmeleri ve bu durumda olan kişiler ürün sattıklarında bunlardan tevkifat kesintisi yapılmaması sağlanmalıdır.

Ancak uygulamada buna ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki hükümler göz önünde bulundurulmadan yapıldığı eleştirileri ve tenkitleri doğru ve haklı olup Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uygulamayı olması gereken haliyle yapması icap eder.

SORU 5: Bağ-Kur’un yaptığı bir kısım uygulamalarda 2000 ve 2001 yıllarına ait tevkifat kesintileri ödeme emriyle takip olunmaya çalışılmaktadır. Bağ-Kur’un tevkifat alacakları zamanaşımına tabi değil midir?

CEVAP 5: Diğer Kamu alacaklarında olduğu gibi Bağ-Kur’un alacaklarında ve tevkifat alacaklarında da elbette bir zamanaşımı süresi vardır ve olmalıdır. Tevkifatla ilgili zamanaşımı Bağ-Kur’da şu şekilde işletilmektedir.

Bağ-Kur’da tevkifatla ilgili zamanaşımı süresi, tevkifat kesintisi yapılması gerekipte yapılmaması durumunda kesintinin yapılması gerektiği tarihten, tevkifat kesintisi yapılıp ta Bağ-Kur hesaplarına kesintinin intikal ettirilmediği durumlarda ise kesintinin yapıldığı tarihten itibaren Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmüne göre 10 yıl olarak uygulanmaktadır. Ancak bu konuda herhangi bir yargı kararı mevcut değildir.

SORU 6: Ürün teslim eden kişilerden tevkifat kesipte Bağ-Kur hesaplarına aktarmayan kurum ve kuruluşlara Bağ-Kur tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı başvurulacak hukuki veya idari yollar nelerdir?

CEVAP 6: Yapılan tevkifat tutarlarının Bağ-Kur hesaplarına aktarılması için Bağ-Kur tarafından gönderilen ödeme emirlerine itiraz edilmesi durumunda konu yargıya intikal etmemişse itirazlar Bağ-Kur İl Müdürlüklerine (devredilen) veya Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılabilir. Konu yargıya intikal etmişse itirazlar yargı mercilerine yapılmalıdır. Burada önemle belirtilmesi gereken husus; idareye veya yargıya yapılacak itirazlarda eğer Kurum aleyhine dava açılmış veya itiraz edilmekte ise, kesintiye esas olan brüt matrahlar hakkında veya tevkifatla ilgili diğer konularda ispat yükü davayı açana (tevkifata veya matrahına itiraz edene) ait olacaktır.

SORU 7: Bağ-Kur’un tevkifat kesip te hesaplarına yatırmayan kurum ve kuruluşlardaki alacaklarını tahsil konusunda anılan yerlerle uzlaşma, taksitlendirme ve buna benzer kolaylaştırıcı idari işlemler yapma yetkisi var mıdır?

CEVAP 7: Tevkifat tutarlarının Bağ-Kur hesaplarına peşin ve defaten yatırılması asıldır. Ancak tevkifat sorumlularının peşin ödeme imkânının olmadığı durumlarda ise taksitlerle ödeme yapılması hususunda Bütçe Uygulama Talimatının İl Müdürlüklerine yetki verdiği miktarlarda İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yönetim Kuruluna yetki verdiği miktarlarda da Yönetim Kurulu yetkilidir. Ancak uygulamada bu anlamda bir bütçe uygulama talimatı henüz hazırlanmamıştır. Uzlaşma mekanizması ise Bağ-Kur tevkifat alacaklarına uygulanmamaktadır.

SORU 8: Tevkifat kesintileri ile ilgili evraklar Bağ-Kur tarafından istenildiğinde tevkifatı yapan kurum ve kuruluşlar bu evrakları Bağ-Kur’a ibraz etmediğinde veya incelenmesine müsaade etmedikleri takdirde karşılaşılacak idari ve cezai yaptırımlar nelerdir?

