<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[SMMM Hüseyin Üst' ün Mevzuat Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.huseyinust.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[SMMM Hüseyin Üst' ün Mevzuat Sitesi - http://www.huseyinust.com/forum]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 17:52:54 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[SİGORTA İŞYERİ BİLDİRGESİ HK.]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16076</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 17:36:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16076</guid>
			<description><![CDATA[KOLAY GELSİN BENİM BİR SORUM OLACAK 15/10/2008  1 KİŞİ(OLARAK) TARİH İTİBARİYLE SSK YA İŞYERİ BİLDİRGESİ VERMİŞ BULUNMAKTAYIM YANLIZ İŞÇİ BU SÜRE ZARFINDAN İTİBAREN  NE İŞYERİNE İNTİKAL ETTİ VE NEDE SİGORTA BİLGİLERİNİ BİZE TEVDİ ETTİ HALİYLE ELİMİZDE OLMAYAN NEDENLERDEN DOLAYI PERSONELE AİT HİÇBİR BİLGİ OLMADIĞI İÇİN 2008/10 İŞÇİ İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ VE 2008 10 AY SSK AYLIK HİZMET DÖKÜMÜNÜ SSK YA TEVDİ EDEMEDİK AMA 15/10/2008 TARİHİNDE 1 KİŞİ OLARAK SSK YA  ASLINDA OLMAYAN BİR PERSONELİ BİLDİRMİŞ OLDUK BUNUN CEZAİ BİR MÜEYYİDESİ VARMI YOKSA SSK YA DURUMU AÇIKLAYICI BİR BİLGİ DİLEKÇESİNİ  VERSEK YETERLİ OLURMU BİLGİ RİCA EDİYORUM HAYIRLI BAYRAMLAR]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KOLAY GELSİN BENİM BİR SORUM OLACAK 15/10/2008  1 KİŞİ(OLARAK) TARİH İTİBARİYLE SSK YA İŞYERİ BİLDİRGESİ VERMİŞ BULUNMAKTAYIM YANLIZ İŞÇİ BU SÜRE ZARFINDAN İTİBAREN  NE İŞYERİNE İNTİKAL ETTİ VE NEDE SİGORTA BİLGİLERİNİ BİZE TEVDİ ETTİ HALİYLE ELİMİZDE OLMAYAN NEDENLERDEN DOLAYI PERSONELE AİT HİÇBİR BİLGİ OLMADIĞI İÇİN 2008/10 İŞÇİ İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ VE 2008 10 AY SSK AYLIK HİZMET DÖKÜMÜNÜ SSK YA TEVDİ EDEMEDİK AMA 15/10/2008 TARİHİNDE 1 KİŞİ OLARAK SSK YA  ASLINDA OLMAYAN BİR PERSONELİ BİLDİRMİŞ OLDUK BUNUN CEZAİ BİR MÜEYYİDESİ VARMI YOKSA SSK YA DURUMU AÇIKLAYICI BİR BİLGİ DİLEKÇESİNİ  VERSEK YETERLİ OLURMU BİLGİ RİCA EDİYORUM HAYIRLI BAYRAMLAR]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİR KADINI AĞLATMAK]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16075</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 15:24:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16075</guid>
			<description><![CDATA[Bir Kadını Ağlatmak!... <br />
<br />
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye <br />
ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar <br />
yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten <br />
ağlıyorsa ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. <br />
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki <br />
ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! <br />
<br />
Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz <br />
nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır <br />
kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte. <br />
<br />
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne <br />
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce <br />
birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! <br />
<br />
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu <br />
ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa <br />
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz <br />
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. <br />
Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama <br />
niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler. <br />
<br />
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar <br />
ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! <br />
<br />
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler <br />
yaralarındaki! <br />
<br />
Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. <br />
<br />
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. <br />
<br />
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa <br />
ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da <br />
yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda <br />
öğrenirler kendilerine sarılmayı... <br />
<br />
Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her <br />
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları <br />
aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o <br />
zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. <br />
Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan... <br />
<br />
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; <br />
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. <br />
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar <br />
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden <br />
kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları <br />
hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları <br />
adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki! <br />
<br />
Niye sarılalım ki! <br />
<br />
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. <br />
<br />
Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın <br />
olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da <br />
kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda <br />
kendilerine sarılırlar çünkü!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir Kadını Ağlatmak!... <br />
<br />
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye <br />
ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar <br />
yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten <br />
ağlıyorsa ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. <br />
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki <br />
ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! <br />
<br />
Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz <br />
nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır <br />
kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte. <br />
<br />
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne <br />
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce <br />
birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! <br />
<br />
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu <br />
ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa <br />
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz <br />
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. <br />
Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama <br />
niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler. <br />
<br />
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar <br />
ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! <br />
<br />
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler <br />
yaralarındaki! <br />
<br />
Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. <br />
<br />
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. <br />
<br />
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa <br />
ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da <br />
yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda <br />
öğrenirler kendilerine sarılmayı... <br />
<br />
Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her <br />
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları <br />
aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o <br />
zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. <br />
Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan... <br />
<br />
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; <br />
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. <br />
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar <br />
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden <br />
kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları <br />
hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları <br />
adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki! <br />
<br />
Niye sarılalım ki! <br />
<br />
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. <br />
<br />
Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın <br />
olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da <br />
kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda <br />
kendilerine sarılırlar çünkü!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yabancı Şirketlerin Taşınmaz Edinimi]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16074</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:51:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16074</guid>
			<description><![CDATA[Yabancı Şirketlerin Taşınmaz Edinimi <br />
<br />
DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE'DE KURULAN YABANCI ŞİRKETLERİN, VALİLİKLERDEN ''SINIRLI AYNİ HAK EDİNİMİ'' İLE İLGİLİ ALACAKLARI BELGEYLE İPOTEK TESİSİ TALEPLERİ SONUÇLANDIRILACAK.   <br />
<br />
04/12/2008 - Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimiyle ilgili genelge yayımladı. <br />
<br />
Genelgede, konuya ilişkin uygulama esaslarını belirlemek üzere daha önce bir genelge yayımlandığı, ancak şirketlerin ipotek tesisine ilişkin taleplerinde tapu sicil müdürlüklerince farklı uygulamaların yapıldığının anlaşıldığı kaydedildi. <br />
<br />
Uygulamada birlik sağlamak amacıyla konu hakkında yeniden değerlendirme yapıldığı belirtilen genelgeye göre, şirketlerin, yönetmeliğin ''sınırlı ayni hak edinimi başvurularının değerlendirilmesi'' maddesi uyarınca valilikten alacakları belgenin ibrazı halinde, ipotek tesisi taleplerinin sonuçlandırılması gerekecek. <br />
<br />
Şirketlerin, valilikten alacakları bu belge, her bir müdürlük için bir kereye mahsus olmak üzere, ilgili tapu sicil müdürlüğüne verilecek. Tapu sicil müdürlüklerince de söz konusu belge özel bir dosyada saklanacak ve sonraki başvurular için yeniden belge istenilmeksizin ipotek işlemleri sonuçladırılacak. <br />
<br />
Şirketler, ipotek dışındaki taşınmaz mal ve sınırlı ayni hak edinimlerinde her başvuru için söz konusu belgeyi, taşınmaz malın bulunduğu Valilikten alacak. <br />
<br />
İpotek için yetki belgelerinde şirketin 4875 sayılı Kanuna tabi oldukları yönünde bir belirtme olmaması halinde herhangi bir beyan alınmaksızın başvuruları karşılanacak. Diğer sınırlı ayni hak tesisinde ise resmi senedin uygun bir yerine ''sınırlı ayni hakkı edinen şirketin 4875 sayılı yasaya tabi olmadığı, aksi halde bunun hukuksal sonuçlarını kabul ettikleri'' yolunda beyanlarını almak suretiyle başvuruları değerlendirilecek. <br />
<br />
Genelgede, ilk yayımlanan genelgenin, bu genelgeye uymayan diğer hükümlerinin kaldırıldığı belirtildi. <br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yabancı Şirketlerin Taşınmaz Edinimi <br />
<br />
DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE'DE KURULAN YABANCI ŞİRKETLERİN, VALİLİKLERDEN ''SINIRLI AYNİ HAK EDİNİMİ'' İLE İLGİLİ ALACAKLARI BELGEYLE İPOTEK TESİSİ TALEPLERİ SONUÇLANDIRILACAK.   <br />
<br />
04/12/2008 - Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimiyle ilgili genelge yayımladı. <br />
<br />
Genelgede, konuya ilişkin uygulama esaslarını belirlemek üzere daha önce bir genelge yayımlandığı, ancak şirketlerin ipotek tesisine ilişkin taleplerinde tapu sicil müdürlüklerince farklı uygulamaların yapıldığının anlaşıldığı kaydedildi. <br />
<br />
Uygulamada birlik sağlamak amacıyla konu hakkında yeniden değerlendirme yapıldığı belirtilen genelgeye göre, şirketlerin, yönetmeliğin ''sınırlı ayni hak edinimi başvurularının değerlendirilmesi'' maddesi uyarınca valilikten alacakları belgenin ibrazı halinde, ipotek tesisi taleplerinin sonuçlandırılması gerekecek. <br />
<br />
Şirketlerin, valilikten alacakları bu belge, her bir müdürlük için bir kereye mahsus olmak üzere, ilgili tapu sicil müdürlüğüne verilecek. Tapu sicil müdürlüklerince de söz konusu belge özel bir dosyada saklanacak ve sonraki başvurular için yeniden belge istenilmeksizin ipotek işlemleri sonuçladırılacak. <br />
<br />
Şirketler, ipotek dışındaki taşınmaz mal ve sınırlı ayni hak edinimlerinde her başvuru için söz konusu belgeyi, taşınmaz malın bulunduğu Valilikten alacak. <br />
<br />
İpotek için yetki belgelerinde şirketin 4875 sayılı Kanuna tabi oldukları yönünde bir belirtme olmaması halinde herhangi bir beyan alınmaksızın başvuruları karşılanacak. Diğer sınırlı ayni hak tesisinde ise resmi senedin uygun bir yerine ''sınırlı ayni hakkı edinen şirketin 4875 sayılı yasaya tabi olmadığı, aksi halde bunun hukuksal sonuçlarını kabul ettikleri'' yolunda beyanlarını almak suretiyle başvuruları değerlendirilecek. <br />
<br />
Genelgede, ilk yayımlanan genelgenin, bu genelgeye uymayan diğer hükümlerinin kaldırıldığı belirtildi. <br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Para Politikaları Toplantısı]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16073</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:50:36 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16073</guid>
			<description><![CDATA[Para Politikaları Toplantısı <br />
<br />
MERKEZ BANKASI BAŞKANI DURMUŞ YILMAZ: ''ABD'DE KONUT SEKTÖRÜNDE BAŞLAYAN VE MALİ SEKTÖRÜN GENELİNE YAYILAN BU PROBLEMİN BİRİNCİ PERDESİ SONA ERMEK ÜZERE'' -''FAKAT BUNUN, REEL SEKTÖR ÜZERİNE KESİNLİKLE BİR TAHRİBATI OLDU. BU TAHRİBATIN BOYUTUNUN, ÖLÇÜSÜNÜN VE SÜRESİNİN NEREDE BAŞLAYIP, NEREDE BİTECEĞİ KONUSUNDA HENÜZ ÇOK NET BİR RESİM YOK'' -(YTL'DEKİ DEĞER KAYBI) BUGÜN ŞUNU GÖRÜYORUZ Kİ, DÜNYADAN KOPUK DEĞİLİZ, HATTA DÜNYADAKİ BAZI ÜLKELERDEN DAHA İYİYİZ'' -''ÖNCÜ GÖSTERGELER, İKTİSADİ FAALİYETTEKİ YAVAŞLAMANIN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE DEVAM EDECEĞİNE İŞARET ETMEKTEDİR'' <br />
<br />
04/12/2008 - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, toplumdan gelen ''Küresel krizin neresindeyiz? Krizin dibi göründü mü?'' yönündeki yaygın sorulara karşı, küresel mali krizin birinci perdesinin sona ermekte olduğunu değerlendirdiklerini, ancak bunun, reel sektörde yarattığı tahribatın boyutunun, ölçüsünün ve süresinin nerede biteceği konusunda henüz net bir görünümün olmadığını söyledi. <br />
<br />
Yılmaz, Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın işbirliğinde İzmir'de düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu toplantıda, küresel mali kriz ve bunun Türkiye'ye yansımalarını değerlendirdi. <br />
<br />
Dünyada 2007 yılı itibariyle etkileri görülmeye başlanan mali piyasalardaki dalgalanmanın, Eylül ayında ABD'nin önde gelen yatırım bankalarından Lehman Broders'ın iflas başvurusunda bulunmasıyla büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, bunun sonucunda risk algılamalarındaki bozulmayla finansal kuruluşların birbirlerine borç vermeye isteksiz davranma eğilimine girdiğini ve bankacılık finans sektöründe Ekim ayı itibariyle toplam zararın 1 trilyon ABD dolarına ulaştığını belirtti. <br />
<br />
Yılmaz, dünya genelinde mali piyasalarda yaşanan bu sıkıntı hakkında bugün toplumda en çok tartışılan konunun, ''Krizin neresindeyiz, dibi görüldü mü? Buradan nereye gidebiliriz?'' olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: <br />
<br />
''Değerlendirmelerimiz, bize şunu gösteriyor; ABD'de konut sektöründe başlayan ve mali sektörün geneline yayılan bu problemin birinci perdesi sona ermek üzere. Fakat bunun, reel sektör üzerine kesinlikle bir tahribatı oldu. Bu tahribatın boyutunun, ölçüsünün ve süresinin nerede başlayıp, nerede biteceği konusunda henüz çok net bir resim yok. 2008 yılı son çeyreğiyle ilgili bilançolar 2009 yılı ilk çeyreğinde açıklanacak. Bunun bir kısmı 2009 yılı ortalarına doğru gelecek ve öyle tahmin ediyorum ki, mali sektörde başlayıp reel sektöre sıçrayan ve orada çıkan birtakım tahribatlar, zaman içerisinde ortaya çıktıkça, tekrar dönüp mali sektörü etkilemesi söz konusu. O nedenle, 'Krizin neresindeyiz, dibini gördük mü?' sorusunun cevabı henüz net olarak verilemiyor. Dolayısıyla buradan çıkarmamız gereken sonuç, 'Bugüne kadar gösterdiğiniz ihtiyatı bundan sonra da göstermeniz' şeklinde olmalıdır. Sorun henüz bitmiş değil.'' <br />
<br />
Küresel finansal piyasalarda yaşanan bu krizin, önceki dönemlerdekilere göre farklı olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Önceki kriz dönemlerine kıyasla dünya piyasalarının toparlanmasının daha uzun bir süre alacağı beklenmektedir. IMF, küresel büyüme hızının 2009 yılında yüzde 2,2'ye gerileceğini tahmin etmektedir. Bu oran, dünya ekonomileri için küresel bir resesyon anlamına gelmektedir. Öte yandan, OECD'nin yayınladığı son raporlar, önümüzdeki yıl 30 üye ülkeden 21'inde resesyon yaşanacağını öngörmektedir.'' <br />
