Hızlı Giriş

Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TAHSİL EDİLEMEYEN AMME ALACAĞINDAN DOLAYI ORTAKLARIN SORUMLULUĞU
Yazar Mesaj
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 2,756
Katılım: Jul 2007
Karma Puanı: 18
Diğer Eklentiler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Add blinklist
Add Mongolia Add Netscape Reddit! Stumble
Mesaj: #1
TAHSİL EDİLEMEYEN AMME ALACAĞINDAN DOLAYI ORTAKLARIN SORUMLULUĞU
LİMİTED ŞİRKETTEN TAHSİL EDİLEMEYEN AMME ALACAĞINDAN DOLAYI ORTAKLARIN SORUMLULUĞU

Abdullah ÇELİK*
I- YASAL DÜZENLEME
Sermaye şirketlerinin bir türü olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 503-556. maddelerinde düzenlenen limited şirket; iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup; ortaklarının sorumluluğu, koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi muayyen olan şirket olarak tanımlanmıştır (TTK md. 503). Sermaye şirketi olması sebebiyle limited şirket ortaklarının şirket tüzel kişiliğine ait borçlardan dolayı sınırlı ve ikinci derece sorumluluğu ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu husus yukarıda yeralan yasal tanımlamada da açıkça belirtilmiştir. Ortakların koydukları/koymayı taahhüt ettikleri sermaye nispetinde sorumlu olmaları, şirket borçlarından dolayı öncelikle tüzel kişiliğin mal varlığına müracaat edilmesini gerekli kılmaktadır.
TTK uyarınca limited şirket ortaklarının şirket borçlarına karşı sınırlı sorumluluğu ve sermaye borçlarını ifa ettikleri oranda sorumluluktan kurtulmaları prensibi şirketin infisahı veya iflası hallerinde de geçerli kılınmıştır. Nitekim infisah veya iflas hallerinde tasfiye memurlarının veya iflas idaresinin, ortakların ödemeleri gereken borcu sınırlı sorumluluk çerçevesinde tespit ve talepte bulunmaları gerektiği TTK’nın 532/2. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Limited şirket ortaklarının TTK'da düzenlenen, şirket borçlarından dolayı sınırlı sorumluluk prensibi amme alacakları yönünden de benzer şekilde düzenlenmiştir. Nitekim limited şirket ortaklarının, şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarına ait sorumluluğunu düzenleyen AATUHK’nın 35. maddesinde de belirtildiği üzere; limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklardır. Başka bir ifadeyle; şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen/tahsil imkanı bulunmayan amme alacağı, koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye nispetinde ortaklardan tahsil edilecektir.
II- AMME ALACAĞINDAN DOLAYI LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ TAKİBİNE İLİŞKİN ESASLAR
AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca limited şirket ortağı aleyhinde takibat yapılabilmesi için aşağıda yeralan koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
A- LİMİTED ŞİRKETE AİT AMME BORCUNUN MEVCUT OLMASI
Ödeme yükümlülüğü bulunan gerçek veya tüzel kişiler yönünden amme borcu olarak adlandırılan amme alacağı, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde Kanun'un 1 ve 2. maddeleri kapsamına giren alacaklar olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un 1. maddesinde ise kanunun kapsama giren alacaklar (amme alacağı) devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait olan ve özel hukuktan doğanlar dışında kalan,
- Vergi, resim ve harçlar,
- Ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafları,
- Vergi cezaları, para cezaları gibi asli; gecikme zamları, gecikme faizleri gibi fer’i alacaklar,
- Sözleşme, haksız fiil ve haksız iktisaptan kaynaklananlar dışında kalan ve amme hizmetinin tatbikinden kaynaklanan alacaklar,
- Yukarıda yeralan alacakların tahsili amacıyla gerçekleşen takip masrafları,
olarak sıralanmıştır.
Öte yandan Kanun’un 2. maddesinde yeralan düzenlemeye istinaden kendi özel kanunlarında 6183 sayılı Kanun’dan önce yürürlükte olan Tahsili Emval Kanunu'na göre tahsil edileceği hususunda özel hüküm bulunan her çeşit alacaklar da yukarıda belirtilen şartların varlığı aranmaksızın, amme alacağı olarak değerlendirilip AATUHK hükümlerine tabi tutulacaktır.
Kanun'un 3. maddesinde amme alacağının tanımı konusunda 1 ve 2. maddelere yapılan gönderme amme alacağının tespitine yönelik bir düzenlemedir. Nitekim 6183 sayılı Kanun'un 1 ve 2. maddelerinde belirtilen nitelikleri taşımayan bir alacak kamu idaresinin alacağı dahi olsa amme alacağı olarak kabul edilmeyecektir. Dolayısıyla amme alacağı olarak değerlendirilemeyen bir alacak için de 35. maddede düzenlenen sorumluluk müessesesi işletilemeyecektir.