CEVAP 8: Tevkifat kesintileri ile ilgili evraklar Bağ-Kur tarafından istenildiğinde tevkifatı yapan kişi, kurum ve kuruluşlar bu evrakları Bağ-Kur’a ibraz etmediğinde veya incelenmesine müsaade etmedikleri takdirde, Bağ-Kur tarafından bu kişi veya kurum-kuruluşlar adına Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Ayrıca bu kişilerin üst birlik ve idarelerine haklarında gerekli disiplin, cezai ve idari işlemlerin başlatılması için resmi olarak girişimlerde bulunulmaktadır.



IV- SONUÇ

Bu çalışmamızda Bağ-Kur’daki tevkifat uygulamaları konusunda kamuoyunda oluşan tereddütler ve bu tereddütlere ilişkin soruları cevaplandırmaya çalıştık. Daha sonra ise tevkifat uygulamalarına dair bilinmesi gereken birkaç soru ile yazımızı devam ettirdik. Yazıda geniş bir şekilde izah edildiği üzere, Bağ-Kur’daki tevkifat uygulamalarının yasal olmadığına yönelik olarak yapılan itirazların bir kısmı haklı bir kısmı ise haksız ve yersizdir.





--------------------------------------------------------------------------------

* Sosyal Güvenlik Müfettişi

[1] 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 13.05.1993 tarihli ve 21580 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[2] 08.09.1993 tarih ve 21692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] 4956 sayılı Kanun 02.08.2003 tarihli ve 25187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[4] 5458 sayılı Kanun 04.03.2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
05-25-2008 09:26 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #6
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
III- PRİM AFFI YASASI’NDAN TARIM BAĞ-KUR SİGORTALILARININ YARARLANMA ŞART-LARI

04.03.2006 tarih ve 5458 sayılı Prim Affı ve Borç Yapılandırma Yasası’ndan 2926 sayılı Kanun kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılarının nasıl ve hangi koşullarda faydalanacağını iki alt başlık halinde ele alıp açıklayalım.

A- BU ZAMANA KADAR KENDİLERİNİ BAĞ-KUR’A KAYIT VE TESCİL ETTİRMİŞ OLAN TARIM SİGORTALILARININ AF YASASI’NDAN YARARLANMA KOŞULLARI

2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Yasası, 01.01.1984 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş ve bu tarihten itibaren tarımda kendi adına ve hesabına çalışanları sosyal güvenlik şemsiyesi altına almaya başlamıştır.

5458 sayılı Prim Affı ve Borç Yapılandırma Yasası, daha çok Bağ-Kur’da sigortalılık kaydı olan (bir kere bile olsa) kişilerin haklarını düzenleyip, borçlarını ödemeleri halinde bu kişilere sigortalılık süresi kazandırdığından dolayı, tarım Bağ-Kur sigortalılarından da sadece tarımsal faaliyet yapıpta bu zamana kadar kendisini Bağ-Kur’a kayıt ve tescil ettirmiş olanlara borç yapılandırması ve kolaylığı getirmiştir.

Bundan dolayı, bu zamana kadar yapmış oldukları tarımsal faaliyetten dolayı kendilerini Bağ-Kur’a kayıt ve tescil ettirmiş olan kişilerin, eğer bahse konu sigortalılıkları aralıksız olarak günümüze kadar geliyorsa, bu kişiler Bağ-Kur tarafından kendilerine çıkarılmış olan borçları 5458 sayılı Af Yasası hükümlerine göre ödemeleri halinde bu süreleri hizmet olarak kazanabileceklerdir.

Ancak, yıllar öncesi bir tarihte yapmış olduğu tarımsal faaliyetten dolayı Bağ-Kur tarım sigortasına kayıt olan bir kişinin, belli bir süre sonra, Bağ-Kur tarafından sigortalılığa esas olarak alınan ziraat odası kaydı, kooperatif kaydı, tarım müdürlüklerindeki çiftçi kaydı gibi kayıtları bir süreliğine bile olsa sona erse, bu kişilerin Bağ-Kur tarım sigortalılıkları bu kayıtların sona eriş tarihine kadar devam edecek ve ondan sonra kişinin sigortalılığı, sigortalılık talebi olmadığından başlatılamayacağı için, günümüze kadar olan süreleri 5458 sayılı Af Yasası’na göre borçlanarak hizmet olarak kazanamayacaktır. Yani, daha önceki bir tarihte, örneğin 1986 yılında Bağ-Kur tarım sigortasına kayıt olan bir kişinin 1986 yılından günümüze kadar olan süreyi sigortalılık süresi olarak kazanabilmesi için, sigortalılığa esas olarak alınan ziraat odası kaydı, kooperatif kaydı ve muhtar beyanı gibi kayıtların, 1986 yılından beri tarımsal faaliyetin aralıksız olarak geldiğini belgelemesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu kayıtlardan herhangi birisi kesintiye uğrarsa, tarım Bağ-Kur sigortalılığı bu kayıtlara göre sona erdirilmekte ve tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlatılması için mutlak anlamda kişinin talebi gerekli olduğu ve kişi de bu talepte bulunmadığı için, bu durumda olan şahsın 1986 yılından bu tarihe kadar olan süreyi aralıksız hizmet süresi olarak kazanması mümkün bulunmamaktadır.

Af Yasası’na göre tarım sigortalılarının koşullarını örneklerle açıklamaya çalışalım.

Örnek - 1:

Bay A, 01.09.1987 yılında tarım Bağ-Kur sigortalısı olmuştur. Bay A’nın sigortalılığına esas oluşturan ziraat odası ve kooperatif kayıtları aşağıdaki şekildedir.


Başlangıç

Tarihi
Bitiş

Tarihi

Ziraat Odası
01.08.1987
02.09.2000

Kooperatif Kaydı
09.10.1987
03.05.2000


Bay A’nın bu kayıt bilgilerine göre Bağ-Kur tarım sigortalılığı en son kaydın sona eriş tarihi olan ziraat odası kaydına göre 02.09.2000 tarihinden itibaren sona erecek ve Bay A’nın tarım sigortalısı olmak için tekrar talepte bulunmadığı kabul edildiği için, tarım sigortalılığı tekrar başlatılmayacak ve bay A, 02.09.2000 tarihinden bu tarihe kadar olan sürelerin Af Yasası’na göre primlerini ödeyip hizmet olarak kazanamayacaktır.

Bağ-Kur tarım sigortalılığında ziraat odası ve kooperatif kayıtları gibi kayıtların yanında köy veya mahalle muhtar beyanı kayıtları da esas alındığından dolayı, eğer bay A’nın köy veya mahalle muhtarı, 02.09.2000 tarihinden sonra da tarımsal faaliyetinin devam ettiğine dair yazılı bir beyan verirse, bu durumda bay A’nın tarım sigortalılığı 02.09.2000 tarihinden günümüze kadar devam edecek ve bay A, yeni çıkan Yasa’ya göre 01.09.1987 yılından bu tarihe kadar olan sürelerin primlerini ödeyip hizmet olarak kazanabilecektir.

Örnek - 2:

Bayan B, yapmış olduğu tarımsal faaliyetten dolayı 1990 yılında tarım sigortalılığına kayıt yaptırmış ve tarımsal faaliyetinden dolayı kayıt olduğu ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi kayıtları 1997 yılında sona erdiğinden dolayı bayan B’nin Bağ-Kur tarım sigortalılığı da 1997 yılından itibaren sona ermiştir. Bu durumda bayan B’nin 1997 yılından günümüze kadar olan süreleri yeni çıkan Af Yasası’na borçlanması ve hizmet olarak kazanması mümkün değildir.

Ancak, Bağ-Kur tarım sigortalılığında ziraat odası ve kooperatif kayıtları gibi kayıtların yanında köy veya mahalle muhtar beyanı kayıtların da esas alındığından dolayı, eğer bayan B’nin köy ve mahalle muhtarı 1997 yılından sonra da bayan B’nin tarımsal faaliyetinin devam ettiğine dair yazılı bir beyan verirse, bu durumda bayan B’nin tarım sigortalılığı 1997 yılından günümüze kadar devam edecek ve bayan B, yeni çıkan Yasa’ya göre 1997 yılından bu tarihe kadar olan sürelerin primlerini ödeyip hizmet olarak kazanabilecektir.

B- BU ZAMANA KADAR KENDİLERİNİ BAĞ-KUR’A KAYIT VE TESCİL ETTİRMEMİŞ OLANLARIN AF YASASI’NDAN YARARLANIP YARALANAMAYACAKLARI

2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’na göre bir kişinin tarım Bağ-Kur sigortalılığı, eğer bu kişi yıllar öncesi bir tarihten beri tarımsal faaliyetle uğraşsa bile, kendini Bağ-Kur’a kayıt ve tescil ettirmemişse, kayıt ve tescil edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılmaktadır.

İşte tarım Bağ-Kur sigortalılığının bu başlatılma usulü ve şartından dolayı, 04.03.2006 tarih ve 5458 sayılı Prim Affı ve Borç Yapılandırma Yasası, 2926 sayılı tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında tarımsal faaliyette bulunup ta bu zamana kadar kendilerini Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırmamış olanlara herhangi bir prim ödeme kolaylığı ve borç yapılandırma imkanı getirmemiştir.

Çünkü bir kişinin yapmış olduğu tarımsal faaliyetinden dolayı yıllar öncesinden beri banka, kooperatif, muhtar beyanı, ziraat odası gibi yerlerde kayıtları olsa bile, bu kişi bu kayıtlardan ve faaliyetinden dolayı bu zamana kadar kendisini Bağ-Kur’a kayıt ve tescil ettirmediği için, Bağ-Kur sigortalılığı talep ettiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle başlatılacak ve geçmişe ve geriye yönelik olarak bu kişiye herhangi bir hizmet süresi kazanımı sağlanamayacak ve borç çıkarılamayacaktır.

İşte günümüz itibariyle bu zamana kadar Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırmayan kişilerin tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında geçmişe yönelik herhangi bir sigortalılık süresi ve borç çıkarma durumu oluşamayacağından dolayı, 5458 sayılı Prim Affı ve Borç Yapılandırma Yasası’ndan yararlanarak geçmişe yönelik hizmet kazanma ve sigortalılık süresi elde etme gibi bir imkanları da oluşmamaktadır.

Yani prim affı yasası olarak adlandırılan bahse konu bu yeni yasa, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılarda olduğu gibi 2926 sayılı Kanun kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılarından da ancak daha önceden kayıt ve tescili olanlara bir borç ödeme ve hizmet kazanma kolaylığı getirmiş, ancak tarımsal faaliyet yaptığı halde bu zamana kadar Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırmamış olan kişilere herhangi bir kolaylık ve imkan getirmemiştir.

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
(En son düzenleme: 10-06-2008 02:16 PM hust59®.)
05-25-2008 09:38 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #7
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
2926
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu

BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler

Madde 0003: Tanımlar
Bu Kanunda geçen;


Sigortalı: Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kimseleri,

Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları,

Hak Sahibi: Sigortalıların veya Kurumdan bu Kanuna göre malullük veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, bu Kanuna göre aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eşini, çocuğunu, anasını ve babasını,

Kurum: Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumunu, kısaca "BAĞ-KUR"u,

Sosyal Güvenlik Kuruluşları: T. C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesine göre kurulan emekli sandıklarını,

Katsayı: Her yıl bütçe kanunu ile tespit edilen ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayıyı,

İş Kazası: Tarımsal faaliyetleri dolayısıyla sigortalıları hemen veya sonradan bedence veya ruhca arızaya uğratan olayı,

Meslek Hastalığı: Sigortalının yürüttüğü tarımsal faaliyetlerin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya tarımsal faaliyetin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza hallerini,

Ay: 30 takvim gününü,

Tam Yıl: 360 takvim gününü,
İfade eder.



Madde 0002: Kapsam

(02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle değişen şekli.) Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.

Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.

İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar.






Madde 0005: Sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu

2 nci madde kapsamına girenler, onsekiz yaşını (1) doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7 nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar.

Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.

(02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 49 uncu maddesiyle eklenmiştir.) Sigortalıların tescili ile ilgili işlemler, başvurma ve uymak zorunda oldukları usul ve esaslar yönetmelikle tespit edilir.



Madde 0007: Sigortalıların kayıt ve tescil yaptırma zorunluluğu

Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.


Madde 0008: Sigortalıları bildirme yükümlülüğü

(02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle değişen ve 08.08.2001 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe giren şekli.) Köy ve mahalle muhtarları, bu Kanuna göre sigortalı sayılanları sigortalılıklarının başladığı tarihten, sigortalılığı sona erenleri ise sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren, en geç üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf kefalet kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri ve bankalar bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olanlarla ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde sigortalı olduklarını gösterir belgeyi istemek ve belge istenenler de bu belgeyi ibraz etmek zorundadırlar. (1)

(1) (02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle bu fıkranın yürürlük tarihi 02.08.2003 olarak belirlenmiştir.)


Madde 0009: Resen tescil

Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri, Kurumca resen yapılır.

Madde 0010: Tescilde esas alınacak kayıtlar

Sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, 21.10.1935 tarih ve 2834 sayılı Kanuna göre kurulan tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, 18.04.1972 tarih ve 1581 sayılı Kanuna göre kurulan tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınır. (02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 52 nci maddesiyle eklenen cümle.) Belirtilen bu merci, kurum, kuruluş, kooperatifler ve birlikleri ile şirket ve bankalar, Kurumun isteği üzerine her türlü bilgiyi ve belgeyi vermekle yükümlüdürler.



Y Ö N E T M E L İ K L E R



2926
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununu İlgilendiren Yönetmelikler
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Kapsamında Tarımsal Faaliyette Bulunanların Tespit, Tescil ve Takibi Hakkında Yönetmelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından
16.09.2004
25585
Dayandığı Kanun 17.10.1983 - 2926

Madde 0005: Sigortalı Sayılanlar

Herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi kapsamı dışında kalanlar sigortalı sayılırlar. Ancak, ilk tescil tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlar ile 60 yaşını dolduran erkekler istekleri halinde sigortalılık kapsamına alınırlar.

Sigortalı olmak için tarımsal faaliyet sonucu bir gelir elde edilmesi şart olmayıp fiilen tarımsal faaliyette bulunulması yeterlidir.

Mülk veya hayvan sahibinin elde edilen üründen belli bir pay almak veya kiralamak suretiyle, mülkünden veya hayvanından başkalarının yararlanmasına izin vermesi, bu Yönetmelik kapsamında ortaklık olarak kabul edilir ve mülk veya hayvan sahibi ile bunlardan yararlananların her biri tarımsal faaliyette bulunanlar kapsamında değerlendirilir.

Madde 0008: Sigortalılığın Tespitine İlişkin İşlemler

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili diğer bakanlıklar, Hazine Müsteşarlığı ve bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde sayılan kuruluşlar; kendi kayıtlarından ve bağlı ve ilgili kuruluşlarının kayıtlarından Bağ-Kur’un yararlanması ve tarımsal faaliyette bulunan ve Kanuna göre sigortalı sayılanların tespitine yarayacak bilgi ve belgelerin yazılı olarak veya bilgisayar ortamında aktarılması için gerekli düzenlemeleri yapmak ve istenildiğinde bu bilgileri vermekle ilgili tedbirleri alırlar.

İl müdürlükleri, bu maddenin birinci fıkrasında belirlenen kurum ve kuruluşların il bünyesinde bulunan birimlerinde tarım sigortalılarının tespiti ile ilgili bilgi ve belgeleri doğrudan talep edebilirler. Anılan birimler, istenen bilgi ve belgeleri doğrudan il müdürlüklerine gönderir. Bilgisayar ortamında bilgi ve belge aktarımı söz konusu olduğunda, yerel olarak aktarma mümkün ise yerel bazda aktarma işlemi yapılır. Aktarma işleminde kurumların merkezi bilgisayarlarının kullanılması gerektiğinde ise mutabakat çerçevesinde aktarma işlemi gerçekleştirilir



Madde 0005: Başvurma

Sigortalı sayılanların kayıt ve tescilleri, Kurumca hazırlanan ve sigortalı tarafından usulüne uygun doldurularak imzalanan ve tarımsal faaliyetin yapıldığı mahaldeki köy veya mahalle muhtarına onaylattırılan "2926 sayılı Kanuna Göre Bağ-Kur’a Giriş Bildirgesi"nin ilgili il müdürlüğüne elden verilmesi veya posta ile gönderilmesi suretiyle yapılır.

Madde 0007: Başvurma süresi

Kanun kapsamına girenler, kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurmak zorundadırlar.

Üç aylık başvurma süresinin hesabında, giriş bildirgesi veya yeniden sigortalılık belgesi Kuruma elden verilmiş ise verildiği, normal posta ile gönderilmiş ise Kurum kayıtlarına intikal ettiği, iadeli taahhütlü olarak gönderilmiş ise postaya verildiği tarih sigortalılığın veya yeniden sigortalılığın başlangıcı olarak esas alınır.

Başvurma süresi olan üç ay içerisinde kayıt ve tescilini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülükleri, kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar.

2926
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununu İlgilendiren Yönetmelikler
Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışan Sigortalıların Tescili ile İlgili İşlemler, Başvurma ve Uymak Zorunda Oldukları Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından
31.07.2005
25892
Dayandığı Kanun 17.10.1983 - 2926

İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0008: Sigortalılığın başlangıcı

Kanun kapsamına girenlerden;


İlk defa Kanun kapsamına girenlerin;

Onsekiz yaşını dolduranların, onsekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptıranların yılbaşından,

Onsekiz yaşından büyük olanlardan kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptıranların kapsama girdikleri tarihten,

Kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden ay başından,
itibaren sigortalılıkları başlatılır.


Yeniden Kanun kapsamına girenlerin,

Kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptıranların kapsama girdikleri tarihten,

Kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından,
itibaren sigortalılıkları başlatılır.

İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0009: Prim ödemelerine göre tescil ve sigortalılık başlangıcı

İlk defa veya yeniden Kanun kapsamına girenlerden, başvuruda bulunmaksızın kendi istekleri ile prim ödeyenlerin bu ödemelerinin sigortalılık irade beyanı olarak kabul edilebilmesi için yazılı talepte bulunmaları zorunludur.

Ödeme kapsam tarihinden itibaren;


Üç ay içinde yapılmış ise kapsam tarihinden,

Üç aydan sonra yapılmış ise ödemenin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından,
itibaren sigortalılık başlatılır.

İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0010: Başvurma üzerine yapılacak işlemler

İlk defa veya yeniden sigortalılık için yazılı talepte bulunulması veya sigortalılık kapsamına girdikleri tarihten sonra kendi istekleri ile prim ödemesinde bulunanlardan bu ödemelerin irade beyanı olarak kabul edilmesi için yazılı talepte bulunanlar ile ilgili olarak Kurumca yapılacak inceleme sonucunda, sigortalılık niteliği taşıdıkları tespit edilenlerin sigortalılıkları başlatılır ve yapılan işlemler sigortalıya yazı ile bildirilir. Sigortalılık niteliğini taşımadıkları tespit edilenlere de durum yine yazılı olarak bildirilir.


--------------------------------------------------------------------------------


İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0011: Muhtarların bildirme yükümlülüğü

Köy veya mahalle muhtarları, Kanuna göre sigortalı sayılanları sigortalı sayıldıkları tarihten, sigortalılığı sona erenleri ise sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

İl müdürlükleri, kendi görev alanında bulunan muhtarlardan Kanun kapsamında tarımsal faaliyete başlayanlar ile tarımsal faaliyetleri sona erenlere ait kayıtları isterler. Muhtarlar istenilen bilgileri en geç bir ay içinde il müdürlüklerine vermek zorundadırlar. İl müdürlüğü tarafından istenilen kayıtları süresi içinde vermeyen, eksik veya yanlış bilgi veren muhtarlar bağlı oldukları valilik veya kaymakamlığa bildirilirler.

İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0012: Resen tescil

Tarımsal faaliyetleri nedeniyle sigortalı olması gerekenlerden, sigortalılık kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri Kanunun 10 uncu maddesinde belirtilen kurum ve kuruluş kayıtları esas alınarak Kurumca resen yapılır. Resen tescil işleminin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılıkları başlatılır ve bu durum sigortalıya yazı ile bildirilir.


--------------------------------------------------------------------------------
Madde 0013: Gelir basamaklarının seçimi

İlk defa Kanun kapsamına girenlerden üç ay içinde kayıt ve tescillerini yaptıranlar, Kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen aylık gelir basamaklarından ilk oniki basamaktan dilediğini seçerler ve en geç üç ay içinde Kuruma verecekleri giriş bildirgesi üzerinde veya dilekçe ile yazılı olarak bildirirler. Üç ay içerisinde basamak seçilmemesi halinde birinci basamak seçilmiş sayılır.

Madde 0014: Basamak intibakı

Diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra Kanun kapsamında ilk defa sigortalı olanların basamakları diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak tescil tarihindeki basamaklardaki bekleme süresine göre intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.

Yeniden sigortalılıkları başlayanların basamakları ise diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre ve basamaklardaki bekleme süresi dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.

Madde 0015: Basamakların yükseltilmesi

Sigortalıların seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk oniki basamakta bekleme süresi bir yıl, onüçüncü basamaktan itibaren her basamakta bekleme süresi iki yıldır.

İKİNCİ BÖLÜM
Başvurma, Uygulama Usul ve Esasları

Madde 0016: Sigortalılığın sona ermesi

Sigortalılardan;


Tarımsal faaliyette bulunanların, faaliyetlerine son verdikleri tarihten itibaren,

Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce,
sigortalılıkları sona erer.

Sigortalılıkları sona erenler, sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili il müdürlüğüne başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar.


--------------------------------------------------------------------------------

İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0005: Prim ödeme yükümlülüğünün başlaması

İlk defa veya yeniden sigortalı olanlardan;


Başvurma süresi içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptıranların,

Sigortalı sayıldıkları tarih ayın ilk gününe rastladığı takdirde, sigortalı sayıldıkları tarihten,

Sigortalı sayıldıkları tarih ayın ilk gününe rastlamadığı takdirde, sigortalı sayıldıkları tarihi takip eden aybaşından,

Başvuru süresi içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından,
itibaren prim ödeme yükümlülükleri başlar.

İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0006: Prim ödeme yükümlülüğünün sona ermesi

Sigortalılardan;


Tarımsal faaliyette bulunanların, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihi takip eden aybaşından,

Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından,
itibaren prim ödeme yükümlülükleri sona erer.

Madde 0007: Prim oranı ve hesaplanması

Sigortalıların ödemek zorunda oldukları primlerin hesabında, 2926 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde tespit edilen basamak göstergelerinin katsayı ile çarpılması suretiyle bulunacak tutarlar esas alınır.

Primler;


Sigortalıların malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi; sigortalının seçtiği intibak ettirildiği veya yükseldiği gelir basamağının %20 sinden,

Sağlık sigortası primi; ilk altı basamakta bulunan sigortalılar için altıncı gelir basamağının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunan sigortalılar içinde bulundukları gelir basamağının %20 sinden,
oluşur.