<br />
TÜRKİYE'YE ETKİLERİ <br />
<br />
Yılmaz, küresel likidite koşullarında yaşanan olağanüstü değişimlerin, uluslararası likidite koşullarına duyarlı diğer ülkeler gibi Türkiye'yi de olumsuz yönde etkilemekte olduğunu belirtti. <br />
<br />
Bu dönemde, Türkiye'nin risk primi göstergesinin, diğer gelişmekte olan ülkelerin risk primine paralel şekilde artış gösterdiğini ifade eden Yılmaz, ancak Türkiye'nin risk primindeki bu artışın, diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha düşük seviyede gerçekleştiğine dikkati çekti. <br />
<br />
Yılmaz, Türkiye'nin, bugün içinde bulunduğu ortam, Türk Lirası'ndaki dalgalanma dikkate alınarak 2006 Haziran ayındaki kriz durumuyla kıyaslandığında, çok daha iyi konumda olduğunun görüldüğünü ifade ederek, ''O dönemde uluslararası piyasalardaki gelişmelerden kopuktuk, bizde daha fazla dalgalanma oldu. Ama bugün şunu görüyoruz ki, dünyadan kopuk değiliz, hatta dünyadaki bazı ülkelerden daha iyiyiz'' dedi. <br />
<br />
FAİZ ORANLARINDAKİ ARTIŞ <br />
<br />
Türkiye'de Ağustos ayında siyasi belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla düşme eğilimine giren faizlerin, küresel risk algılamalarındaki bozulmayla birlikte tekrar artış eğilimine girdiğini kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''Ekim ayı sonunda yüzde 25'e kadar yükselen gösterge niteliğindeki ortalama faiz oranı, bugün itibariyle yüzde 20 seviyesine gerilemekle beraber, TCMB gecelik faiz oranın üzerinde seyretmeye devam etmektedir. Buradan TCMB politika faizleriyle piyasa faizleri ilişkisini rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Görülüyor ki, bu ilişki biraz kopuk. Benzer şekilde ülkemiz EUROBOND piyasasında işlem gören tahvillerinin faizlerinde ve kredi iflas takası piriminde de artış gözlenmiştir.'' <br />
<br />
REEL SEKTÖRÜN DURUMU <br />
<br />
Finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin reel sektör üzerindeki etkilerine de değinen Yılmaz, şunları kaydetti: <br />
<br />
''Artan risk algısı ve küresel krizin bankalar üzerindeki olumsuz etkisiyle diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de iktisadi faaliyetlerde belli bir yavaşlama gözleniyor. Sanayi üretimi, 2008 Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 oranında azalmıştır. İmalat sanayisinde kapasite kullanım oranı da 2008 yılı Eylül ayında geçen yıla göre 4,1 puan azalarak yüzde 79,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Öncü göstergeler, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret etmektedir. <br />
<br />
Yine mevcut göstergeler, özel tüketim talebinde 2008 yılının ikinci çeyreğinde belirginleşen yavaşlamanın, yılın ikinci yarısında da devam ettiğine işaret etmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, yurt içine yapılan otomobil ve beyaz eşya satışlarında daralmaya işaret etmektedir. Gelecek üç aylık döneme ilişkin iç piyasa satış beklentileri belirgin bir düşüş gösterirken, tüketici güven endeksleri küresel düzeyde yaşanan krizin de etkisiyle hızla gerilemiştir.'' <br />
<br />
Yılmaz, toplam yatırım harcamalarına ilişkin öncü göstergelerin de bu alanda yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yavaşlamanın, yılın üçüncü çeyreğinde de devam ettiğini gösterdiğini, perakendecilik ve ticari faaliyetlere bakıldığındaysa 2007 yılı genelinde yüzde 5,5 olan karşılıksız banka çek adedinin takas odasına ibraz edilen toplam çek adedine oranının bu yılın ekim ayı itibariyle yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleştiğinin görüldüğünü kaydetti. <br />
<br />
''MALİ ALAN VARSA BELKİ TOPLAM TALEBİ CANLANDIRMAK ÜZERE GEVŞETİCİ MALİ POLİTİKALAR UYGULANABİLİR. IMF DE BUNU TAVSİYE EDİYOR. BİZİM GİBİ ÜLKELERİN MALİ ALANI YOK. BİZ GENİŞLETİCİ POLİTİKALARI YAPAMAYIZ, YAPMAMALIYIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM'' -''(IMF İLE GÖRÜŞMELER KONUSUNDA) NASIL BİR ŞEKİL ALACAĞI, HENÜZ ELİMDEKİ BİLGİYE GÖRE DE NET DEĞİL'' -''REEL KESİMLE BANKALARIN İLİŞKİSİ KISA VADELİ ÇIKARLAR ÜZERİNE KURULMAMALI. ORTA VE UZUN VADELİ ORTAK ÇIKARLARDA BİRLEŞİLMELİ'' -''ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM ZOR OLACAK, ARTIK BOLLUK DÖNEMİ BİTTİ, KITLIK DÖNEMİNE GİRİYORUZ'' <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanması konusunda IMF'nin de bazı tavsiyelerinin bulunduğunu belirterek, ''mali alan varsa belki toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanabilir. IMF de bunu tavsiye ediyor. bizim gibi ülkelerin mali alanı yok. Biz genişletici politikaları yapamayız, yapmamalıyız diye düşünüyorum'' dedi. <br />
<br />
Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından odanın meclis salonunda düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu konferansta konuşan Yılmaz, sanayicilerin küresel krize karşı alınması gereken önlemlerle ilgili sorularını yanıtladı. Yılmaz, ülkelerin global ortamda yaşanan kriz sonrası yapabilecekleri şeylerin belli olduğunu ve bu adımların da atıldığını belirterek, şunları söyledi: <br />
<br />
''Bu tür sorunlar çıktığında ülkelerin yapabileceği işler belli. İlk savunma hattı, merkez bankaları ya krediyi ucuzlatmak için faiz oranlarını düşürüyor, piyasanın likidite ihtiyacını karşılıyor ya da faiz oranlarını değiştirmeden likidite sunuyor. Bu birinci savunma hattı, bunu ABD ve AB merkez bankaları yaptı. Eğer bu yeterli olmazsa ikinci savunma hattı sistemik olarak gözetim ve denetimle ilgili yapılacak şeylere bakılır, bu da yapıldı, Avrupa ve ABD'de açığa satışlar yasaklandı. Bu da yetmezse, ki yetmedi, sonuçta bizim aynen 2001'de yaptığımız gibi kamunun üzerine bir yük geldi. Vergi mükellefi bu zararları üstleniyor ve sistem yeniden realize ediliyor. ABD ve Avrupa'daki hükümetlerin bugün itibarıyla yaptıkları bu. 'Biz bunu niye yapmıyoruz' sorusunun cevabı, bizim ihtiyacımız yok. Biz bunu 2001'de yaptık, bize milli gelirin yüzde 25'i kadar yük getirdi. Onun dışında ne yapılabilir? Eğer ülkelerin bütçeleri imkan veriyorsa, mali alan varsa, belki toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanabilir. IMF de bunu tavsiye ediyor özellikle bu konuda imkanı olan ülkelere. Ama bizim gibi ülkelerin mali alanı yok, biz bu tür genişletici politikaları yapamayız, yapmamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü bizim böyle bir alanımız yok.'' <br />
<br />
BELİRSİZLİK <br />
<br />
Yılmaz, IMF ile anlaşma süreci konusunda ekonomiler için en kötü hususun belirsizlik olduğunu, belirsizliğin ne kadar erken ortadan kalkarsa, bunun tüm kesimlere o kadar menfaat getirdiğini belirtti. Yılmaz, ''Bulunduğumuz nokta şu, benim bilgilerime göre biz Türkiye olarak durumumuzu IMF'ye arz ettik, ön teklifte bulunuldu. IMF bize geri bildirimde bulundu. Biz şimdi geri bildirimde bulunuyoruz. Nasıl bir şekil alacağı konusu, henüz benim elimdeki bilgiye göre de net değil'' diye konuştu. <br />
<br />
Bir sanayicinin gelecek dönemde kurlarla ilgili tahminini sorması üzerine Yılmaz, kur ve faizleri etkileyen faktörleri bilmelerine rağmen bunların her zaman aynı sonuçları vermediğini, kur ve faizlerin gelecekteki seviyesini bilse bile bunu kimseyle paylaşmayacağını belirterek, Merkez Bankasının böyle bir taahhüt altına giremeyeceğini kaydetti. <br />
<br />
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun zorunlu karşılıkların düşürülmesi talebiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, ''Ne yapacağımızı bir plana, projeye bağladık, önceliklerini belirledik. İhtiyaç duyulduğunda günü geldiğinde bunu yapacağımızı söyledik ve olduğumuz yerde de duruyoruz'' dedi. <br />
<br />
DÖVİZ REZERVLERİ <br />
<br />
Bir sanayicinin, Merkez Bankasının net döviz rezervinin ne kadar olduğu yönündeki sorusunu yanıtlayan Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Bizim döviz fazlamız var. Bugün itibariyle devletin borçlarının tamamının bugün itibariyle ödeneceğini varsaysanız, bugün itibariyle Merkez Bankasının işçi dövizlerinden gelen borçlarının tamamının ve işçilerimize geri ödeneceğini varsaysak, onun dışında Merkez Bankasının kamuya borcu varsa bunları düştükten sonra ne kadar dövize kalıyor diye sorarsanız, döviz rezervi buna yetmiyor. Bir dönem itibariyle yapılır ve bir yıl içindeki döviz yükümlülüğünün kime ne kadar borç ödeyecek bunu biliriz. Buna baktığımızda yine de döviz rezervi açısından önemli açıdan netteyiz'' diye konuştu. <br />
<br />
Rezervin toplam 70 milyar dolar olduğunu, bunun içinde farklı para birimlerinin de bulunduğunu dile getiren Yılmaz, bu rezervleri kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde değerlendirdiklerini söyledi. Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''70 milyar dolarlık rezervimizin çok az bir kısmı Merkez Bankası kasalarında efektif olarak duruyor. Geriye kalan kısmı muhabir hesaplarımızda. Paranızdan bir şey kazanabilmeniz için bankaya yatırmanız lazım. Dolayısıyla biz bunu kasamıza koyarsak bir şey kazanamayız. Bundan bir şey kazanabilmemiz için bunu birilerinin değerlendirmesi gerekiyor. Bunlar dış muhabirlerimizde. Amerikan doları, Amerikan muhabirlerimizde gibi. Aynı şekilde altını da değerlendiriyoruz. Türkiye'nin 116 ton altını var. Altının bir miktarı Ankara'da Merkez Bankası'nın altındaki kasalarda duruyor. Geri kalan yurt dışı muhabirlerimizde. Kasadaki altın size bir şey kazandırmıyor. Yurt dışında altınınız olursa zaman zaman buna talep geliyor. Bunu verdiğinizde, 3 ton altınınızı Eylül ayında verdiğinizde, yılbaşında 3 ton 250 kilo dönüyor. Muhabirler ise merkez bankaları.'' <br />
<br />
DALGALI KUR SİSTEMİ <br />
<br />
Dalgalı kur sistemiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, dalgalı kurun önemli bir şok eriticisi olduğunu, bundan vazgeçmeyi düşünmediklerini belirtti. <br />
<br />
Merkez Bankası'nın yüksek faiz, düşük kur gibi bir politikasının bulunmadığını, kendilerine verilen fiyat istikrarı çerçevesinde beklentileri yönetmeye yönelik faiz politikalarının bulunduğunu belirten Yılmaz, kurları değerli tutup enflasyonu düşük çıkarma gibi bir amacın bulunmadığını kaydetti. <br />
<br />
Yılmaz, yeni dönemde şirketlerin yurt dışı borçlanmalarının cari açığın finansmanında çok önemli rol oynadığını ifade ederek, ''Bizim reel sektörümüz yüzde 180'ler civarında dış piyasalardan eylül ayında bu çalkantıda borçlanabildi. Bizim de buradan çıkardığımız sonuç. Bu kadar çalkantıya rağmen yabancılar, borç verenler neye güvenerek borç veriyorlar? Biz de kendimize soruyoruz. Varsayıma dayanarak bankalarımızın yurt dışında önemli teminatları var diye düşünüyoruz. Hiç kimse teminat olmadan bu borcu vermez diye düşünüyoruz'' şeklinde konuştu. <br />
<br />
BANKALAR VE REEL SEKTÖR <br />
<br />
Kriz ortamında bankalarla hükümet arasındaki ilişkilerin önemi hakkındaki bir soruyu yanıtlayan Yılmaz, şu bilgileri verdi: <br />
<br />
''Biz şunu söylüyoruz, ekonomi bir bütün. Bankalar tasarrufçularla yatırımcılar arasında bir köprü. Dolayısıyla reel kesimle bankaların ilişkisi kısa vadeli çıkarlar üzerine kurulmamalı. Orta ve uzun vadeli ortak çıkarlarda birleşilmeli. Reel kesim, bankacılık kesimi ayrımını doğru bulmuyoruz. Biz bir bütünüz, aynı gemideyiz. Herkes bunu söylüyor. Dolayısıyla bankalar aldıkları paraları sanayicilere kullandırmasalar, zarar ederler. Kullandırırlarken de onların bir takım riskleri var. Bir yerlerden fon alıyorlar, bu para bunların parası değil. Her ikisinin menfaatini birden gözetmek durumunda.'' <br />
<br />
Merkez Bankasının, ekonominin ihtiyaç duyduğu likitideyi vermeye devam edeceğini, kendilerinin mali kesime ''Biz sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağız, likidite sıkıntısı çektirmeyeceğiz. Siz de reel sektöre gereken ihtimamı gösterin, onlara yapılabilecekleri mevcut konjonktür içinde yapmaya devam edin'' dediklerini ifade etti. <br />
<br />
Yılmaz, krizin ne zaman biteceğiyle ilgili bir soru üzerine ise sözlerini tekrarlayarak, şunları ifade etti: <br />
<br />
''Finansal piyasada başlayan bu krizin birinci perdesinde sona doğru yaklaşıldı. Buradan reel sektör üzerine nasıl bir hasar verdiği çok önemli. Önümüzdeki dönem bunu göreceğiz. Buradan da tekrar dönüp finans kesimini vurabilir. İhtiyatta olalım diyoruz. Söylediğimiz sadece bu. Önümüzdeki dönemde inişler çıkışlar göreceğiz. Önce reel sektördeki tahribatı göreceğiz. Bunun 2008 yılı son çeyrek bilançolarının açıklandığı dönemde göreceğiz. Bu piyasayı dalgalandıracaktır. Bu en erken 2009 ilk yarısının sonunda yaşanacaktır.'' <br />
<br />
MEVDUAT GÜVENCESİ <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, mevduat güvencesiyle ilgili yeni bir düzenleme olup olmadığına ilişkin soru üzerineyse Türkiye'nin etrafındaki ülkelerin güvence miktarını artırarak ve kapsamını genişleterek rekabette avantajlı konuma geçtiğini, ancak şu an için acil olarak alınması gereken bir tedbirin bulunmadığını bildirdi. <br />
<br />
Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Eğer buralarda bir sıkıntı varsa, bunun giderilmesi için bir takım tedbirler alınabilir, ama bugün itibarıyla bankalarımızda acilen önlem alınmasını gerektirecek mevduat açısından bir sorunla karşı karşıya değiliz. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Bizim bundan sonra mevduat güvencesiyle alabileceğimiz tedbirin çerçevesi, ortaya çıkan dezavantajlı durumu ve bozulan rekabet koşullarını nasıl düzeltebiliriz perspektifiyle olmalı.'' <br />
<br />
Bankacılık sistemindeki verilerin uluslararası standartların üzerinde seyrettiğini, bankalarda şu an için bir sorun bulunmadığını ifade eden Yılmaz, ''Rakamlar açısından bankalarımızda bir sorun yok. Bunun nedeni 2001 krizi sonrası alınan tedbirler. Önümüzdeki dönem zor olacak, artık bolluk dönemi bitti kıtlık dönemine giriyoruz. Maliyetler yükselecek ve borç alınabilir verilebilir fonlarda daralma olacak. Bu durumu gözününde bulundurarak herkesin ihtiyatlı olması gerekir'' şeklinde konuştu. <br />
<br />
''BANKACILIK KESİMİ, REEL SEKTÖR VE KAMU KESİMİ, BORÇ ÇEVİREBİLİR Mİ? ELİMİZDEKİ TARİHSEL VERİLER 'EVET' DİYOR, AMA GEÇMİŞTEKİ GELİŞMELERDEN HAREKETLE GELECEĞE İLİŞKİN PROJEKSİYONLARI YAPARKEN ÇOK DİKKATLİ OLMAMIZ GEREKİYOR'' -''KURLARIN ENFLASYON ÜZERİNDEKİ BASKISI GIDA VE PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞLE TELAFİ EDİLECEK'' -''LİKİDİTE SIKIŞIKLIĞININ KALICI OLMASI VE DİĞER ÖNLEMLERİN YETERLİ OLMAMASI DURUMUNDA, YTL ZORUNLU KARŞILIĞININ SINIRLI ÖLÇÜDE İNDİRİLMESİ GİBİ ÖNLEMLERİ GÜNDEME ALABİLİRİZ'' <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bankacılık, reel ve kamu sektörlerin borçlarını geri çevirip çeviremeyeceği konusunda tarihsel olarak bakıldığında, 'Evet' cevabının verileceğini, ancak geçmişteki gelişmelerden hareketle geleceğe ilişkin projeksiyonları yaparken çok dikkatli olunması gerektiğini belirtti. <br />
<br />
Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu konferansta konuşan Yılmaz, yaptığı sunumla Merkez Bankası'nın küresel piyasalardaki durum, aldığı ve almayı planladığı önlemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. <br />
<br />
Dünyadaki küresel ekonomik talebin azalmasının, Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyeceğini, ihracatın fiyat ve miktar bazında yavaşlamasını beklediklerini, ancak ithalatta daha keskin bir düşüş beklendiğini, bu durumun dış ticaretin büyümeye pozitif katkısının olacağı anlamına geldiğini ifade etti. Emtia fiyatlarındaki gerileme ve iktisadi faaliyetlerdeki düşüşle cari açıkta bir gerilemenin beklendiğini söyleyen Yılmaz, bankacılık sektörünün finansal sorunlara hazırlıklı yakalandığını, yabancı para biriminden açık pozisyonu taşımadıklarını, bu yönden 2001 krizinden farklı bir ortamın bulunduğunu söyledi. <br />
<br />
Yapılan analizlerde bankacılık sektörünün mevcut sermaye yapısının çeşitli şok baskılar altında oluşabilecek kayıpları karşılayacak düzeyde olduğunu gösterdiğini kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''Şu anda sorulan sorulardan biri, 'Türkiye dış finansman ihtiyacını nasıl karşılayacak? Türkiye bu yaşanan kredi daralmasında dış finansman konusunda nasıl sorunlarla karşılaşacak?' Bir uluslararası yatırım kuruluşu '90 milyar dolar' dedi, bir başkası '100 küsur milyar dolar', değişik rakamlar var. Bu rakamların hangisi doğru sorusuna cevap vermek için bir takım varsayımlar yapmak gerekiyor. 2009 yılında büyüme oranı ne olacak, bunu kesin bilmek lazım. Bu oranı bilmek için finansman ihtiyacı ne olacak bir de reel sektörün, mali sektörün ve bankaların borçları ne kadar, hangi oranda çevirebileceğini bilmek lazım. Önümüzdeki bilgilere göre 1995 yılından bugüne kadar reel sektörün, mali sektörün ve kamunun borçlarını çevirme oranı 2001 krizi de dahil olmak üzere hiçbir zaman yüzde 100'ün altına düşmüş değil. Buradan hareketle önümüzdeki dönemde de gerek bankacılık kesimi,gerekse reel sektör ve kamu kesimi yüzde 100 borç çevirebilir mi? Elimizdeki tarihsel veriler 'evet' diyor. Fakat 2001'deki kriz bizim krizimizdi, bizim dışımızda kriz yoktu. Likidite bulmak kolaydı. Bugün bütün dünyada kriz var, dolayısıyla dünyada bolluk dönemi sona erdi. Dolayısıyla geçmişteki gelişmelerden hareketle geleceğe ilişkin projeksiyonları yaparken çok dikkatli olmamız gerekiyor diye düşünüyoruz.'' <br />
<br />
Yılmaz, dış piyasalara yönelik çalışan büyük firmalarda borç realizasyonunun yüksek, iç piyasaya yönelik çalışan küçük işletmelerdeyse daha az olduğunu, hane halkı borçluluğu bakımından Türkiye'nin Doğu Avrupa ile kıyaslandığında daha sağlam durumda olduğunu belirterek, bu ülkelerden farklı olarak Türkiye'de tüketici kredilerinin büyük kısmının sabit faizli, yerli para cinsinden ve milli gelire oranının da düşük olduğunu kaydetti. <br />
<br />
ENFLASYON TAHMİNLERİ <br />
<br />
Döviz kurundaki artışın enflasyon üzerindeki etkisinin iç ve dış talepteki daralma nedeniyle önceki yıl ortalamalarına kıyasla daha sınırlı olacağını belirten Yılmaz, mevsimsellikten arıtılmış çekirdek enflasyon göstergelerinin son dönemde enflasyonun ana eğiliminin aşağı yönde olduğunu gösterdiğini dile getirdi. <br />
<br />
Para politikasını belirlemek için takip ettikleri mal gruplarındaki gelişme ve TUİK'ten takip ettikleri endekslerin de enflasyonla ilgili ileri dönük olumlu sonuçlar verdiğini kaydeden Yılmaz, şunları kaydetti: <br />
<br />
''2006 Haziran'daki dalgalanmada Türk Lirası yüzde 30'a yakın değer kaybetti. Bunun 5 aylık bir sürede yıl sonu enflasyonuna katkısı yüzde 3,5 oldu. Bugün itibariyle Türk Lirası'nın değer kaybı 2006'daki değer kaybından daha yüksek. Ancak beklentimiz 2006 yılındaki toplam talep koşulları, emtia fiyatları göz önüne alındığında göreceli olarak kurlarda daha fazla değer artmasına rağmen fiyatlara yansımasının daha az olacağı yönünde. Çünkü talep daha zayıf, ayrıca emtia fiyatları aşağı geliyor. Kurların enflasyon üzerindeki baskısı gıda ve petrol fiyatlarındaki düşüşle telafi edilecek. Tahminler 2008-2009-2010 enflasyon oranlarının sırasıyla yüzde 11,1, yüzde 7,6 ve yüzde 6 seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor. İki senaryo analizi daha yapıldı. Buna göre petrol ve gıda fiyatlarının baz senaryonun üzerinde seyredeceği dikkate alındığında yüzde 8,9, 2010 da yüzde 7,1 civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Petrol ve gıda fiyatlarının beklenenden çok daha olumlu bir seyir izlemesi durumunda ise enflasyon 2009 sonunda yüzde 6,3, 2010 sonunda ise yüzde 5,2 düzeyinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.'' <br />
<br />
Merkez Bankası'nın ilerideki dönemde döviz cinsi zorunlu karşılıklarının sınırlı ölçüde indirilmesi, ihracatçılara Eximbank ile ticari bankalar aracılığıyla kullandıracak reeskont ve kredi miktarlarının artırılması ve piyasada likidite sıkışıklığı arttığı takdirde teknik faiz indirimini erkene alması gibi alabileceği önlemlerin bulunduğunu belirten Yılmaz, ''Likidite sıkışıklığının gelişimine bağlı olarak repo işlemleriyle fonlama vadelerinin uzatılması, 2. el piyasadan doğrudan vede iç borçlanma senedi almak suretiyle sistemin fonlanması ve likidite sıkışıklığının kalıcı olması ve diğer önlemlerin yeterli olmaması durumunda YTL zorunlu karşılığının sınırlı ölçüde indirilmesi gibi önlemleri gündeme alabiliriz. 16 Aralık 2008 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilecek basın toplantısında 2009 yılında para politikasının genel çerçevesinin ne olacağı açıklanacak'' dedi. <br />
<br />
DİĞER KONUŞMACILAR <br />
<br />
Konferansta konuşan EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar, özel sektörün krize borçlu ve riskli olarak girdiğine işaret ederek, zamanında bankacılık sektörüne yapılan desteğin şimdi reel sektöre de yapılmasını beklediklerini söyledi. Beklenen destek gelmediği takdirde üretimin küçüleceğini ve Türkiye'nin hedeflerinden uzaklaşacağını anlatan Yorgancılar, hiç kimsenin bu hedefi öteleyecek davranışlar içine girmemesi gerektiğini vurguladı. <br />
<br />
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ufuk Akgün de bankaların Merkez Bankası için ayırmak zorunda oldukları munzam karşılık oranının düşürülmesi gerektiğini ve bunun da reel sektöre kredi olarak verilmesinin bu ortamda yararlı olacağını ifade etti. <br />
<br />
Toplantıya İzmir Valisi Cahit Kıraç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Vergi Dairesi Başkanı Mustafa Bulut ve çok sayıda iş adamının yanı sıra Merkez Bankası Başkanı Yılmaz'ın eşi Düriye Yılmaz da katıldı. <br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Para Politikaları Toplantısı <br />
<br />
MERKEZ BANKASI BAŞKANI DURMUŞ YILMAZ: ''ABD'DE KONUT SEKTÖRÜNDE BAŞLAYAN VE MALİ SEKTÖRÜN GENELİNE YAYILAN BU PROBLEMİN BİRİNCİ PERDESİ SONA ERMEK ÜZERE'' -''FAKAT BUNUN, REEL SEKTÖR ÜZERİNE KESİNLİKLE BİR TAHRİBATI OLDU. BU TAHRİBATIN BOYUTUNUN, ÖLÇÜSÜNÜN VE SÜRESİNİN NEREDE BAŞLAYIP, NEREDE BİTECEĞİ KONUSUNDA HENÜZ ÇOK NET BİR RESİM YOK'' -(YTL'DEKİ DEĞER KAYBI) BUGÜN ŞUNU GÖRÜYORUZ Kİ, DÜNYADAN KOPUK DEĞİLİZ, HATTA DÜNYADAKİ BAZI ÜLKELERDEN DAHA İYİYİZ'' -''ÖNCÜ GÖSTERGELER, İKTİSADİ FAALİYETTEKİ YAVAŞLAMANIN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE DEVAM EDECEĞİNE İŞARET ETMEKTEDİR'' <br />
<br />
04/12/2008 - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, toplumdan gelen ''Küresel krizin neresindeyiz? Krizin dibi göründü mü?'' yönündeki yaygın sorulara karşı, küresel mali krizin birinci perdesinin sona ermekte olduğunu değerlendirdiklerini, ancak bunun, reel sektörde yarattığı tahribatın boyutunun, ölçüsünün ve süresinin nerede biteceği konusunda henüz net bir görünümün olmadığını söyledi. <br />
<br />
Yılmaz, Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın işbirliğinde İzmir'de düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu toplantıda, küresel mali kriz ve bunun Türkiye'ye yansımalarını değerlendirdi. <br />
<br />
Dünyada 2007 yılı itibariyle etkileri görülmeye başlanan mali piyasalardaki dalgalanmanın, Eylül ayında ABD'nin önde gelen yatırım bankalarından Lehman Broders'ın iflas başvurusunda bulunmasıyla büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, bunun sonucunda risk algılamalarındaki bozulmayla finansal kuruluşların birbirlerine borç vermeye isteksiz davranma eğilimine girdiğini ve bankacılık finans sektöründe Ekim ayı itibariyle toplam zararın 1 trilyon ABD dolarına ulaştığını belirtti. <br />
<br />
Yılmaz, dünya genelinde mali piyasalarda yaşanan bu sıkıntı hakkında bugün toplumda en çok tartışılan konunun, ''Krizin neresindeyiz, dibi görüldü mü? Buradan nereye gidebiliriz?'' olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: <br />
<br />
''Değerlendirmelerimiz, bize şunu gösteriyor; ABD'de konut sektöründe başlayan ve mali sektörün geneline yayılan bu problemin birinci perdesi sona ermek üzere. Fakat bunun, reel sektör üzerine kesinlikle bir tahribatı oldu. Bu tahribatın boyutunun, ölçüsünün ve süresinin nerede başlayıp, nerede biteceği konusunda henüz çok net bir resim yok. 2008 yılı son çeyreğiyle ilgili bilançolar 2009 yılı ilk çeyreğinde açıklanacak. Bunun bir kısmı 2009 yılı ortalarına doğru gelecek ve öyle tahmin ediyorum ki, mali sektörde başlayıp reel sektöre sıçrayan ve orada çıkan birtakım tahribatlar, zaman içerisinde ortaya çıktıkça, tekrar dönüp mali sektörü etkilemesi söz konusu. O nedenle, 'Krizin neresindeyiz, dibini gördük mü?' sorusunun cevabı henüz net olarak verilemiyor. Dolayısıyla buradan çıkarmamız gereken sonuç, 'Bugüne kadar gösterdiğiniz ihtiyatı bundan sonra da göstermeniz' şeklinde olmalıdır. Sorun henüz bitmiş değil.'' <br />
<br />
Küresel finansal piyasalarda yaşanan bu krizin, önceki dönemlerdekilere göre farklı olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Önceki kriz dönemlerine kıyasla dünya piyasalarının toparlanmasının daha uzun bir süre alacağı beklenmektedir. IMF, küresel büyüme hızının 2009 yılında yüzde 2,2'ye gerileceğini tahmin etmektedir. Bu oran, dünya ekonomileri için küresel bir resesyon anlamına gelmektedir. Öte yandan, OECD'nin yayınladığı son raporlar, önümüzdeki yıl 30 üye ülkeden 21'inde resesyon yaşanacağını öngörmektedir.'' <br />
<br />
TÜRKİYE'YE ETKİLERİ <br />
<br />
Yılmaz, küresel likidite koşullarında yaşanan olağanüstü değişimlerin, uluslararası likidite koşullarına duyarlı diğer ülkeler gibi Türkiye'yi de olumsuz yönde etkilemekte olduğunu belirtti. <br />
<br />
Bu dönemde, Türkiye'nin risk primi göstergesinin, diğer gelişmekte olan ülkelerin risk primine paralel şekilde artış gösterdiğini ifade eden Yılmaz, ancak Türkiye'nin risk primindeki bu artışın, diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha düşük seviyede gerçekleştiğine dikkati çekti. <br />
<br />
Yılmaz, Türkiye'nin, bugün içinde bulunduğu ortam, Türk Lirası'ndaki dalgalanma dikkate alınarak 2006 Haziran ayındaki kriz durumuyla kıyaslandığında, çok daha iyi konumda olduğunun görüldüğünü ifade ederek, ''O dönemde uluslararası piyasalardaki gelişmelerden kopuktuk, bizde daha fazla dalgalanma oldu. Ama bugün şunu görüyoruz ki, dünyadan kopuk değiliz, hatta dünyadaki bazı ülkelerden daha iyiyiz'' dedi. <br />
<br />
FAİZ ORANLARINDAKİ ARTIŞ <br />
<br />
Türkiye'de Ağustos ayında siyasi belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla düşme eğilimine giren faizlerin, küresel risk algılamalarındaki bozulmayla birlikte tekrar artış eğilimine girdiğini kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''Ekim ayı sonunda yüzde 25'e kadar yükselen gösterge niteliğindeki ortalama faiz oranı, bugün itibariyle yüzde 20 seviyesine gerilemekle beraber, TCMB gecelik faiz oranın üzerinde seyretmeye devam etmektedir. Buradan TCMB politika faizleriyle piyasa faizleri ilişkisini rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Görülüyor ki, bu ilişki biraz kopuk. Benzer şekilde ülkemiz EUROBOND piyasasında işlem gören tahvillerinin faizlerinde ve kredi iflas takası piriminde de artış gözlenmiştir.'' <br />
<br />
REEL SEKTÖRÜN DURUMU <br />
<br />
Finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin reel sektör üzerindeki etkilerine de değinen Yılmaz, şunları kaydetti: <br />
<br />
''Artan risk algısı ve küresel krizin bankalar üzerindeki olumsuz etkisiyle diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de iktisadi faaliyetlerde belli bir yavaşlama gözleniyor. Sanayi üretimi, 2008 Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 oranında azalmıştır. İmalat sanayisinde kapasite kullanım oranı da 2008 yılı Eylül ayında geçen yıla göre 4,1 puan azalarak yüzde 79,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Öncü göstergeler, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret etmektedir. <br />
<br />
Yine mevcut göstergeler, özel tüketim talebinde 2008 yılının ikinci çeyreğinde belirginleşen yavaşlamanın, yılın ikinci yarısında da devam ettiğine işaret etmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, yurt içine yapılan otomobil ve beyaz eşya satışlarında daralmaya işaret etmektedir. Gelecek üç aylık döneme ilişkin iç piyasa satış beklentileri belirgin bir düşüş gösterirken, tüketici güven endeksleri küresel düzeyde yaşanan krizin de etkisiyle hızla gerilemiştir.'' <br />
<br />
Yılmaz, toplam yatırım harcamalarına ilişkin öncü göstergelerin de bu alanda yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yavaşlamanın, yılın üçüncü çeyreğinde de devam ettiğini gösterdiğini, perakendecilik ve ticari faaliyetlere bakıldığındaysa 2007 yılı genelinde yüzde 5,5 olan karşılıksız banka çek adedinin takas odasına ibraz edilen toplam çek adedine oranının bu yılın ekim ayı itibariyle yüzde 5,3 seviyesinde gerçekleştiğinin görüldüğünü kaydetti. <br />
<br />
''MALİ ALAN VARSA BELKİ TOPLAM TALEBİ CANLANDIRMAK ÜZERE GEVŞETİCİ MALİ POLİTİKALAR UYGULANABİLİR. IMF DE BUNU TAVSİYE EDİYOR. BİZİM GİBİ ÜLKELERİN MALİ ALANI YOK. BİZ GENİŞLETİCİ POLİTİKALARI YAPAMAYIZ, YAPMAMALIYIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM'' -''(IMF İLE GÖRÜŞMELER KONUSUNDA) NASIL BİR ŞEKİL ALACAĞI, HENÜZ ELİMDEKİ BİLGİYE GÖRE DE NET DEĞİL'' -''REEL KESİMLE BANKALARIN İLİŞKİSİ KISA VADELİ ÇIKARLAR ÜZERİNE KURULMAMALI. ORTA VE UZUN VADELİ ORTAK ÇIKARLARDA BİRLEŞİLMELİ'' -''ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM ZOR OLACAK, ARTIK BOLLUK DÖNEMİ BİTTİ, KITLIK DÖNEMİNE GİRİYORUZ'' <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanması konusunda IMF'nin de bazı tavsiyelerinin bulunduğunu belirterek, ''mali alan varsa belki toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanabilir. IMF de bunu tavsiye ediyor. bizim gibi ülkelerin mali alanı yok. Biz genişletici politikaları yapamayız, yapmamalıyız diye düşünüyorum'' dedi. <br />
<br />
Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından odanın meclis salonunda düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu konferansta konuşan Yılmaz, sanayicilerin küresel krize karşı alınması gereken önlemlerle ilgili sorularını yanıtladı. Yılmaz, ülkelerin global ortamda yaşanan kriz sonrası yapabilecekleri şeylerin belli olduğunu ve bu adımların da atıldığını belirterek, şunları söyledi: <br />
<br />
''Bu tür sorunlar çıktığında ülkelerin yapabileceği işler belli. İlk savunma hattı, merkez bankaları ya krediyi ucuzlatmak için faiz oranlarını düşürüyor, piyasanın likidite ihtiyacını karşılıyor ya da faiz oranlarını değiştirmeden likidite sunuyor. Bu birinci savunma hattı, bunu ABD ve AB merkez bankaları yaptı. Eğer bu yeterli olmazsa ikinci savunma hattı sistemik olarak gözetim ve denetimle ilgili yapılacak şeylere bakılır, bu da yapıldı, Avrupa ve ABD'de açığa satışlar yasaklandı. Bu da yetmezse, ki yetmedi, sonuçta bizim aynen 2001'de yaptığımız gibi kamunun üzerine bir yük geldi. Vergi mükellefi bu zararları üstleniyor ve sistem yeniden realize ediliyor. ABD ve Avrupa'daki hükümetlerin bugün itibarıyla yaptıkları bu. 'Biz bunu niye yapmıyoruz' sorusunun cevabı, bizim ihtiyacımız yok. Biz bunu 2001'de yaptık, bize milli gelirin yüzde 25'i kadar yük getirdi. Onun dışında ne yapılabilir? Eğer ülkelerin bütçeleri imkan veriyorsa, mali alan varsa, belki toplam talebi canlandırmak üzere gevşetici mali politikalar uygulanabilir. IMF de bunu tavsiye ediyor özellikle bu konuda imkanı olan ülkelere. Ama bizim gibi ülkelerin mali alanı yok, biz bu tür genişletici politikaları yapamayız, yapmamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü bizim böyle bir alanımız yok.'' <br />
<br />
BELİRSİZLİK <br />
<br />
Yılmaz, IMF ile anlaşma süreci konusunda ekonomiler için en kötü hususun belirsizlik olduğunu, belirsizliğin ne kadar erken ortadan kalkarsa, bunun tüm kesimlere o kadar menfaat getirdiğini belirtti. Yılmaz, ''Bulunduğumuz nokta şu, benim bilgilerime göre biz Türkiye olarak durumumuzu IMF'ye arz ettik, ön teklifte bulunuldu. IMF bize geri bildirimde bulundu. Biz şimdi geri bildirimde bulunuyoruz. Nasıl bir şekil alacağı konusu, henüz benim elimdeki bilgiye göre de net değil'' diye konuştu. <br />
<br />
Bir sanayicinin gelecek dönemde kurlarla ilgili tahminini sorması üzerine Yılmaz, kur ve faizleri etkileyen faktörleri bilmelerine rağmen bunların her zaman aynı sonuçları vermediğini, kur ve faizlerin gelecekteki seviyesini bilse bile bunu kimseyle paylaşmayacağını belirterek, Merkez Bankasının böyle bir taahhüt altına giremeyeceğini kaydetti. <br />
<br />
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun zorunlu karşılıkların düşürülmesi talebiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, ''Ne yapacağımızı bir plana, projeye bağladık, önceliklerini belirledik. İhtiyaç duyulduğunda günü geldiğinde bunu yapacağımızı söyledik ve olduğumuz yerde de duruyoruz'' dedi. <br />