B- AMME ALACAĞININ TAHSİL EDİLEMEMESİ/TAHSİL İMKANININ BULUNMAMASI
Amme alacağı dolayısıyla limited şirket ortağına gidilebilmesi için 35. maddede de belirtildiği üzere, amme alacağının amme borçlusunca (Ltd. Şti.) ödenmemesi veya ödenme imkanının bulunmaması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle şirket mamelekinin amme alacağını karşılayamaması durumunda 35. madde uyarınca ortaklar sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu kılınacak ve kanuni kovuşturmaya tabi tutulabilecektir.
Bilindiği üzere asıl olan, amme alacağının yasal ödeme süresi içersinde amme borçlusu konumunda olan kişi tarafından ödenmesidir. Kanun'un 3. maddesinde amme borçlusu, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki veya hükmi şahıslar ve bunların kanuni temsilcileri veya mirasçıları, vergi mükellefleri, vergi sorumluları, kefil ve yabancı şahıs ve kurum temsilcileri olarak tanımlanmıştır.
Bununla birlikte amme borçlusunun içinde bulunduğu mali sıkıntılar, amme borçlusuna ulaşılamaması, iflası vb. başka nedenlerden dolayı amme alacağının asıl amme borçlusunun mal varlığından tahsili mümkün olmayabilir. Alacağın asıl borçlusundan tahsil edilememesi veya edilebilme imkanının kalmaması, alacaklı idare tarafından amme borçlusuna karşı 6183 sayılı Kanun'un 54 ve müteakip maddelerine istinaden cebren tahsil yöntemlerinin tümünün uygulanmış ve olumlu sonucun alınamamış olmasını ifade eder.
Bununla birlikte; limited şirket ortağının amme borcundan dolayı sorumlu tutulabilmesi yönünden amme borcunun ödenmemesi/tahsil imkanının bulunmaması halleri farklı durumları içermektedir. Amme borcunun ödenememesi ile kastedilen; amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan takip işlemleri sonucunda, amme borçlusunun haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması veya haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılayamaması durumunu ifade etmektedir.
Tahsil imkanının bulunmaması ise; amme borçlusunun yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamaması, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu tespit edilen değerlerin amme alacağını karşılamaması, borçlunun iflas etmiş olması halinde iflas idaresi ile kurulan irtibat sonucu amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerine rağmen amme alacağının amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu halleri kapsamaktadır.
Konuyla ilgili olarak 405 seri no.lu Tahsilat Genel Tebliği'nde, amme alacağının limited şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanının bulunmaması;
- Şirketin haczedilen mal varlığının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
- Şirketin haczi akbil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
- Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,
- Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması,
gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerin vukuuna dayandırılmıştır.
Sorumluluk konusunda Danıştay tarafından verilen pek çok kararda ise, limited şirket ortağına gidilebilmesi için amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden alınamayacağının anlaşılması yeterli görülmüş, tüzel kişiliğin tasfiyesi, iflasın sonuçlandırılması veya aciz halinin tespiti ile aciz vesikasının varlığı aranılmıştır. Böylece bir bakıma amme alacağının tahsil imkanının bulunmadığının tespiti alacaklı tahsil dairesinin takdirine bırakılmıştır.
Tahsil imkansızlığının gerek tespiti gerekse hukuki zeminde belgelendirilmesi konusunda yeterli kanuni düzenlemeler mevcutken takdir hakkının tamamıyla alacaklı idareye bırakılması uygulamada birliğin bozulmasına neden olabileceği gibi suistimallere de yol açabilecektir. Öte yandan böyle bir durum, amme alacağının güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla getirilen bir düzenlemenin bir bakıma doğrudan tahsil yöntemi olarak kullanılmasına da neden olabilecektir.
Kanaatimizce amme alacağının ödenmemesi veya tahsilindeki imkansızlık nedeniyle limited şirket ortağı aleyhinde 35. madde uyarınca takibatta bulunabilmek için, ortaklık aleyhine yapılan takibin semeresiz kalması gerekmektedir. Bu itibarla öncelikli olarak tespiti gereken husus amme alacağının hangi hallerde şirket mamelekinden tahsili olanağının kalıp kalmadığıdır. AATUHK'nın 75. maddesinde yer alan “yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan mallarının satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılır ve yapılan takip safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit olunur” hükmünden hareketle, cebri tahsil ve takip asıl borçlunun aciz halinin ortaya çıkması ile sona ermekte ve ortakların kovuşturulabilmesi imkanı bundan sonra doğmaktadır. Dolayısıyla, amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil olunamadığının karinesi olan aciz vesikası düzenlenmeden 35. madde uyarınca ortaklar aleyhine takip imkanının doğmaması gerekmektedir.