Primler tam ay üzerinden hesaplanır.


--------------------------------------------------------------------------------
İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0008: Prim ödeme dönemleri

Primler ait oldukları yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödenir.

Sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, primlerin ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten başlamak üzere % 10 oranında artırılır. Bu miktara, borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır.

Ancak, tabii afet nedeniyle fiilen çalıştırdığı işyeri veya ikametgah olarak oturduğu konutu yıkılan veya hasar gören sigortalıların tabii afetin meydana geldiği ay dahil mevcut prim ve gecikme zammı borçları ile bu ayı takip eden altı aylık prim borçları bu altı ayın sonundan itibaren, sağlık kurulu raporu ile belgelenen hastalık hallerinde ise çalışılamayan aylara ait primler sigortalının çalışmaya başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren gecikme zammı uygulanmaksızın altı ay süre ile ertelenir. Afet bölgesindeki şartları ve gelişmeleri göz önünde tutarak, sigortalıların ödemesi gereken primlerin ödeme sürelerini bu fıkrada belirlenen sürelere bağlı kalmaksızın belirlemeye ve ertelemeye Kurum Yönetim Kurulu yetkilidir.


--------------------------------------------------------------------------------
İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0010: Tevkif suretiyle tahsilat

Kurumun prim alacakları, Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.


--------------------------------------------------------------------------------
İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0011: Ödenmeyen primler için düzenlenecek belgeler

Primlerin ödenmesi için sigortalıya yapılacak bildirim üzerine prim borçları ödenmezse, Kurumca düzenlenen ve sigortalının prim borcu miktarını gösteren belgeler resmi dairelerin usulüne göre verdikleri belgeler hükmünde olup icra ve iflas dairelerince bunların tabi oldukları hükümlere göre işlem yapılır.


--------------------------------------------------------------------------------
İKİNCİ BÖLÜM
Prim Ödeme Usul ve Esasları

Madde 0012: Prim ödemelerinin mahsup sırası

Sigortalı tarafından yapılan ödemeler sırası ile en eski dönem prim borcundan başlanmak üzere öncelikle prim borçlarına, gecikme zammı ve diğer borçlarına mahsup edilir.

Tahakkuk etmiş borçtan fazla ödemede bulunulması halinde, ödemenin yersiz olarak alınan kısmı talep halinde sigortalıya geri verilir. İadesi talep edilmeyen fazla ödemeler ileriki aylara ait primlere mahsup edilmek üzere tutulur.

Borçlanma karşılığı ödenen primler, öncelikle ilgili borçlanma primine, artan kısmı yukarıdaki fıkra hükmüne göre sırayla prim, gecikme zammı ve diğer borçlarına mahsup edilir.

Geçersiz sayılan borçlanmalarla ilgili borçlanma karşılığı tahsil edilen primler yersiz alınan prim olarak değerlendirilir. Prim borcu olmaması ve talep halinde sigortalıya geri verilir. Bu şekilde iadesi istenilmeyen primler sigortalının veya hak sahibinin isteği halinde ödenmemiş prim borçlarına mahsup edilir.


--------------------------------------------------------------------------------

--------------------------------------------------------------------------------

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
05-25-2008 09:51 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,777
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 19
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #8
RE: ÇİFTÇİ BAĞKURU
Tarım Sigortalılarının Ödemek Zorunda Oldukları Primlerin Hesaplanması, Ödenmesi ve Tahsili Usulleri Hakkında Yönetmelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından
01.08.2005
25893
Dayandığı Kanun 17.10.1983 - 2926

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Madde 0001: Amaç

Bu Yönetmeliğin amacı; 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre sigortalı olanların ödemek zorunda oldukları primlerin hesaplanması, ödenmesi ve tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Madde 0002: Kapsam

Bu Yönetmelik, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olanları kapsar.

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Madde 0003: Dayanak

Bu Yönetmelik, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Ç