<br />
DÖVİZ REZERVLERİ <br />
<br />
Bir sanayicinin, Merkez Bankasının net döviz rezervinin ne kadar olduğu yönündeki sorusunu yanıtlayan Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Bizim döviz fazlamız var. Bugün itibariyle devletin borçlarının tamamının bugün itibariyle ödeneceğini varsaysanız, bugün itibariyle Merkez Bankasının işçi dövizlerinden gelen borçlarının tamamının ve işçilerimize geri ödeneceğini varsaysak, onun dışında Merkez Bankasının kamuya borcu varsa bunları düştükten sonra ne kadar dövize kalıyor diye sorarsanız, döviz rezervi buna yetmiyor. Bir dönem itibariyle yapılır ve bir yıl içindeki döviz yükümlülüğünün kime ne kadar borç ödeyecek bunu biliriz. Buna baktığımızda yine de döviz rezervi açısından önemli açıdan netteyiz'' diye konuştu. <br />
<br />
Rezervin toplam 70 milyar dolar olduğunu, bunun içinde farklı para birimlerinin de bulunduğunu dile getiren Yılmaz, bu rezervleri kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde değerlendirdiklerini söyledi. Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''70 milyar dolarlık rezervimizin çok az bir kısmı Merkez Bankası kasalarında efektif olarak duruyor. Geriye kalan kısmı muhabir hesaplarımızda. Paranızdan bir şey kazanabilmeniz için bankaya yatırmanız lazım. Dolayısıyla biz bunu kasamıza koyarsak bir şey kazanamayız. Bundan bir şey kazanabilmemiz için bunu birilerinin değerlendirmesi gerekiyor. Bunlar dış muhabirlerimizde. Amerikan doları, Amerikan muhabirlerimizde gibi. Aynı şekilde altını da değerlendiriyoruz. Türkiye'nin 116 ton altını var. Altının bir miktarı Ankara'da Merkez Bankası'nın altındaki kasalarda duruyor. Geri kalan yurt dışı muhabirlerimizde. Kasadaki altın size bir şey kazandırmıyor. Yurt dışında altınınız olursa zaman zaman buna talep geliyor. Bunu verdiğinizde, 3 ton altınınızı Eylül ayında verdiğinizde, yılbaşında 3 ton 250 kilo dönüyor. Muhabirler ise merkez bankaları.'' <br />
<br />
DALGALI KUR SİSTEMİ <br />
<br />
Dalgalı kur sistemiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, dalgalı kurun önemli bir şok eriticisi olduğunu, bundan vazgeçmeyi düşünmediklerini belirtti. <br />
<br />
Merkez Bankası'nın yüksek faiz, düşük kur gibi bir politikasının bulunmadığını, kendilerine verilen fiyat istikrarı çerçevesinde beklentileri yönetmeye yönelik faiz politikalarının bulunduğunu belirten Yılmaz, kurları değerli tutup enflasyonu düşük çıkarma gibi bir amacın bulunmadığını kaydetti. <br />
<br />
Yılmaz, yeni dönemde şirketlerin yurt dışı borçlanmalarının cari açığın finansmanında çok önemli rol oynadığını ifade ederek, ''Bizim reel sektörümüz yüzde 180'ler civarında dış piyasalardan eylül ayında bu çalkantıda borçlanabildi. Bizim de buradan çıkardığımız sonuç. Bu kadar çalkantıya rağmen yabancılar, borç verenler neye güvenerek borç veriyorlar? Biz de kendimize soruyoruz. Varsayıma dayanarak bankalarımızın yurt dışında önemli teminatları var diye düşünüyoruz. Hiç kimse teminat olmadan bu borcu vermez diye düşünüyoruz'' şeklinde konuştu. <br />
<br />
BANKALAR VE REEL SEKTÖR <br />
<br />
Kriz ortamında bankalarla hükümet arasındaki ilişkilerin önemi hakkındaki bir soruyu yanıtlayan Yılmaz, şu bilgileri verdi: <br />
<br />
''Biz şunu söylüyoruz, ekonomi bir bütün. Bankalar tasarrufçularla yatırımcılar arasında bir köprü. Dolayısıyla reel kesimle bankaların ilişkisi kısa vadeli çıkarlar üzerine kurulmamalı. Orta ve uzun vadeli ortak çıkarlarda birleşilmeli. Reel kesim, bankacılık kesimi ayrımını doğru bulmuyoruz. Biz bir bütünüz, aynı gemideyiz. Herkes bunu söylüyor. Dolayısıyla bankalar aldıkları paraları sanayicilere kullandırmasalar, zarar ederler. Kullandırırlarken de onların bir takım riskleri var. Bir yerlerden fon alıyorlar, bu para bunların parası değil. Her ikisinin menfaatini birden gözetmek durumunda.'' <br />
<br />
Merkez Bankasının, ekonominin ihtiyaç duyduğu likitideyi vermeye devam edeceğini, kendilerinin mali kesime ''Biz sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağız, likidite sıkıntısı çektirmeyeceğiz. Siz de reel sektöre gereken ihtimamı gösterin, onlara yapılabilecekleri mevcut konjonktür içinde yapmaya devam edin'' dediklerini ifade etti. <br />
<br />
Yılmaz, krizin ne zaman biteceğiyle ilgili bir soru üzerine ise sözlerini tekrarlayarak, şunları ifade etti: <br />
<br />
''Finansal piyasada başlayan bu krizin birinci perdesinde sona doğru yaklaşıldı. Buradan reel sektör üzerine nasıl bir hasar verdiği çok önemli. Önümüzdeki dönem bunu göreceğiz. Buradan da tekrar dönüp finans kesimini vurabilir. İhtiyatta olalım diyoruz. Söylediğimiz sadece bu. Önümüzdeki dönemde inişler çıkışlar göreceğiz. Önce reel sektördeki tahribatı göreceğiz. Bunun 2008 yılı son çeyrek bilançolarının açıklandığı dönemde göreceğiz. Bu piyasayı dalgalandıracaktır. Bu en erken 2009 ilk yarısının sonunda yaşanacaktır.'' <br />
<br />
MEVDUAT GÜVENCESİ <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, mevduat güvencesiyle ilgili yeni bir düzenleme olup olmadığına ilişkin soru üzerineyse Türkiye'nin etrafındaki ülkelerin güvence miktarını artırarak ve kapsamını genişleterek rekabette avantajlı konuma geçtiğini, ancak şu an için acil olarak alınması gereken bir tedbirin bulunmadığını bildirdi. <br />
<br />
Yılmaz, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Eğer buralarda bir sıkıntı varsa, bunun giderilmesi için bir takım tedbirler alınabilir, ama bugün itibarıyla bankalarımızda acilen önlem alınmasını gerektirecek mevduat açısından bir sorunla karşı karşıya değiliz. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Bizim bundan sonra mevduat güvencesiyle alabileceğimiz tedbirin çerçevesi, ortaya çıkan dezavantajlı durumu ve bozulan rekabet koşullarını nasıl düzeltebiliriz perspektifiyle olmalı.'' <br />
<br />
Bankacılık sistemindeki verilerin uluslararası standartların üzerinde seyrettiğini, bankalarda şu an için bir sorun bulunmadığını ifade eden Yılmaz, ''Rakamlar açısından bankalarımızda bir sorun yok. Bunun nedeni 2001 krizi sonrası alınan tedbirler. Önümüzdeki dönem zor olacak, artık bolluk dönemi bitti kıtlık dönemine giriyoruz. Maliyetler yükselecek ve borç alınabilir verilebilir fonlarda daralma olacak. Bu durumu gözününde bulundurarak herkesin ihtiyatlı olması gerekir'' şeklinde konuştu. <br />
<br />
''BANKACILIK KESİMİ, REEL SEKTÖR VE KAMU KESİMİ, BORÇ ÇEVİREBİLİR Mİ? ELİMİZDEKİ TARİHSEL VERİLER 'EVET' DİYOR, AMA GEÇMİŞTEKİ GELİŞMELERDEN HAREKETLE GELECEĞE İLİŞKİN PROJEKSİYONLARI YAPARKEN ÇOK DİKKATLİ OLMAMIZ GEREKİYOR'' -''KURLARIN ENFLASYON ÜZERİNDEKİ BASKISI GIDA VE PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞLE TELAFİ EDİLECEK'' -''LİKİDİTE SIKIŞIKLIĞININ KALICI OLMASI VE DİĞER ÖNLEMLERİN YETERLİ OLMAMASI DURUMUNDA, YTL ZORUNLU KARŞILIĞININ SINIRLI ÖLÇÜDE İNDİRİLMESİ GİBİ ÖNLEMLERİ GÜNDEME ALABİLİRİZ'' <br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bankacılık, reel ve kamu sektörlerin borçlarını geri çevirip çeviremeyeceği konusunda tarihsel olarak bakıldığında, 'Evet' cevabının verileceğini, ancak geçmişteki gelişmelerden hareketle geleceğe ilişkin projeksiyonları yaparken çok dikkatli olunması gerektiğini belirtti. <br />
<br />
Dünya Gazetesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından düzenlenen ''Para Politikaları'' konulu konferansta konuşan Yılmaz, yaptığı sunumla Merkez Bankası'nın küresel piyasalardaki durum, aldığı ve almayı planladığı önlemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. <br />
<br />
Dünyadaki küresel ekonomik talebin azalmasının, Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyeceğini, ihracatın fiyat ve miktar bazında yavaşlamasını beklediklerini, ancak ithalatta daha keskin bir düşüş beklendiğini, bu durumun dış ticaretin büyümeye pozitif katkısının olacağı anlamına geldiğini ifade etti. Emtia fiyatlarındaki gerileme ve iktisadi faaliyetlerdeki düşüşle cari açıkta bir gerilemenin beklendiğini söyleyen Yılmaz, bankacılık sektörünün finansal sorunlara hazırlıklı yakalandığını, yabancı para biriminden açık pozisyonu taşımadıklarını, bu yönden 2001 krizinden farklı bir ortamın bulunduğunu söyledi. <br />
<br />
Yapılan analizlerde bankacılık sektörünün mevcut sermaye yapısının çeşitli şok baskılar altında oluşabilecek kayıpları karşılayacak düzeyde olduğunu gösterdiğini kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu: <br />
<br />
''Şu anda sorulan sorulardan biri, 'Türkiye dış finansman ihtiyacını nasıl karşılayacak? Türkiye bu yaşanan kredi daralmasında dış finansman konusunda nasıl sorunlarla karşılaşacak?' Bir uluslararası yatırım kuruluşu '90 milyar dolar' dedi, bir başkası '100 küsur milyar dolar', değişik rakamlar var. Bu rakamların hangisi doğru sorusuna cevap vermek için bir takım varsayımlar yapmak gerekiyor. 2009 yılında büyüme oranı ne olacak, bunu kesin bilmek lazım. Bu oranı bilmek için finansman ihtiyacı ne olacak bir de reel sektörün, mali sektörün ve bankaların borçları ne kadar, hangi oranda çevirebileceğini bilmek lazım. Önümüzdeki bilgilere göre 1995 yılından bugüne kadar reel sektörün, mali sektörün ve kamunun borçlarını çevirme oranı 2001 krizi de dahil olmak üzere hiçbir zaman yüzde 100'ün altına düşmüş değil. Buradan hareketle önümüzdeki dönemde de gerek bankacılık kesimi,gerekse reel sektör ve kamu kesimi yüzde 100 borç çevirebilir mi? Elimizdeki tarihsel veriler 'evet' diyor. Fakat 2001'deki kriz bizim krizimizdi, bizim dışımızda kriz yoktu. Likidite bulmak kolaydı. Bugün bütün dünyada kriz var, dolayısıyla dünyada bolluk dönemi sona erdi. Dolayısıyla geçmişteki gelişmelerden hareketle geleceğe ilişkin projeksiyonları yaparken çok dikkatli olmamız gerekiyor diye düşünüyoruz.'' <br />
<br />
Yılmaz, dış piyasalara yönelik çalışan büyük firmalarda borç realizasyonunun yüksek, iç piyasaya yönelik çalışan küçük işletmelerdeyse daha az olduğunu, hane halkı borçluluğu bakımından Türkiye'nin Doğu Avrupa ile kıyaslandığında daha sağlam durumda olduğunu belirterek, bu ülkelerden farklı olarak Türkiye'de tüketici kredilerinin büyük kısmının sabit faizli, yerli para cinsinden ve milli gelire oranının da düşük olduğunu kaydetti. <br />
<br />
ENFLASYON TAHMİNLERİ <br />
<br />
Döviz kurundaki artışın enflasyon üzerindeki etkisinin iç ve dış talepteki daralma nedeniyle önceki yıl ortalamalarına kıyasla daha sınırlı olacağını belirten Yılmaz, mevsimsellikten arıtılmış çekirdek enflasyon göstergelerinin son dönemde enflasyonun ana eğiliminin aşağı yönde olduğunu gösterdiğini dile getirdi. <br />
<br />
Para politikasını belirlemek için takip ettikleri mal gruplarındaki gelişme ve TUİK'ten takip ettikleri endekslerin de enflasyonla ilgili ileri dönük olumlu sonuçlar verdiğini kaydeden Yılmaz, şunları kaydetti: <br />
<br />
''2006 Haziran'daki dalgalanmada Türk Lirası yüzde 30'a yakın değer kaybetti. Bunun 5 aylık bir sürede yıl sonu enflasyonuna katkısı yüzde 3,5 oldu. Bugün itibariyle Türk Lirası'nın değer kaybı 2006'daki değer kaybından daha yüksek. Ancak beklentimiz 2006 yılındaki toplam talep koşulları, emtia fiyatları göz önüne alındığında göreceli olarak kurlarda daha fazla değer artmasına rağmen fiyatlara yansımasının daha az olacağı yönünde. Çünkü talep daha zayıf, ayrıca emtia fiyatları aşağı geliyor. Kurların enflasyon üzerindeki baskısı gıda ve petrol fiyatlarındaki düşüşle telafi edilecek. Tahminler 2008-2009-2010 enflasyon oranlarının sırasıyla yüzde 11,1, yüzde 7,6 ve yüzde 6 seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor. İki senaryo analizi daha yapıldı. Buna göre petrol ve gıda fiyatlarının baz senaryonun üzerinde seyredeceği dikkate alındığında yüzde 8,9, 2010 da yüzde 7,1 civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Petrol ve gıda fiyatlarının beklenenden çok daha olumlu bir seyir izlemesi durumunda ise enflasyon 2009 sonunda yüzde 6,3, 2010 sonunda ise yüzde 5,2 düzeyinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.'' <br />
<br />
Merkez Bankası'nın ilerideki dönemde döviz cinsi zorunlu karşılıklarının sınırlı ölçüde indirilmesi, ihracatçılara Eximbank ile ticari bankalar aracılığıyla kullandıracak reeskont ve kredi miktarlarının artırılması ve piyasada likidite sıkışıklığı arttığı takdirde teknik faiz indirimini erkene alması gibi alabileceği önlemlerin bulunduğunu belirten Yılmaz, ''Likidite sıkışıklığının gelişimine bağlı olarak repo işlemleriyle fonlama vadelerinin uzatılması, 2. el piyasadan doğrudan vede iç borçlanma senedi almak suretiyle sistemin fonlanması ve likidite sıkışıklığının kalıcı olması ve diğer önlemlerin yeterli olmaması durumunda YTL zorunlu karşılığının sınırlı ölçüde indirilmesi gibi önlemleri gündeme alabiliriz. 16 Aralık 2008 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilecek basın toplantısında 2009 yılında para politikasının genel çerçevesinin ne olacağı açıklanacak'' dedi. <br />
<br />
DİĞER KONUŞMACILAR <br />
<br />
Konferansta konuşan EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar, özel sektörün krize borçlu ve riskli olarak girdiğine işaret ederek, zamanında bankacılık sektörüne yapılan desteğin şimdi reel sektöre de yapılmasını beklediklerini söyledi. Beklenen destek gelmediği takdirde üretimin küçüleceğini ve Türkiye'nin hedeflerinden uzaklaşacağını anlatan Yorgancılar, hiç kimsenin bu hedefi öteleyecek davranışlar içine girmemesi gerektiğini vurguladı. <br />
<br />
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ufuk Akgün de bankaların Merkez Bankası için ayırmak zorunda oldukları munzam karşılık oranının düşürülmesi gerektiğini ve bunun da reel sektöre kredi olarak verilmesinin bu ortamda yararlı olacağını ifade etti. <br />
<br />
Toplantıya İzmir Valisi Cahit Kıraç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Vergi Dairesi Başkanı Mustafa Bulut ve çok sayıda iş adamının yanı sıra Merkez Bankası Başkanı Yılmaz'ın eşi Düriye Yılmaz da katıldı. <br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[''Reel Sektörün Talepleri Arasında Maalesef Bir Tutarlılık Görmekte Zorlanıyorum. Hem]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16072</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:49:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16072</guid>
			<description><![CDATA[Devlet Bakanı Şimşek: ''Reel Sektörün Talepleri Arasında Maalesef Bir Tutarlılık Görmekte Zorlanıyorum. Hem IMF Programı Hem KDV İndirimi Yapın Yaklaşımı...'' <br />
<br />
''IMF PROGRAMININ, TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BÖYLE BİR DÖNEMDE DESTEKLEYİCİ NİTELİKTE OLMASI LAZIM, BU ANLAMDA GELENEKSEL PROGRAMLARDAN BİRAZ FARKLI OLMASI GEREK. BÜTÇE İLE İLGİLİ DÜZENLEMELERİN BOYUTU ÖNEMLİ'' -''KRİZİN REEL SEKTÖRE YANSIMALARI İTİBARİYLE HENÜZ 'ZİRVEYİ BULDUK' DEMEK İÇİN ERKEN'' <br />
<br />
04/12/2008 - Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF programlarının genel olarak, harcamaların kısılması, vergilerin yükseltilmesi gibi sıkı maliye politikaları içerdiğini kaydederek, reel sektörün hem IMF ile program hem de KDV indirimi istemesini ''tutarlı bulmadığını'' söyledi. <br />
<br />
Şimşek, Samanyolu Haber televizyonunda dün akşam katıldığı canlı yayında, son ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. <br />
<br />
Bakan Şimşek, piyasaların KDV indirimi beklentisini değerlendirirken, reel sektörün talepleri arasında ''tutarlılık görmekte zorlandığını'' kaydetti. Şimşek, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Bir taraftan IMF programı isteyeceksiniz. IMF programları genelde sıkı maliye politikası, genelde ya harcama kesintilerini ya da vergi artışlarını öngörür. Bu, Türkiye için farklılık arzetmez, geleneksel olarak IMF programları bunu içerir. Bir yandan hem bunu yapın hem de KDV indirimi yapın yaklaşımı... Ben burada o anlamda maalesef ikisini bağdaştırmakta zorlanıyorum. Keşke bu dönemde mali imkanlarımız iyi olsa, vergileri indirebilsek.'' <br />
<br />
Şimşek, bu süreçte dünyada 3 tip ülke bulunduğunu, birinci gruptaki ABD, Japonya, Avrupa, İsviçre gibi ülkelerin parasının rezerv para niteliği taşıdığını ve bunların para basarak bir nebze etkiyi sınırlandırabildiğini kaydetti. Şimşek, ikinci gruptakilerin Çin, Rusya, Körfez ülkeleri gibi rezervlerinin güçlü olduğunu, Türkiye gibi üçüncü gruptaki ülkelerin ise bu iki imkanın da dışında bulunduğunu kaydetti ve yapacaklarının sınırlı olduğunu, adımların spesifik ve hedefe yönelik olması gerektiğini anlattı. <br />
<br />
''Çok sıcak bakmıyorsunuz anlamı çıkarıyoruz'' yorumu üzerine Şimşek, ''Tabii gönül isterdi ki birçok kastedilen anlamda önlem, tedbir alalım. Eğer IMF ile program yapılacaksa bütçe disiplinini korumamız lazım, dengelerini iyileştirmemiz lazım. KDV indirimi, bu dönemde onunla pek tutarlı olmaz. Dolayısıyla bizim bu aşamada tabii ki önceliğimiz, bu küresel krizin reel sektöre yansımalarını sınırlamak, ama burada alabileceğimiz tedbirler de sınırlı, onu kabul etmek lazım. Mucizevi bir şekilde biz, bu krizden hiç etkilenmeyecek bir önlem paketi açıklama lüksüne sahip değiliz, öyle bir imkanımız yok'' diye konuştu. <br />
<br />
''ENFLASYONDA, HEDEFE YAKIN SEYİR BEKLİYORUM'' <br />
<br />
Açıklanan enflasyon rakamlarına ilişkin soru üzerine Şimşek, kurdaki değişime rağmen enflasyonun ''aşağıya doğru ivme içinde olmasını'' sevindirici bulduğunu söyledi. <br />
<br />
Şimşek, ''Şu anda enflasyonu besleyecek herhangi bir güç yok. Talep zayıf, emtia fiyatları düşüyor. Kurdaki son hareket bir miktar etkileyecek ama geçici bir etki. Dolayısıyla ben önümüzdeki dönemlerde enflasyonda, hedefe yakın bir seyir içine gireceğimizi bekliyorum ama tabii bir miktar bir belirsizlik var'' dedi. <br />
<br />
İhracattaki düşüşü nasıl değerlendirdiğine yönelik soru üzerine Şimşek, Türkiye'nin ihracat pazarında ciddi bir talep daralması yaşandığını belirterek, sadece ihracatın değil, ithalatın da düştüğünü ve dolayısıyla muhtemelen önümüzdeki dönemde ''cari açıkta önemli bir küçülme'' meydana geleceğini söyledi. <br />
<br />
''IMF PROGRAMI OLMASA DA TÜRKİYE YOLUNA DEVAM EDECEK'' <br />
<br />
IMF ile ilişkilere yönelik soru üzerine, bir IMF programının Türkiye'nin döviz likiditesi kaygısını azaltacağı kanısına katıldığını kaydeden Şimşek, ''Bir IMF programının Türkiye ekonomisine tabii ki böyle bir dönemde destekleyici nitelikte olması lazım ve bu anlamda geleneksel IMF programlarından biraz farklı olması lazım. Bütçe ile ilgili düzenlemelerin boyutu önemli, içeriği önemli. Çalışmalar devam ediyor'' dedi. <br />
<br />
Şimşek, konuya ilişkin başka bir soruyu yanıtlarken ''Ama şu da var IMF programı olmasa da Türkiye'nin nüfus dinamikleri değişmeyecek, coğrafi konumu değişmeyecek, girişimcilik ruhunda bir değişiklik olmayacak. Ne olacak? Türkiye bu dönemi reform yaparak, bir sonraki çıkış dönemine hazırlık dönemi olarak bakacak ve Türkiye yoluna devam edecek'' dedi. <br />
<br />
Bu sözünden hareketle IMF ile program olmama olasılığı mı bulunduğunun sorulması üzerine Şimşek, IMF programı üzerinde çalışıldığının altını çizdi ve ''Ama tabii oluncaya kadar hiçbir şekilde yüzde 100 olacak ya da olmayacak şeklinde bir yaklaşım içinde olmayız'' dedi. <br />
<br />
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''krizin dibi gördüğü ve çıkışın olacağı'' yönündeki yorumunun hatırlatılması üzerine Şimşek, özetle şunları söyledi: <br />
<br />
''Sayın başbakanımız, finans sektöründeki kriz zirveyi buldu şeklinde bir ifade kullanmak istemiştir zannediyorum. O anlamda aslında makul, bu konuda da genel bir kanı var. Citibank'ın kurtarılmasıyla birlikte piyasadaki sinyallere de baktığınız zaman finans sektörü itibariyle, hala ufak tefek iniş çıkışlar yaşanabilir. Ama tabii reel sektöre yansımaları itibariyle henüz zirveyi bulduk demek için erken.'' <br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Devlet Bakanı Şimşek: ''Reel Sektörün Talepleri Arasında Maalesef Bir Tutarlılık Görmekte Zorlanıyorum. Hem IMF Programı Hem KDV İndirimi Yapın Yaklaşımı...'' <br />
<br />
''IMF PROGRAMININ, TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BÖYLE BİR DÖNEMDE DESTEKLEYİCİ NİTELİKTE OLMASI LAZIM, BU ANLAMDA GELENEKSEL PROGRAMLARDAN BİRAZ FARKLI OLMASI GEREK. BÜTÇE İLE İLGİLİ DÜZENLEMELERİN BOYUTU ÖNEMLİ'' -''KRİZİN REEL SEKTÖRE YANSIMALARI İTİBARİYLE HENÜZ 'ZİRVEYİ BULDUK' DEMEK İÇİN ERKEN'' <br />
<br />
04/12/2008 - Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF programlarının genel olarak, harcamaların kısılması, vergilerin yükseltilmesi gibi sıkı maliye politikaları içerdiğini kaydederek, reel sektörün hem IMF ile program hem de KDV indirimi istemesini ''tutarlı bulmadığını'' söyledi. <br />
<br />
Şimşek, Samanyolu Haber televizyonunda dün akşam katıldığı canlı yayında, son ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. <br />
<br />
Bakan Şimşek, piyasaların KDV indirimi beklentisini değerlendirirken, reel sektörün talepleri arasında ''tutarlılık görmekte zorlandığını'' kaydetti. Şimşek, şöyle devam etti: <br />
<br />
''Bir taraftan IMF programı isteyeceksiniz. IMF programları genelde sıkı maliye politikası, genelde ya harcama kesintilerini ya da vergi artışlarını öngörür. Bu, Türkiye için farklılık arzetmez, geleneksel olarak IMF programları bunu içerir. Bir yandan hem bunu yapın hem de KDV indirimi yapın yaklaşımı... Ben burada o anlamda maalesef ikisini bağdaştırmakta zorlanıyorum. Keşke bu dönemde mali imkanlarımız iyi olsa, vergileri indirebilsek.'' <br />
<br />
Şimşek, bu süreçte dünyada 3 tip ülke bulunduğunu, birinci gruptaki ABD, Japonya, Avrupa, İsviçre gibi ülkelerin parasının rezerv para niteliği taşıdığını ve bunların para basarak bir nebze etkiyi sınırlandırabildiğini kaydetti. Şimşek, ikinci gruptakilerin Çin, Rusya, Körfez ülkeleri gibi rezervlerinin güçlü olduğunu, Türkiye gibi üçüncü gruptaki ülkelerin ise bu iki imkanın da dışında bulunduğunu kaydetti ve yapacaklarının sınırlı olduğunu, adımların spesifik ve hedefe yönelik olması gerektiğini anlattı. <br />
<br />
''Çok sıcak bakmıyorsunuz anlamı çıkarıyoruz'' yorumu üzerine Şimşek, ''Tabii gönül isterdi ki birçok kastedilen anlamda önlem, tedbir alalım. Eğer IMF ile program yapılacaksa bütçe disiplinini korumamız lazım, dengelerini iyileştirmemiz lazım. KDV indirimi, bu dönemde onunla pek tutarlı olmaz. Dolayısıyla bizim bu aşamada tabii ki önceliğimiz, bu küresel krizin reel sektöre yansımalarını sınırlamak, ama burada alabileceğimiz tedbirler de sınırlı, onu kabul etmek lazım. Mucizevi bir şekilde biz, bu krizden hiç etkilenmeyecek bir önlem paketi açıklama lüksüne sahip değiliz, öyle bir imkanımız yok'' diye konuştu. <br />
<br />
''ENFLASYONDA, HEDEFE YAKIN SEYİR BEKLİYORUM'' <br />
<br />
Açıklanan enflasyon rakamlarına ilişkin soru üzerine Şimşek, kurdaki değişime rağmen enflasyonun ''aşağıya doğru ivme içinde olmasını'' sevindirici bulduğunu söyledi. <br />
<br />
Şimşek, ''Şu anda enflasyonu besleyecek herhangi bir güç yok. Talep zayıf, emtia fiyatları düşüyor. Kurdaki son hareket bir miktar etkileyecek ama geçici bir etki. Dolayısıyla ben önümüzdeki dönemlerde enflasyonda, hedefe yakın bir seyir içine gireceğimizi bekliyorum ama tabii bir miktar bir belirsizlik var'' dedi. <br />
<br />
İhracattaki düşüşü nasıl değerlendirdiğine yönelik soru üzerine Şimşek, Türkiye'nin ihracat pazarında ciddi bir talep daralması yaşandığını belirterek, sadece ihracatın değil, ithalatın da düştüğünü ve dolayısıyla muhtemelen önümüzdeki dönemde ''cari açıkta önemli bir küçülme'' meydana geleceğini söyledi. <br />
<br />
''IMF PROGRAMI OLMASA DA TÜRKİYE YOLUNA DEVAM EDECEK'' <br />
<br />
IMF ile ilişkilere yönelik soru üzerine, bir IMF programının Türkiye'nin döviz likiditesi kaygısını azaltacağı kanısına katıldığını kaydeden Şimşek, ''Bir IMF programının Türkiye ekonomisine tabii ki böyle bir dönemde destekleyici nitelikte olması lazım ve bu anlamda geleneksel IMF programlarından biraz farklı olması lazım. Bütçe ile ilgili düzenlemelerin boyutu önemli, içeriği önemli. Çalışmalar devam ediyor'' dedi. <br />
<br />
Şimşek, konuya ilişkin başka bir soruyu yanıtlarken ''Ama şu da var IMF programı olmasa da Türkiye'nin nüfus dinamikleri değişmeyecek, coğrafi konumu değişmeyecek, girişimcilik ruhunda bir değişiklik olmayacak. Ne olacak? Türkiye bu dönemi reform yaparak, bir sonraki çıkış dönemine hazırlık dönemi olarak bakacak ve Türkiye yoluna devam edecek'' dedi. <br />
<br />
Bu sözünden hareketle IMF ile program olmama olasılığı mı bulunduğunun sorulması üzerine Şimşek, IMF programı üzerinde çalışıldığının altını çizdi ve ''Ama tabii oluncaya kadar hiçbir şekilde yüzde 100 olacak ya da olmayacak şeklinde bir yaklaşım içinde olmayız'' dedi. <br />
<br />
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''krizin dibi gördüğü ve çıkışın olacağı'' yönündeki yorumunun hatırlatılması üzerine Şimşek, özetle şunları söyledi: <br />
<br />
''Sayın başbakanımız, finans sektöründeki kriz zirveyi buldu şeklinde bir ifade kullanmak istemiştir zannediyorum. O anlamda aslında makul, bu konuda da genel bir kanı var. Citibank'ın kurtarılmasıyla birlikte piyasadaki sinyallere de baktığınız zaman finans sektörü itibariyle, hala ufak tefek iniş çıkışlar yaşanabilir. Ama tabii reel sektöre yansımaları itibariyle henüz zirveyi bulduk demek için erken.'' <br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BA BS BUGÜN SONNNNNNNNNNNN]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16071</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:49:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16071</guid>
			<description><![CDATA[1450 YTL LİK CEZAYA KALMAK İSTEMİYORSANIZ <br />
<br />
BA BS FORMLARINIZI SON BİR DEFA GÖZDEN GEÇİRİN <br />
<br />
YOLLAMAYI UNUTMUŞ OLDUĞUNUZ BEYANLAR OLABİLİR <br />
<br />
BUNUN İÇİN E BEYANNAME BÖLÜMÜNDE <br />
<br />
BEYANNAME ARA <br />
<br />
TÜRÜ  :  ÖNCE BA FORMU / SONRA BS Yİ SEÇERSİNİZ <br />
<br />
DÖNEMİ :10/2008-10/2008 İŞARETLEYİN <br />
<br />
DURUMU : ONAYLANDI KISMINI SEÇİP ARATTIRIN <br />
<br />
LİSTENİZDEN İŞARETLEYİN <br />
<br />
YARIN ÇOK OLMADAN BUGÜN SON KONTROLLERİ UNUTMAYIN <br />
<br />
<br />
MUHASEBECİLERDE ÇOK BEYAN OLDUĞU İÇİN ATLAMA/UNUTMA/GÖNDERİP BEYAN KESMEME OLABİLİR <br />
<br />
<br />
BİLGİNİZE <br />
<br />
MAVİLİM]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1450 YTL LİK CEZAYA KALMAK İSTEMİYORSANIZ <br />
<br />
BA BS FORMLARINIZI SON BİR DEFA GÖZDEN GEÇİRİN <br />
<br />
YOLLAMAYI UNUTMUŞ OLDUĞUNUZ BEYANLAR OLABİLİR <br />
<br />
BUNUN İÇİN E BEYANNAME BÖLÜMÜNDE <br />
<br />
BEYANNAME ARA <br />
<br />
TÜRÜ  :  ÖNCE BA FORMU / SONRA BS Yİ SEÇERSİNİZ <br />
<br />
DÖNEMİ :10/2008-10/2008 İŞARETLEYİN <br />
<br />
DURUMU : ONAYLANDI KISMINI SEÇİP ARATTIRIN <br />
<br />
LİSTENİZDEN İŞARETLEYİN <br />
<br />
YARIN ÇOK OLMADAN BUGÜN SON KONTROLLERİ UNUTMAYIN <br />
<br />
<br />
MUHASEBECİLERDE ÇOK BEYAN OLDUĞU İÇİN ATLAMA/UNUTMA/GÖNDERİP BEYAN KESMEME OLABİLİR <br />
<br />
<br />
BİLGİNİZE <br />
<br />
MAVİLİM]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında T]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16070</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:43:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16070</guid>
			<description><![CDATA[5 Aralık 2008 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27075 <br />
TEBLİĞ <br />
Devlet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığından: <br />
DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLERDE DAMGA VERGİSİ VE <br />
HARÇ İSTİSNASI UYGULAMASI HAKKINDA TEBLİĞ <br />
(SERİ NO: 4) <br />
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun Ek 2 nci ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Ek 1 inci maddelerinin <br />
verdiği yetkiye dayanılarak döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin damga vergisi ve harç istisnası uygulama usul ve <br />
esaslarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan (1) Seri No.lu Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç <br />
İstisnası Uygulaması Hakkında Tebliğ1 ile ilgili olarak aşağıdaki düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. <br />
1 &#8211; (1) Seri No.lu Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında <br />
Tebliğ&#8217;in &#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER&#8221; başlıklı bölümünün yürürlükte bulunan 3.2.14., <br />
3.2.15., 3.2.16., 3.2.18., 3.2.19., 3.2.22., 3.2.24., 3.2.25. numaralı fıkraları kaldırılmış; bu Tebliğ ile 3.2.19. numaralı <br />
fıkra eklenmiş ve &#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER&#8221; başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde yeniden <br />
düzenlenmiştir. <br />
&#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER <br />
Diğer döviz kazandırıcı faaliyetler aşağıda sayılmıştır: <br />
3.2.1. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığınca yayımlanan cari yıl yatırım programında yer alan <br />
kamu yatırımlarından uluslararası ihaleye çıkarılanların (Yerli ve yabancı firmaların ayrı ayrı veya birlikte iştirakine <br />
açık olmak üzere) ihalesini kazanan veya yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen firmaların, <br />
3.2.1.1. Yerli firma olması halinde, uluslararası ihalelerde tamamı üzerinden, yabancı para ile finanse <br />
edilenlerde ise yabancı paraya isabet eden oranda yapacakları hizmet ve faaliyetler ile yerli imalatçı firmaların, <br />
mükerrer olmamak kaydıyla, bahse konu işte kullanılmak üzere bu işin yapımını yüklenen firmaya üreterek <br />
yapacakları mal ve malzeme ile hizmet satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.2. Yabancı firma olması halinde, yabancı firmanın bu işte kullanacağı mal ve malzemeyi üreten yerli <br />
imalatçı firmaların (işi taahhüt eden firmalar dahil) yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.3. Yerli ve yabancı firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, yerli firmaya kendi faaliyeti oranında, <br />
yabancı firmaya ise (3.2.1.2.) alt bendi çerçevesinde yerli imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.4. Yukarıda belirtilen (3.2.1.1.), (3.2.1.2.) ve (3.2.1.3.) alt bentleri çerçevesinde proje sahibi kamu <br />
kurumları ile bu projeleri üstlenen firmalara yapılacak teknik müşavirlik, mühendislik vb. hizmet satışları, <br />
3.2.2. Savunma Sanayi Müsteşarlığınca onaylanan Savunma Sanayi Projelerini üstlenmiş yerli imalatçı <br />
firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.3. Savunma Sanayi Müsteşarlığınca Savunma Sanayi açısından önem arzettiği belirtilen savunma araç ve <br />
gereçlerini üreten yerli imalatçı firmaların, ülkenin savunması ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına üreterek <br />
yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.4. (3.2.2) ve (3.2.3.) bentlerinde belirtilen firmalara, yerli imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve <br />
teslimleri, <br />
3.2.5. Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarını üreterek Yatırım Teşvik Belgesi sahibi <br />
yatırımcılara teslim eden yerli imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.6. Yerli imalatçı firmaların, Dış Ticaret Müsteşarlığınca yayımlanan Tebliğler eki yatırım malları listesinde <br />
belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.7. Yerli imalatçı firmaların, Yatırımlarda Devlet Yardımları Mevzuatı çerçevesinde CKD ithal edebilecek <br />
firmalara ithal edebilecekleri bu aksam ve parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.8. Yap-İşlet Modeli çerçevesinde yapılacak yatırım projelerini üstlenen yerli firmaların yapacakları hizmet <br />
ve faaliyetleri, <br />
3.2.9. Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye (sabit sermaye yatırımı nitelikli olanlar) çıkarılan <br />
yatırım malına, sınai mamullere ve yazılım hizmetlerine yönelik ihaleleri kazanan yerli imalatçı firmaların üreterek <br />
yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.10. Kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılan uluslararası taşımalar ile bu kurum ve kuruluşlar tarafından <br />
uluslararası ihaleye çıkarılmış yurt içi taşımaları yüklenen yerli firmaların bu faaliyetleri, <br />
3.2.11. Uluslararası taşımacılıktan döviz olarak kazanılan navlun bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, <br />
deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetleri, <br />
3.2.12. Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik <br />
hizmetleri gibi döviz kazandırıcı hizmet projeleri, <br />
3.2.13. Uluslararası ikili veya çok taraflı anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların <br />
yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden yerli imalatçı firmalar ile uluslararası <br />
kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen müteahhit <br />
firmaların faaliyet ve teslimleri, <br />
3.2.14. Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan <br />
Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, bedelleri yurt dışındaki sağlık ve sigorta kuruluşlarından tahsil <br />
edilmek kaydıyla döviz karşılığı verilecek sağlık hizmetleri, <br />
3.2.15. Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurt içindeki ve yurt dışındaki turizm faaliyetleri <br />
sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışları, <br />
3.2.16. Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurt dışında yerleşik firmalar adına garanti kapsamında <br />
gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, yabancı bandıralı gemi, uçak veya tırların bakımı ve onarımı ile bunlara <br />
yapılan mal (yakıt ve madeni yağlar hariç) ve hizmet satışları, <br />
3.2.17. Yerli firmalarca, ihraç ürünlerimizin pazarlanması amacıyla yurt dışında mağaza açılması veya <br />
işletilmesi, <br />
3.2.18. Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan maden havzalarından rödövans <br />
karşılığında maden çıkarımı ve işletmesiyle ilgili üretim faaliyetleri, <br />
3.2.19. Yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz <br />
haber satışları.&#8221; <br />
2 &#8211; Tebliğin &#8220;4. UYGULAMAYA İLİŞKİN ESASLAR&#8221; başlıklı bölümünün (4.1.) numaralı bendinin birinci <br />
paragrafı ile (4.4.) numaralı bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş, yerli firma ve imalatçı firma ifadelerinin <br />
açıklığa kavuşturulması için (4.7.) numaralı bendinden sonra gelmek üzere (4.8.) numaralı bent eklenmiştir. <br />
&#8220;4.1. (3.1.8)&#8217;de belirtilen faaliyetler için bu konuda düzenlenmiş "Dahilde İşleme İzin Belgesi"; (3.2.)&#8217;de <br />
belirtilen diğer döviz kazandırıcı faaliyetler için bu konuda düzenlenmiş "Vergi Resim Harç İstisnası Belgesi"nin <br />
ibrazı üzerine, ilgili kuruluşlarca, aşağıda açıklanan usul ve esaslar çerçevesinde başka bir belge aranmaksızın re&#8217;sen <br />
damga vergisi ve harç istisnası uygulanacaktır.&#8221; <br />
&#8220;4.4. Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik <br />
hizmetlerinde, işin proje safhası da dahil olmak üzere yapılan işlemlerle bu konuda düzenlenen kağıtlar, damga vergisi <br />
ve harç istisnasından yararlandırılacaktır.&#8221; <br />
&#8220;4.8. Bu Tebliğde geçen; <br />
&#8220;Yerli firma&#8221; ibaresi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş ve vergi uygulamaları <br />
bakımından Türkiye&#8217;de tam mükellef olan firmaları; &#8220;yerli imalatçı firma&#8221; ve &#8220;imalatçı firma&#8221; ibareleri ise, 6762 <br />
sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş, vergi uygulamaları bakımından Türkiye&#8217;de tam mükellef olan <br />
ve üretim faaliyetinde bulunan firmaları ifade edecektir.&#8221; <br />
Tebliğ olunur. <br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; <br />
1 27/2/2004 tarihli ve 25386 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[5 Aralık 2008 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27075 <br />
TEBLİĞ <br />
Devlet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığından: <br />
DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLERDE DAMGA VERGİSİ VE <br />
HARÇ İSTİSNASI UYGULAMASI HAKKINDA TEBLİĞ <br />
(SERİ NO: 4) <br />
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun Ek 2 nci ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Ek 1 inci maddelerinin <br />
verdiği yetkiye dayanılarak döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin damga vergisi ve harç istisnası uygulama usul ve <br />
esaslarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan (1) Seri No.lu Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç <br />
İstisnası Uygulaması Hakkında Tebliğ1 ile ilgili olarak aşağıdaki düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. <br />
1 &#8211; (1) Seri No.lu Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında <br />
Tebliğ&#8217;in &#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER&#8221; başlıklı bölümünün yürürlükte bulunan 3.2.14., <br />
3.2.15., 3.2.16., 3.2.18., 3.2.19., 3.2.22., 3.2.24., 3.2.25. numaralı fıkraları kaldırılmış; bu Tebliğ ile 3.2.19. numaralı <br />
fıkra eklenmiş ve &#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER&#8221; başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde yeniden <br />
düzenlenmiştir. <br />
&#8220;3.2. DİĞER DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLER <br />
Diğer döviz kazandırıcı faaliyetler aşağıda sayılmıştır: <br />
3.2.1. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığınca yayımlanan cari yıl yatırım programında yer alan <br />
kamu yatırımlarından uluslararası ihaleye çıkarılanların (Yerli ve yabancı firmaların ayrı ayrı veya birlikte iştirakine <br />
açık olmak üzere) ihalesini kazanan veya yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen firmaların, <br />
3.2.1.1. Yerli firma olması halinde, uluslararası ihalelerde tamamı üzerinden, yabancı para ile finanse <br />
edilenlerde ise yabancı paraya isabet eden oranda yapacakları hizmet ve faaliyetler ile yerli imalatçı firmaların, <br />
mükerrer olmamak kaydıyla, bahse konu işte kullanılmak üzere bu işin yapımını yüklenen firmaya üreterek <br />
yapacakları mal ve malzeme ile hizmet satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.2. Yabancı firma olması halinde, yabancı firmanın bu işte kullanacağı mal ve malzemeyi üreten yerli <br />
imalatçı firmaların (işi taahhüt eden firmalar dahil) yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.3. Yerli ve yabancı firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, yerli firmaya kendi faaliyeti oranında, <br />
yabancı firmaya ise (3.2.1.2.) alt bendi çerçevesinde yerli imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.1.4. Yukarıda belirtilen (3.2.1.1.), (3.2.1.2.) ve (3.2.1.3.) alt bentleri çerçevesinde proje sahibi kamu <br />
kurumları ile bu projeleri üstlenen firmalara yapılacak teknik müşavirlik, mühendislik vb. hizmet satışları, <br />
3.2.2. Savunma Sanayi Müsteşarlığınca onaylanan Savunma Sanayi Projelerini üstlenmiş yerli imalatçı <br />
firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.3. Savunma Sanayi Müsteşarlığınca Savunma Sanayi açısından önem arzettiği belirtilen savunma araç ve <br />
gereçlerini üreten yerli imalatçı firmaların, ülkenin savunması ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına üreterek <br />
yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.4. (3.2.2) ve (3.2.3.) bentlerinde belirtilen firmalara, yerli imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve <br />
teslimleri, <br />
3.2.5. Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarını üreterek Yatırım Teşvik Belgesi sahibi <br />
yatırımcılara teslim eden yerli imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.6. Yerli imalatçı firmaların, Dış Ticaret Müsteşarlığınca yayımlanan Tebliğler eki yatırım malları listesinde <br />
belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.7. Yerli imalatçı firmaların, Yatırımlarda Devlet Yardımları Mevzuatı çerçevesinde CKD ithal edebilecek <br />
firmalara ithal edebilecekleri bu aksam ve parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.8. Yap-İşlet Modeli çerçevesinde yapılacak yatırım projelerini üstlenen yerli firmaların yapacakları hizmet <br />
ve faaliyetleri, <br />
3.2.9. Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye (sabit sermaye yatırımı nitelikli olanlar) çıkarılan <br />
yatırım malına, sınai mamullere ve yazılım hizmetlerine yönelik ihaleleri kazanan yerli imalatçı firmaların üreterek <br />
yapacakları satış ve teslimleri, <br />
3.2.10. Kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılan uluslararası taşımalar ile bu kurum ve kuruluşlar tarafından <br />
uluslararası ihaleye çıkarılmış yurt içi taşımaları yüklenen yerli firmaların bu faaliyetleri, <br />
3.2.11. Uluslararası taşımacılıktan döviz olarak kazanılan navlun bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, <br />
deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetleri, <br />
3.2.12. Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik <br />
hizmetleri gibi döviz kazandırıcı hizmet projeleri, <br />
3.2.13. Uluslararası ikili veya çok taraflı anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların <br />
yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden yerli imalatçı firmalar ile uluslararası <br />
kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen müteahhit <br />
firmaların faaliyet ve teslimleri, <br />
3.2.14. Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan <br />
Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, bedelleri yurt dışındaki sağlık ve sigorta kuruluşlarından tahsil <br />
edilmek kaydıyla döviz karşılığı verilecek sağlık hizmetleri, <br />
3.2.15. Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurt içindeki ve yurt dışındaki turizm faaliyetleri <br />
sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışları, <br />
3.2.16. Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurt dışında yerleşik firmalar adına garanti kapsamında <br />
gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, yabancı bandıralı gemi, uçak veya tırların bakımı ve onarımı ile bunlara <br />
yapılan mal (yakıt ve madeni yağlar hariç) ve hizmet satışları, <br />
3.2.17. Yerli firmalarca, ihraç ürünlerimizin pazarlanması amacıyla yurt dışında mağaza açılması veya <br />
işletilmesi, <br />
3.2.18. Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan maden havzalarından rödövans <br />
karşılığında maden çıkarımı ve işletmesiyle ilgili üretim faaliyetleri, <br />
3.2.19. Yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz <br />
haber satışları.&#8221; <br />
2 &#8211; Tebliğin &#8220;4. UYGULAMAYA İLİŞKİN ESASLAR&#8221; başlıklı bölümünün (4.1.) numaralı bendinin birinci <br />
paragrafı ile (4.4.) numaralı bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş, yerli firma ve imalatçı firma ifadelerinin <br />
açıklığa kavuşturulması için (4.7.) numaralı bendinden sonra gelmek üzere (4.8.) numaralı bent eklenmiştir. <br />
&#8220;4.1. (3.1.8)&#8217;de belirtilen faaliyetler için bu konuda düzenlenmiş "Dahilde İşleme İzin Belgesi"; (3.2.)&#8217;de <br />
belirtilen diğer döviz kazandırıcı faaliyetler için bu konuda düzenlenmiş "Vergi Resim Harç İstisnası Belgesi"nin <br />
ibrazı üzerine, ilgili kuruluşlarca, aşağıda açıklanan usul ve esaslar çerçevesinde başka bir belge aranmaksızın re&#8217;sen <br />
damga vergisi ve harç istisnası uygulanacaktır.&#8221; <br />
&#8220;4.4. Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik <br />
hizmetlerinde, işin proje safhası da dahil olmak üzere yapılan işlemlerle bu konuda düzenlenen kağıtlar, damga vergisi <br />
ve harç istisnasından yararlandırılacaktır.&#8221; <br />
&#8220;4.8. Bu Tebliğde geçen; <br />
&#8220;Yerli firma&#8221; ibaresi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş ve vergi uygulamaları <br />
bakımından Türkiye&#8217;de tam mükellef olan firmaları; &#8220;yerli imalatçı firma&#8221; ve &#8220;imalatçı firma&#8221; ibareleri ise, 6762 <br />
sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş, vergi uygulamaları bakımından Türkiye&#8217;de tam mükellef olan <br />
ve üretim faaliyetinde bulunan firmaları ifade edecektir.&#8221; <br />
Tebliğ olunur. <br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; <br />
1 27/2/2004 tarihli ve 25386 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Devlette Elektronik Teftiş Dönemi]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16069</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:41:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16069</guid>
			<description><![CDATA[Devlette ''Elektronik Teftiş'' Dönemi <br />
<br />
E-DEVLET, E-TİCARET, E-BEYANNAME, E-İMZA, E-HACİZ, E-GÜMRÜK DERKEN, ELEKTRONİK TEFTİŞ DE DEVREYE GİRDİ -MALİYE BAKANLIĞI TEFTİŞ KURULU, ''E-TEFTİŞ'' KAPSAMINDA VERGİ DAİRELERİNİ ELEKTRONİK ORTAMDA İNCELEMEYE ALDI -İLK AŞAMADA ANKARA, İSTANBUL, BALIKESİR VE TEKİRDAĞ'DA TEFTİŞ EDİLEN 30 VERGİ DAİRESİNDE 796,2 MİLYON YTL MATRAH, 11,5 MİLYON YTL VERGİ FARKI BULUNDU, 526 MİLYON YTL DE CEZA KESİLDİ -HARCAMALAR VE MİLLİ EMLAK'I DA KAPSAYACAK ELEKTRONİK TEFTİŞİN SADECE VERGİ AYAĞI İLE HAZİNEYE 2009'DA 2 MİLYAR YTL İLAVE KATKI ÖNGÖRÜLÜYOR -DEVLETLE İŞ YAPANLARIN BUNLARI GELİRLERİNE EKLEYİP EKLEMEDİKLERİ DE E-TEFTİŞTE HEMEN ORTAYA ÇIKACAK <br />
<br />
04/12/2008 - E-Devlet, E-Ticaret, E-İmza, E-Beyanname, E-Haciz, E-Gümrük derken, devlette ''Elektronik Teftiş'' dönemi de başladı. <br />
<br />
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu, Bakanlığın Stratejik Planında da yer alan ve kamudaki israf ve suistimallerin önlenmesinin yanı sıra, yolsuzluklarla da daha etkin mücadeleyi amaçlayan elektronik teftişi uygulamaya koydu. <br />
<br />
Otomasyon sistemlerini kullanan birimlerin karşılaştıkları riskleri tespit etmek, değerlendirmek ve yönetiminde danışmanlık sağlamayı da hedefleyen elektronik teftişte, mevcut veri bankalarındaki veriler önceden belirlenmiş kriterler ve risk göstergeleri doğrultusunda değerlendirmeye alınıyor. Oluşturulan programlar vasıtasıyla da bu veriler çapraz kontrole tabi tutuluyor. Uygulamayla çok büyük miktardaki veriler, çok kısa süre içinde değerlendiriliyor ve hata giderici teftiş sonuçlarına ulaşılıyor. Böylece E-Teftiş, iş ve işlemlerin daha ayrıntılı ve kapsamlı olarak incelenmesini sağlayarak, çok daha önleyici, çözüm önerici ve iyileştirici sonuç veriyor. <br />
<br />
''Risk odaklılık, süreklilik, sistem, entegrasyon ve uzaktan gerçekleştirilmesi'' E-Teftişin en temel özellikleri arasında bulunacak. <br />
<br />
3 AYAKLI TEFTİŞ PLANI <br />
<br />
Maliye Bakanlığınca hayata geçirilen E-Teftiş uygulaması 3 ayaktan meydana geliyor. E-Teftiş'in ilk ayağını, Vergi Daireleri Denetim Bilgi Sistemi (VEDEBİS) oluşturuyor. <br />
<br />
VEDEBİS için Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın onayıyla ilk olarak Ankara'da bir pilot çalışma yapıldı. Pilot uygulamanın ardından İstanbul, Tekirdağ ve Balıkesir'deki bazı vergi dairelerinde E-Teftiş gerçekleştirildi. <br />
<br />
VEDEBİS kapsamındaki bu teftişlerde 30 vergi dairesinde, 796 milyon 236 bin 618 YTL matrah, 11 milyon 556 bin 726 YTL vergi farkı tespit edildi ve 526 milyon 66 bin 835 YTL de ceza kesildi. <br />
<br />
Saymanlıklar Denetim Bilgi Sistemi (SADEBİS) ve Milli Emlak Denetim Bilgi Sistemi (MİDEBİS) de E-Teftiş Projesinin diğer 2 ayağı olacak. Bu iki sistem ile de vergilerin dışında harcamalar ve milli emlak faaliyetleri denetim kapsamına alınacak. Bu 3 sistemin üstünde de MTK-DEBİS (Maliye Teftiş Kurulu-Denetim Bilgi Sistemi) bulunacak. <br />
<br />
YOLSUZLUKLARLA DA MÜCADELE EDİLECEK <br />
<br />
Elektronik Teftiş hakkında bilgi veren bir üst düzey yetkili, yeni sistem ile gerek ülke, gerek il bazında çapraz kontrolü de sağlayacak geniş çaplı bir denetim ağı kurulacağını belirterek, şunları söyledi: <br />
<br />
''MTK Denetim Bilgi Sistemi ile kayıt dışı ekonominin azaltılması, veri tabanının genişletilmesi, kamu harcamalarında etkinliğin sağlanması, aynı şekilde yolsuzluk ve suistimalin önlenmesi çok daha kolay olacak. <br />
<br />
E-Teftişin ilk ayağında VEDEBİS devreye sokuldu. VEDEBİS'in 2. aşamasında vergi incelemesi de yapacağız. Bütün incelemeler, elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Kurduğumuz altyapı ile şu an bile bütün Türkiye'yi denetleyecek durumdayız. Sadece VEDEBİS'in bütçeye her yıl vergi gelirlerinin yüzde 1'i kadar ilave katkı sağlayabileceğini belirledik. 2009 bütçesindeki vergi hedefi dikkate alındığında bu yeni yılda 2 milyar YTL ilave vergi demektir. Sonraki yıllarda ise Hazineye çok daha fazla gelirin girmesi anlamına gelmektedir. <br />
<br />
Artık klasik teftiş kalkıyor. Eski sistemde müfettiş veya diğer bir denetim elemanı, vergi dairesine gitse, en iyimser rakamla, mevcut mükelleflerin ancak yüzde 5'ini teftiş edebiliyor. Elektronik teftişle, Vergi Dairesindeki bütün dosyalar teftiş edilebiliyor.'' <br />
<br />
YAPILAN BİNA DA HAK EDİŞ DE SİSTEMDE GÖRÜLECEK <br />
<br />
Bu arada Teftiş Kurulu Başkanlığı, E-Teftiş kapsamında yapılacak incelemeler için çeşitli programlar geliştiriyor. Kira gelirlerinin beyan edilip edilmediğini tarayacak olan GMSİ Programı da, bu programlar arasında yer alıyor. Aynı şekilde, vergi beyannamelerinde mevzuata aykırılıkların ortaya çıkarılacağı çeşitli programlar da uygulamaya konuluyor. <br />
<br />
Maliye yetkilisi, bu konuda da şu açıklamada bulundu: <br />
<br />
''Vergi mevzuatı gereği bağışlar vergiden düşüyor. Ancak bağış miktarı, beyannamedeki tutarın yüzde 5'ini aşamaz. Elektronik teftişte, bağış tutarı beyannamenin yüzde 5'inden fazla olanlara ilişkin bir program yapıldı. Bağış tutarı, bu sınırı aşan bütün beyannameler dökülüyor. Bunlar ayrılıyor ve burada data hatası bulunup bulunmadığına bakılıyor. Ardından da gelir ya da kurumlar vergisi beyannamesinde bağış miktarını yüksek tutan mükelefler için işlem yapılıyor. <br />
<br />
SADEBİS ve MİDEBİS'in de devreye girmesiyle e-teftişin kapsamı genişleyecek. Diyelim baraj ihalesi yapılmış. Hak ediş ödeniyor. Say2000i'de bu görülüyor. Ancak hak ediş ödemesinin gelire eklenip eklenmediği, beyannamelere girip girmediği DEBİS'te görülecek. <br />
<br />
Yine Milli Emlak Genel Müdürlüğü kanalıyla A şahsı, devletten arsa almış. Bunun üzerine iş yerleri ya da lüks konutlar inşa etmiş ve bunları satmış. Satış gelirlerinin mükellefin gelir hesaplarına intikal edip etmediğine de yine DEBİS'le bakılacak.'' <br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Devlette ''Elektronik Teftiş'' Dönemi <br />
<br />
E-DEVLET, E-TİCARET, E-BEYANNAME, E-İMZA, E-HACİZ, E-GÜMRÜK DERKEN, ELEKTRONİK TEFTİŞ DE DEVREYE GİRDİ -MALİYE BAKANLIĞI TEFTİŞ KURULU, ''E-TEFTİŞ'' KAPSAMINDA VERGİ DAİRELERİNİ ELEKTRONİK ORTAMDA İNCELEMEYE ALDI -İLK AŞAMADA ANKARA, İSTANBUL, BALIKESİR VE TEKİRDAĞ'DA TEFTİŞ EDİLEN 30 VERGİ DAİRESİNDE 796,2 MİLYON YTL MATRAH, 11,5 MİLYON YTL VERGİ FARKI BULUNDU, 526 MİLYON YTL DE CEZA KESİLDİ -HARCAMALAR VE MİLLİ EMLAK'I DA KAPSAYACAK ELEKTRONİK TEFTİŞİN SADECE VERGİ AYAĞI İLE HAZİNEYE 2009'DA 2 MİLYAR YTL İLAVE KATKI ÖNGÖRÜLÜYOR -DEVLETLE İŞ YAPANLARIN BUNLARI GELİRLERİNE EKLEYİP EKLEMEDİKLERİ DE E-TEFTİŞTE HEMEN ORTAYA ÇIKACAK <br />
<br />
04/12/2008 - E-Devlet, E-Ticaret, E-İmza, E-Beyanname, E-Haciz, E-Gümrük derken, devlette ''Elektronik Teftiş'' dönemi de başladı. <br />
<br />
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu, Bakanlığın Stratejik Planında da yer alan ve kamudaki israf ve suistimallerin önlenmesinin yanı sıra, yolsuzluklarla da daha etkin mücadeleyi amaçlayan elektronik teftişi uygulamaya koydu. <br />
<br />
Otomasyon sistemlerini kullanan birimlerin karşılaştıkları riskleri tespit etmek, değerlendirmek ve yönetiminde danışmanlık sağlamayı da hedefleyen elektronik teftişte, mevcut veri bankalarındaki veriler önceden belirlenmiş kriterler ve risk göstergeleri doğrultusunda değerlendirmeye alınıyor. Oluşturulan programlar vasıtasıyla da bu veriler çapraz kontrole tabi tutuluyor. Uygulamayla çok büyük miktardaki veriler, çok kısa süre içinde değerlendiriliyor ve hata giderici teftiş sonuçlarına ulaşılıyor. Böylece E-Teftiş, iş ve işlemlerin daha ayrıntılı ve kapsamlı olarak incelenmesini sağlayarak, çok daha önleyici, çözüm önerici ve iyileştirici sonuç veriyor. <br />
<br />
''Risk odaklılık, süreklilik, sistem, entegrasyon ve uzaktan gerçekleştirilmesi'' E-Teftişin en temel özellikleri arasında bulunacak. <br />
<br />
3 AYAKLI TEFTİŞ PLANI <br />
<br />
Maliye Bakanlığınca hayata geçirilen E-Teftiş uygulaması 3 ayaktan meydana geliyor. E-Teftiş'in ilk ayağını, Vergi Daireleri Denetim Bilgi Sistemi (VEDEBİS) oluşturuyor. <br />
<br />
VEDEBİS için Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın onayıyla ilk olarak Ankara'da bir pilot çalışma yapıldı. Pilot uygulamanın ardından İstanbul, Tekirdağ ve Balıkesir'deki bazı vergi dairelerinde E-Teftiş gerçekleştirildi. <br />
<br />
VEDEBİS kapsamındaki bu teftişlerde 30 vergi dairesinde, 796 milyon 236 bin 618 YTL matrah, 11 milyon 556 bin 726 YTL vergi farkı tespit edildi ve 526 milyon 66 bin 835 YTL de ceza kesildi. <br />
<br />
Saymanlıklar Denetim Bilgi Sistemi (SADEBİS) ve Milli Emlak Denetim Bilgi Sistemi (MİDEBİS) de E-Teftiş Projesinin diğer 2 ayağı olacak. Bu iki sistem ile de vergilerin dışında harcamalar ve milli emlak faaliyetleri denetim kapsamına alınacak. Bu 3 sistemin üstünde de MTK-DEBİS (Maliye Teftiş Kurulu-Denetim Bilgi Sistemi) bulunacak. <br />
<br />
YOLSUZLUKLARLA DA MÜCADELE EDİLECEK <br />
<br />
Elektronik Teftiş hakkında bilgi veren bir üst düzey yetkili, yeni sistem ile gerek ülke, gerek il bazında çapraz kontrolü de sağlayacak geniş çaplı bir denetim ağı kurulacağını belirterek, şunları söyledi: <br />
<br />
''MTK Denetim Bilgi Sistemi ile kayıt dışı ekonominin azaltılması, veri tabanının genişletilmesi, kamu harcamalarında etkinliğin sağlanması, aynı şekilde yolsuzluk ve suistimalin önlenmesi çok daha kolay olacak. <br />
<br />
E-Teftişin ilk ayağında VEDEBİS devreye sokuldu. VEDEBİS'in 2. aşamasında vergi incelemesi de yapacağız. Bütün incelemeler, elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Kurduğumuz altyapı ile şu an bile bütün Türkiye'yi denetleyecek durumdayız. Sadece VEDEBİS'in bütçeye her yıl vergi gelirlerinin yüzde 1'i kadar ilave katkı sağlayabileceğini belirledik. 2009 bütçesindeki vergi hedefi dikkate alındığında bu yeni yılda 2 milyar YTL ilave vergi demektir. Sonraki yıllarda ise Hazineye çok daha fazla gelirin girmesi anlamına gelmektedir. <br />
<br />
Artık klasik teftiş kalkıyor. Eski sistemde müfettiş veya diğer bir denetim elemanı, vergi dairesine gitse, en iyimser rakamla, mevcut mükelleflerin ancak yüzde 5'ini teftiş edebiliyor. Elektronik teftişle, Vergi Dairesindeki bütün dosyalar teftiş edilebiliyor.'' <br />
<br />
YAPILAN BİNA DA HAK EDİŞ DE SİSTEMDE GÖRÜLECEK <br />
<br />
Bu arada Teftiş Kurulu Başkanlığı, E-Teftiş kapsamında yapılacak incelemeler için çeşitli programlar geliştiriyor. Kira gelirlerinin beyan edilip edilmediğini tarayacak olan GMSİ Programı da, bu programlar arasında yer alıyor. Aynı şekilde, vergi beyannamelerinde mevzuata aykırılıkların ortaya çıkarılacağı çeşitli programlar da uygulamaya konuluyor. <br />
<br />
Maliye yetkilisi, bu konuda da şu açıklamada bulundu: <br />
<br />
''Vergi mevzuatı gereği bağışlar vergiden düşüyor. Ancak bağış miktarı, beyannamedeki tutarın yüzde 5'ini aşamaz. Elektronik teftişte, bağış tutarı beyannamenin yüzde 5'inden fazla olanlara ilişkin bir program yapıldı. Bağış tutarı, bu sınırı aşan bütün beyannameler dökülüyor. Bunlar ayrılıyor ve burada data hatası bulunup bulunmadığına bakılıyor. Ardından da gelir ya da kurumlar vergisi beyannamesinde bağış miktarını yüksek tutan mükelefler için işlem yapılıyor. <br />
<br />
SADEBİS ve MİDEBİS'in de devreye girmesiyle e-teftişin kapsamı genişleyecek. Diyelim baraj ihalesi yapılmış. Hak ediş ödeniyor. Say2000i'de bu görülüyor. Ancak hak ediş ödemesinin gelire eklenip eklenmediği, beyannamelere girip girmediği DEBİS'te görülecek. <br />
<br />
Yine Milli Emlak Genel Müdürlüğü kanalıyla A şahsı, devletten arsa almış. Bunun üzerine iş yerleri ya da lüks konutlar inşa etmiş ve bunları satmış. Satış gelirlerinin mükellefin gelir hesaplarına intikal edip etmediğine de yine DEBİS'le bakılacak.'' <br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merkez Bankasından Enflasyon Değerlendirmesi]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16068</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:40:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16068</guid>
			<description><![CDATA[Merkez Bankasından Enflasyon Değerlendirmesi <br />
<br />
''ENFLASYON KADEMELİ OLARAK DÜŞMEYE DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR'' -''ÖZEL KAPSAMLI GÖSTERGELERİN MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ ARTIŞLARI DA ENFLASYONUN AŞAĞI YÖNLÜ EĞİLİMİNİ TEYİD ETMEKTE'' <br />
<br />
04/12/2008 - Merkez Bankası, enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesinin beklendiğini bildirdi. <br />
<br />
Merkez Bankası, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından dün açıklanan kasım ayına ilişkin fiyat gelişmelerini değerlendirildi. <br />
<br />
Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı, işlenmiş gıda ve enerji gruplarında ise emtia fiyatlarındaki düşüş paralelinde enflasyonun gerilemeye devam ettiği gözlendi. <br />
<br />
Bunun yanında, iç talebin zayıf seyriyle hizmet fiyatlarının artış hızında geçtiğimiz ay başlayan yavaşlamanın belirginleştiği dikkat çekti. Özel kapsamlı göstergelerin mevsimsellikten arındırılmış artışları da enflasyonun aşağı yönlü eğilimini teyid etti. Bu doğrultuda, enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesi bekleniyor. <br />
<br />
Yıllık enflasyon mal grubunda yüzde 10,71'e, hizmet grubunda ise yüzde 10,88'e geriledi. Gerek gıda fiyatlarının artış hızındaki yavaşlamanın gerekse iç talebin zayıf seyrinin yemek hizmetleri üzerindeki olumlu yansımaları devam etti. <br />
<br />
Kiranın yıllık artış oranındaki düşüş eğilimi kasım ayında da sürmüş ve grupta yıllık enflasyon yüzde 12,26 seviyesine geriledi. Diğer taraftan, arz yönlü şokların gecikmeli yansımalarına bağlı olarak demiryolları ve şehir içi ulaşım ücretlerindeki artışların etkisiyle, ulaştırma hizmetleri yıllık enflasyonu yüzde 17,66'ya yükseldi. Önümüzdeki dönemde ulaştırma hizmetlerindeki fiyat artışlarının da diğer hizmetlerde olduğu gibi yavaşlaması bekleniyor. <br />
<br />
Kasım ayında enerji grubu fiyatları yüzde 1,16 oranında arttı. Alt kalemler bazında, doğalgaz ve katı yakıt fiyatlarında artış, akaryakıt ve tüp gaz ürünleri fiyatlarında ise azalış gözlendi. <br />
<br />
Doğalgaz fiyatlarındaki artışın tüketici enflasyonuna katkısı 0,20 puan oldu. 2007 yılı Kasım ayında gerçekleşen ÖTV ayarlamaları ve su fiyatlarındaki artışın oluşturduğu yüksek bazın da ortadan kalkması ile enerji grubu yıllık enflasyonu Kasım ayında 6,9 puan gerileyerek yüzde 24,09 oldu. <br />
<br />
Enerji ve gıda dışı mal grubu yıllık enflasyonu Kasım ayında yaklaşık 1,3 puan azalarak yüzde 3,83 oldu. Talep koşullarının etkisiyle giyim grubunda fiyatlar geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük oranda arttı. <br />
<br />
Dayanıklı mal (altın hariç) grubunda yıllık enflasyon yükselirken, bu grupta döviz kuru gelişmelerinin kısa dönemli etkisinin geçtiğimiz yıllara kıyasla daha düşük gerçekleştiği dikkat çekti. Tütün ve alkollü içecekler grubu yıllık enflasyonu ise baz etkisi nedeniyle geriledi. <br />
<br />
Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları Kasım ayında yüzde 0,75 oranında arttı ve grup yıllık enflasyonu 1 puan yükselerek yüzde 2,69 oldu. Bu gelişmede, döviz kurundaki artışın yansımalarının yanı sıra bir önceki yıldaki düşük bazın da etkisi oldu. <br />
<br />
Döviz kurundaki artışın dayanıklı tüketim malları üzerindeki etkisi, özellikle aylık bazda yüzde 3,40 oranında artan elektrikli ve elektriksiz ev aletleri fiyatları kanalıyla gözlendi. <br />
<br />
Öte yandan, iç ve dış talepteki yavaşlamaya paralel olarak, otomobil fiyatlarında Temmuz ayından bu yana süregelen gerileme eğilimi (yüzde 0,49 ile) kasım ayında da sürdü. Mobilya fiyatları da aylık bazda yüzde 0,60 oranında geriledi. Döviz kurundaki yükselişe rağmen söz konusu dayanıklı tüketim malları fiyatlarında gerileme gözlenmesi, toplam talep koşullarının sınırlayıcı etkisini teyid etti <br />
<br />
Kasım ayında işlenmiş gıda fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle gıda grubu fiyatları yüzde 0,71 oranında yükseldi. İşlenmemiş gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 1,97 oranında artarken, bu grupta yıllık enflasyon yüzde 6,10'a çıktı. Bu gelişmede, bir önceki ayda olduğu gibi sebze fiyatları belirleyici oldu. Öte yandan, meyve fiyatlarının bir önceki yıldaki seviyesinin altına gerilediği gözlendi. <br />
<br />
İşlenmiş gıda ürünleri fiyatları yıllık artışı yüzde 16,87'ye geriledi. Böylelikle, son dört ay içinde grup yıllık enflasyonundaki düşüş 8,6 puana ulaştı. Bu gelişmede, ekmek-tahıllar ile katı ve sıvı yağlar alt kalemlerinin yıllık artışlarında gözlenen gerilemeler etkili oldu. <br />
<br />
Özellikle, bu dönemde katı ve sıvı yağlar kalemi yıllık enflasyonunun yıllık bazda yüzde 52 seviyelerinden yüzde 20 seviyesine gerilemesi dikkat çekti. Grup enflasyonundaki kademeli düşüş eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam edeceği tahmin edildi. <br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merkez Bankasından Enflasyon Değerlendirmesi <br />
<br />
''ENFLASYON KADEMELİ OLARAK DÜŞMEYE DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR'' -''ÖZEL KAPSAMLI GÖSTERGELERİN MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ ARTIŞLARI DA ENFLASYONUN AŞAĞI YÖNLÜ EĞİLİMİNİ TEYİD ETMEKTE'' <br />
<br />
04/12/2008 - Merkez Bankası, enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesinin beklendiğini bildirdi. <br />
<br />
Merkez Bankası, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından dün açıklanan kasım ayına ilişkin fiyat gelişmelerini değerlendirildi. <br />
<br />
Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı, işlenmiş gıda ve enerji gruplarında ise emtia fiyatlarındaki düşüş paralelinde enflasyonun gerilemeye devam ettiği gözlendi. <br />
<br />
Bunun yanında, iç talebin zayıf seyriyle hizmet fiyatlarının artış hızında geçtiğimiz ay başlayan yavaşlamanın belirginleştiği dikkat çekti. Özel kapsamlı göstergelerin mevsimsellikten arındırılmış artışları da enflasyonun aşağı yönlü eğilimini teyid etti. Bu doğrultuda, enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesi bekleniyor. <br />
<br />
Yıllık enflasyon mal grubunda yüzde 10,71'e, hizmet grubunda ise yüzde 10,88'e geriledi. Gerek gıda fiyatlarının artış hızındaki yavaşlamanın gerekse iç talebin zayıf seyrinin yemek hizmetleri üzerindeki olumlu yansımaları devam etti. <br />
<br />
Kiranın yıllık artış oranındaki düşüş eğilimi kasım ayında da sürmüş ve grupta yıllık enflasyon yüzde 12,26 seviyesine geriledi. Diğer taraftan, arz yönlü şokların gecikmeli yansımalarına bağlı olarak demiryolları ve şehir içi ulaşım ücretlerindeki artışların etkisiyle, ulaştırma hizmetleri yıllık enflasyonu yüzde 17,66'ya yükseldi. Önümüzdeki dönemde ulaştırma hizmetlerindeki fiyat artışlarının da diğer hizmetlerde olduğu gibi yavaşlaması bekleniyor. <br />
<br />
Kasım ayında enerji grubu fiyatları yüzde 1,16 oranında arttı. Alt kalemler bazında, doğalgaz ve katı yakıt fiyatlarında artış, akaryakıt ve tüp gaz ürünleri fiyatlarında ise azalış gözlendi. <br />
<br />
Doğalgaz fiyatlarındaki artışın tüketici enflasyonuna katkısı 0,20 puan oldu. 2007 yılı Kasım ayında gerçekleşen ÖTV ayarlamaları ve su fiyatlarındaki artışın oluşturduğu yüksek bazın da ortadan kalkması ile enerji grubu yıllık enflasyonu Kasım ayında 6,9 puan gerileyerek yüzde 24,09 oldu. <br />
<br />
Enerji ve gıda dışı mal grubu yıllık enflasyonu Kasım ayında yaklaşık 1,3 puan azalarak yüzde 3,83 oldu. Talep koşullarının etkisiyle giyim grubunda fiyatlar geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük oranda arttı. <br />
<br />
Dayanıklı mal (altın hariç) grubunda yıllık enflasyon yükselirken, bu grupta döviz kuru gelişmelerinin kısa dönemli etkisinin geçtiğimiz yıllara kıyasla daha düşük gerçekleştiği dikkat çekti. Tütün ve alkollü içecekler grubu yıllık enflasyonu ise baz etkisi nedeniyle geriledi. <br />
<br />
Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları Kasım ayında yüzde 0,75 oranında arttı ve grup yıllık enflasyonu 1 puan yükselerek yüzde 2,69 oldu. Bu gelişmede, döviz kurundaki artışın yansımalarının yanı sıra bir önceki yıldaki düşük bazın da etkisi oldu. <br />
<br />
Döviz kurundaki artışın dayanıklı tüketim malları üzerindeki etkisi, özellikle aylık bazda yüzde 3,40 oranında artan elektrikli ve elektriksiz ev aletleri fiyatları kanalıyla gözlendi. <br />
<br />
Öte yandan, iç ve dış talepteki yavaşlamaya paralel olarak, otomobil fiyatlarında Temmuz ayından bu yana süregelen gerileme eğilimi (yüzde 0,49 ile) kasım ayında da sürdü. Mobilya fiyatları da aylık bazda yüzde 0,60 oranında geriledi. Döviz kurundaki yükselişe rağmen söz konusu dayanıklı tüketim malları fiyatlarında gerileme gözlenmesi, toplam talep koşullarının sınırlayıcı etkisini teyid etti <br />
<br />
Kasım ayında işlenmiş gıda fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle gıda grubu fiyatları yüzde 0,71 oranında yükseldi. İşlenmemiş gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 1,97 oranında artarken, bu grupta yıllık enflasyon yüzde 6,10'a çıktı. Bu gelişmede, bir önceki ayda olduğu gibi sebze fiyatları belirleyici oldu. Öte yandan, meyve fiyatlarının bir önceki yıldaki seviyesinin altına gerilediği gözlendi. <br />
<br />
İşlenmiş gıda ürünleri fiyatları yıllık artışı yüzde 16,87'ye geriledi. Böylelikle, son dört ay içinde grup yıllık enflasyonundaki düşüş 8,6 puana ulaştı. Bu gelişmede, ekmek-tahıllar ile katı ve sıvı yağlar alt kalemlerinin yıllık artışlarında gözlenen gerilemeler etkili oldu. <br />
<br />
Özellikle, bu dönemde katı ve sıvı yağlar kalemi yıllık enflasyonunun yıllık bazda yüzde 52 seviyelerinden yüzde 20 seviyesine gerilemesi dikkat çekti. Grup enflasyonundaki kademeli düşüş eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam edeceği tahmin edildi. <br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil, tahliye işlemlerinin tevkifata tabi olup olmadığı.]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16067</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:37:36 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16067</guid>
			<description><![CDATA[T.C. <br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)Tarih   : 04.11.2008 <br />
<br />
SAYI    : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.09.10034 <br />
<br />
<br />
KONU  : Yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil, tahliye <br />
<br />
		  işlemlerinin tevkifata tabi olup olmadığı. <br />
<br />
<br />
<br />
&#8230;.ŞTİ. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 9. maddesinde gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
96 Seri No.lu KDV Genel Tebliği&#8217;nin &#8220;İşgücü Hizmetlerinde Tevkifat Uygulaması&#8221; başlıklı (5.1.) bölümünde; <br />
<br />
<br />
<br />
&#8220;Katma değer vergisi mükellefi bazı işletmeler mal veya hizmet üretimlerine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda faaliyette bulunan diğer kurum, kuruluş veya organizasyonlardan satın almaktadırlar. <br />
<br />
<br />
<br />
Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bu Tebliğin yayımını izleyen ay başından itibaren geçerli olmak üzere katma değer vergisi mükelleflerinin alt işverenlerden veya bu konuda faaliyette bulunan diğer işletmelerden temin ettikleri işgücü hizmetine ait katma değer vergisinin % 90'ının tevkifata tabi tutulması ve bunlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi uygun görülmüştür.&#8221; açıklamalarına yer verilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
Yine, 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliği&#8217;nin &#8220;Tevkifat Uygulanacak Kuruluşlar&#8221; başlıklı (2.1.) bölümünde; &#8220;Gerçek usulde vergilendirilen KDV mükellefleri ile KDV mükellefi olmasalar dahi 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/2) bölümünde sayılan kurum, kuruluş ve işletmelerin faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili işlemlerde kullanacakları işgücü temin hizmeti alımlarında %90 oranında tevkifat uygulanacaktır.&#8221; denilmiş, aynı Tebliğin &#8220;Tevkifat Uygulamasının Kapsamı&#8221; başlıklı (2.2.) bölümünde de; &#8220;Sözü edilen düzenleme, eleman temini şeklindeki hizmetleri kapsamaktadır. Eleman temin hizmeti dışındaki hizmet ifaları, bu bölümde düzenlenen tevkifat uygulaması kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ancak, diğer genel tebliğlere göre tevkifat kapsamına alınmış olan hizmet ifalarında, ilgili genel tebliğler uyarınca tevkifat uygulanacağı tabiidir. <br />
<br />
<br />
<br />
96 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (5.1) bölümünde düzenlenen işgücü temini hizmetlerinde tevkifat uygulamasına ilişkin açıklayıcı örnekler aşağıdadır. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Örnek 2: <br />
<br />
<br />
<br />
(A) firması, ürünlerinin pazarlama ve tanıtımını, müşteri ile birebir temas kuran elemanlar aracılığıyla yapmaktadır. Firma bu işi; <br />
<br />
<br />
<br />
- kendisiyle ücret akdi bulunan, <br />
<br />
- kişisel başvuruları üzerine anlaşmaya varılan, <br />
<br />
- (B) firmasından temin edilen, <br />
<br />
<br />
<br />
elemanlar aracılığıyla yürütmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
İlk iki gruba giren elemanlar bakımından tevkifatın söz konusu olmayacağı tabiidir. (B) firmasından yapılan eleman temini işgücü hizmet alımı mahiyetinde olduğundan yani elemanların sevk, idare ve kontrolü fiilen (A) firmasında bulunduğundan tevkifat kapsamında işlem yapılacaktır.&#8221; denilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
Bu durumda, 96 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenen işgücü temin hizmeti, alt işverenlerden veya bu konuda faaliyette bulunan diğer işletmelerden temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması halinde tevkifat kapsamına girmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Buna göre, firmanız bordrosunda kayıtlı elemanların, &#8230; A.Ş.&#8217;nin sevk, idare ve kontrolü doğrultusunda yükleme boşaltma hizmetlerinde çalıştırılmak üzere görevlendirilmesi işlemi 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerine göre işgücü hizmeti sunumu kapsamında olduğundan, bu hizmete ait hesaplanan KDV&#8217;nin %90&#8217;ının &#8230; A.Ş. tarafından tevkifata tabi tutarak, sorumlu sıfatıyla 2 No.lu KDV beyannamesiyle beyan edilip, kanuni süresi içerisinde ödenmesi gerekmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Diğer taraftan, yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil ve tahliye hizmetlerinin tüm sorumluluğu firmanıza ait olmak üzere firmanız bordrosunda kayıtlı elamanlar vasıtasıyla firmanız tarafından verilmesi  halinde yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil, tahliye hizmetleri 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri kapsamında işgücü temini olarak değerlendirilemeyeceğinden tevkifata tabi olmayacağı tabiidir. <br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim. <br />
<br />
   <br />
		 <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
   Başkan  a. <br />
<br />
Grup Müdür V.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[T.C. <br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)Tarih   : 04.11.2008 <br />
<br />
SAYI    : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.09.10034 <br />
<br />
<br />
KONU  : Yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil, tahliye <br />
<br />
		  işlemlerinin tevkifata tabi olup olmadığı. <br />
<br />
<br />
<br />
&#8230;.ŞTİ. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 9. maddesinde gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
96 Seri No.lu KDV Genel Tebliği&#8217;nin &#8220;İşgücü Hizmetlerinde Tevkifat Uygulaması&#8221; başlıklı (5.1.) bölümünde; <br />
<br />
<br />
<br />
&#8220;Katma değer vergisi mükellefi bazı işletmeler mal veya hizmet üretimlerine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda faaliyette bulunan diğer kurum, kuruluş veya organizasyonlardan satın almaktadırlar. <br />
<br />
<br />
<br />
Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bu Tebliğin yayımını izleyen ay başından itibaren geçerli olmak üzere katma değer vergisi mükelleflerinin alt işverenlerden veya bu konuda faaliyette bulunan diğer işletmelerden temin ettikleri işgücü hizmetine ait katma değer vergisinin % 90'ının tevkifata tabi tutulması ve bunlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi uygun görülmüştür.&#8221; açıklamalarına yer verilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
Yine, 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliği&#8217;nin &#8220;Tevkifat Uygulanacak Kuruluşlar&#8221; başlıklı (2.1.) bölümünde; &#8220;Gerçek usulde vergilendirilen KDV mükellefleri ile KDV mükellefi olmasalar dahi 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/2) bölümünde sayılan kurum, kuruluş ve işletmelerin faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili işlemlerde kullanacakları işgücü temin hizmeti alımlarında %90 oranında tevkifat uygulanacaktır.&#8221; denilmiş, aynı Tebliğin &#8220;Tevkifat Uygulamasının Kapsamı&#8221; başlıklı (2.2.) bölümünde de; &#8220;Sözü edilen düzenleme, eleman temini şeklindeki hizmetleri kapsamaktadır. Eleman temin hizmeti dışındaki hizmet ifaları, bu bölümde düzenlenen tevkifat uygulaması kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ancak, diğer genel tebliğlere göre tevkifat kapsamına alınmış olan hizmet ifalarında, ilgili genel tebliğler uyarınca tevkifat uygulanacağı tabiidir. <br />
<br />
<br />
<br />
96 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (5.1) bölümünde düzenlenen işgücü temini hizmetlerinde tevkifat uygulamasına ilişkin açıklayıcı örnekler aşağıdadır. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Örnek 2: <br />
<br />
<br />
<br />
(A) firması, ürünlerinin pazarlama ve tanıtımını, müşteri ile birebir temas kuran elemanlar aracılığıyla yapmaktadır. Firma bu işi; <br />
<br />
<br />
<br />
- kendisiyle ücret akdi bulunan, <br />
<br />
- kişisel başvuruları üzerine anlaşmaya varılan, <br />
<br />
- (B) firmasından temin edilen, <br />
<br />
<br />
<br />
elemanlar aracılığıyla yürütmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
İlk iki gruba giren elemanlar bakımından tevkifatın söz konusu olmayacağı tabiidir. (B) firmasından yapılan eleman temini işgücü hizmet alımı mahiyetinde olduğundan yani elemanların sevk, idare ve kontrolü fiilen (A) firmasında bulunduğundan tevkifat kapsamında işlem yapılacaktır.&#8221; denilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
Bu durumda, 96 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenen işgücü temin hizmeti, alt işverenlerden veya bu konuda faaliyette bulunan diğer işletmelerden temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması halinde tevkifat kapsamına girmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Buna göre, firmanız bordrosunda kayıtlı elemanların, &#8230; A.Ş.&#8217;nin sevk, idare ve kontrolü doğrultusunda yükleme boşaltma hizmetlerinde çalıştırılmak üzere görevlendirilmesi işlemi 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerine göre işgücü hizmeti sunumu kapsamında olduğundan, bu hizmete ait hesaplanan KDV&#8217;nin %90&#8217;ının &#8230; A.Ş. tarafından tevkifata tabi tutarak, sorumlu sıfatıyla 2 No.lu KDV beyannamesiyle beyan edilip, kanuni süresi içerisinde ödenmesi gerekmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Diğer taraftan, yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil ve tahliye hizmetlerinin tüm sorumluluğu firmanıza ait olmak üzere firmanız bordrosunda kayıtlı elamanlar vasıtasıyla firmanız tarafından verilmesi  halinde yükleme, boşaltma, tasnif, tahmil, tahliye hizmetleri 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri kapsamında işgücü temini olarak değerlendirilemeyeceğinden tevkifata tabi olmayacağı tabiidir. <br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim. <br />
<br />
   <br />
		 <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
   Başkan  a. <br />
<br />
Grup Müdür V.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Satışı yapılan ürünlerle ilgili olarak alınan sipariş veya mal teslimlerine ait ödeme]]></title>
			<link>http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16066</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 14:36:44 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.huseyinust.com/forum/showthread.php?tid=16066</guid>
			<description><![CDATA[T.C. <br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)Tarih    : 28.11.2008 <br />
<br />
Sayı	 : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.10.10878 <br />
<br />
<br />
<br />
Konu    : Satışı yapılan ürünlerle ilgili olarak alınan sipariş veya <br />
<br />
		   mal teslimlerine ait ödemelerin kredi kartı ile yapılması <br />
<br />
		   durumunda  yapılacak işlemler, <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&#8230;A.Ş. <br />
<br />
		   <br />
<br />
		  3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun  10. maddesinin (a) bendine göre, vergiyi doğuran olay, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile (b) bendine göre, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi, &copy; bendine göre kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması sırasında meydana gelmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
		  Aynı kanunun 20&#8217;nci maddesinde; teslim ve hizmet işlemlerinde verginin matrahının, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu; bedel deyiminin ise,  malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan ve yahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet  ve değerler toplamını ifade etmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
26.06.2001 tarih ve 24447 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 83 Seri No.lu KDV Genel Tebliği&#8217;nin 3. bölümünde; &#8220;Ödemesi Kredi Kartı İle Yapılan Teslim Ve Hizmet Bedellerinin Beyanı&#8221; başlıklı bölümünde; gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin bulunduğu 1 numaralı KDV beyannamesinde 65. satır olarak &#8220;Kredi Kartı Karşılığı Yapılan Teslim ve Hizmetleri Teşkil Eden Bedel&#8221; satırı ihdas edilmiş ve Haziran 2001 döneminden itibaren kredi kartı ile yapılan teslim ve hizmet bedellerinin bu satırda beyan edilmesi uygun görülmüştür.&#8221;denilmiştir. <br />
<br />
<br />
<br />
Bu satıra ait dipnotta, (6) No.lu satırda beyan edilen toplam bedel içindeki kredi kartı ile yapılan satışlara ilişkin tutarın yazılacağı açıklanmıştır. <br />
<br />
<br />
<br />
Benzer bir konuda Bakanlık Makamı&#8217;ndan alınan &#8230; tarih, &#8230; sayılı yazıda; <br />
<br />
<br />
<br />
&#8220;KDV beyannamesinin 65. satırında istenen bilgi, verginin tarh ve tahakkuku ile ilgili olmayan denetim amaçlı bir bilgidir. Burada vergiyi doğuran olay vuku bulsun bulmasın belirli bir dönemde kredi kartı ile yapılan tahsilatlar gösterilecektir. Bu satırda yer alan tutarların 6. satırdaki bilgi ile uyum göstermemesi ve vergi dairesince bu hususun mükelleften sorulması halinde, kredi kartı ile yapılan tahsilatların üzerinden vergi hesaplanmayan avans ödemelerine veya vergisi önceden beyan edilmiş işlemlerin sonraki taksitlerine ait olduğu mükellef tarafından &#8220;izah&#8221; gerekçesi olarak belirtilebilir. Bu izah, yeterli görülmediği takdirde gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.&#8221;denilmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
		  Buna göre, katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay malın teslimi ile gerçekleşeceğinden, malın teslimi anında KDV hesaplanarak malın teslim edildiği dönem beyannamesinde beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
		  Diğer taraftan, mal bedelinin tamamının veya bir kısmının kredi kartı ile malın tesliminden önce (avans olarak) veya daha sonraki dönemlerde tahsil edilmesi halinde tahsilatın yapıldığı dönem beyannamesinin &#8220;Ödemesi Kredi Kartı ile Yapılan Teslim ve Hizmet Bedellerinin Beyanı&#8221; başlıklı bölümünün ilgili satırına yazılmak suretiyle beyan edilmesi gerekmektedir. <br />
<br />
<br />
<br />
		  Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim. <br />
<br />
<br />
<br />
   Başkan  a. <br />
<br />
Grup Müdür V.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[T.C. <br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI <br />
<br />
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)Tarih    : 28.11.2008 <br />
<br />
Sayı	 : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.10.10878 <br />
<br />
<br />
<br />
Konu    : Satışı yapılan ürünlerle ilgili olarak alınan sipariş veya <br />
<br />
		   mal teslimlerine ait ödemelerin kredi kartı ile yapılması <br />
<br />
		   durumunda  yapılacak işlemler, <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&#8230;A.Ş. <br />
<br />
		   <br />
<br />
		  3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun  10. maddesinin (a) bendine göre, vergiyi doğuran olay, mal teslimi ve hizmet ifası