C- ORTAKLAR ADINA ÖDEME EMRİNİN DÜZENLENMİŞ OLMASI
Limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının Kanun'un 35. maddesine istinaden ortaklardan sermaye hisseleri oranında doğrudan tahsil edilebilmesi için ortaklar hakkında takip işlemlerine geçilmiş olması gerekmektedir. Takip sürecinin başlangıcı ise 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesine göre düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliğidir. Bilindiği üzere; ödeme süresi geçmiş alacaklar için (Teminatlı alacaklar hariç) cebren tahsil işlemleri Kanun'un 55. maddesine göre düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliği ile başlamaktadır. Amme borçlusuna borcunu ödeme konusunda son kez yapılan uyarı niteliğindeki ödeme emrinin tebliği ile, amme borçlusuna yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde karşılaşacağı müeyyideler hatırlatılmaktadır. Alacaklı amme idaresinin tek taraflı irade beyanı ile düzenlenen ödeme emrinin tebliği, kesin ve uygulanması zorunlu idari bir işlemdir. 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesinde de belirtildiği üzere; ödeme emri ile borçluya, 7 gün içinde borcun ödenmesi yada borca karşılık mal bildiriminde bulunulması aksi halde borcun cebren tahsil edileceği ve mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis cezası uygulanacağı bildirilmektedir.
Ortaklar adına düzenlenecek ödeme emrinde yeralması gereken tutar ise, takip konusu amme alacağının ortağın sermaye hissesine göre tespit edilecek kısmı olacaktır.
III- ORTAKLARIN SORUMLULUĞU İLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR
Limited şirket ortakları hakkında yapılacak olan takip işlemleri esnasında öncelikli olarak şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir. Yapılan bu tespitten sonra her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu miktar belirlenecektir. Şayet takip konusu amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında pay devri nedeniyle farklı kişilerin ortak olması sözkonusu ise; bu değişiklikler de dikkate alınacaktır.
Tüm bunlara ilaveten TTK’nın 540. maddesinde yeralan "Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve temsile mezun ve mecburdurlar" hükmüne istinaden, tüm ortakların müteselsilen temsile yetkili olması ve şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılmadığı durumlarda ortaklar hakkında yapılacak takip 35. madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında olmayacaktır. Böyle bir durumda ortakların tümü kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, haklarında yapılacak olan takip 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. madde hükmüne istinaden yürütülecek ve şirket tüzel kişiliğinin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacağının tamamı kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsil edilecektir. Kanuni temsilci sıfatıyla ortaklar nezdinde yürütülecek takip işlemleri de müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar adına ayrı ayrı düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliği ile başlayacaktır

[FONT=Palatino Linotype][/FONT][COLOR=#f79646]Hüseyin ÜST
S.M.M.M. İSTANBUL
[/COLOR]
11-25-2008 12:23 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  ŞİRKET MERKEZİNİN ŞUBE ADRESİNE NAKLİNE AİT KARAR ÖRNEĞİ Mavilim 0 16 11-26-2008 11:06 AM
Son Mesaj: Mavilim
  ŞİRKETLERİN BİRLEŞMESİ; Mavilim 0 17 11-26-2008 10:55 AM
Son Mesaj: Mavilim
  ŞİRKET ORTAĞININ LİMİTED ŞİRKETİN VERGİ BORCUNDAN DOLAYI TAKİP USULÜ hust59® 3 20 11-25-2008 12:23 PM
Son Mesaj: hust59®
  LİMİTED ŞİRKETLERDE ANA SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİK İŞLEMLERİ * köroğlu14 0 76 11-06-2008 10:05 PM
Son Mesaj: köroğlu14
  YABANCI UYRUKLU BİR ŞİRKETİN TÜRKİYE İSTANBUL ŞUBESİNİN TESCİLİ hust59® 4 293 09-15-2008 03:56 PM
Son Mesaj: hust59®
  TÜRK VERGİ HUKUKUNDA YENİ BİR BOYUT: TRANSFER FİYATLANDIRMASI MURAT5 0 89 08-11-2008 01:30 PM
Son Mesaj: MURAT5
  ŞAHIS İŞLETMELERİNİN LİMİTED ŞİRKETE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ g.bilge 0 102 08-06-2008 02:22 PM
Son Mesaj: g.bilge
  Neden limited şirketi??? baranbcx 1 181 07-31-2008 09:44 AM
Son Mesaj: GÜLDENN
  TİCARET ODASI YENİ MESLEK KODLARI GÜLDENN 0 311 07-21-2008 03:05 PM
Son Mesaj: GÜLDENN
  ORTAK SAYISI YİRMİ VE DAHA AZ OLAN LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLAR KURULU TOPLANTILARI hust59® 0 946 07-02-2008 10:58 PM
Son Mesaj: hust59®

Foruma Git: