RE: VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA MÜKELLEFİN HAKLARI
B-Diğer Düzenlemelerden ve Hukukun Genel İlkelerinden Doğan Haklar
1-Defter Ve Belgeleri Zimmetle Teslim Etme Hakkı.
Defter ve belgelerin mükellefler için önemi çok büyüktür. Mevzuatımızda defter tutmaya, bunların saklanmasına ve gerektiğinde ibrazına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler mevcuttur. Defterlerin hiç veya süresinde ibraz edilmemesi ise ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bu yaptırımların bir kısmı mali, bir kısmı ise hapis cezasıdır. Bu yaptırımların bir kısmı şunlardır: defterlerini ibraz etmeyen mükellefin KDV indirimleri kabul edilmez, VUK’un 359 maddesindeki “gizleme” suçu nedeniyle mükellef, hapis cezası ile cezalandırılır, ayrıca aynı kanuna göre özel usulsüzlük cezası kesilir, 506 Sayılı SSK’nun 140. maddesine göre idari para cezasına çarptırılır, 1994 tarih ve 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 17/ı-d bendine göre mükellefe süreli para cezası verilir. Eğer mükellef tacir ise defter ibraz etmemenin yaptırımı daha ağırdır. Çünkü, mahkemeye defterini ibraz etmeyen tacir, TTK’nun 85. maddesine göre defterlerin ispat gücünden yararlanamadığı gibi, aynı Kanunun 86. maddesine göre karşı tarafın defterlerinin aleyhine delil olması tehlikesi ile karşı karşıya kalır.
Hal böyle iken inceleme elemanları inceleme için aldıkları defterler için alındı belgesi vermekten kaçınmaktadırlar. Bu durum, defterlerin akıbeti ile ilgili olarak mükellefi kaygılandırmakta, tedirgin etmekte ve huzurunu kaçırmaktadır. Alınan defterler için her hangi bir belge vermemek sadece mükellefi rahatsız eden bir durum değildir. Bu durum, idarenin işleyişini bozucu potansiyel tehlike de taşımaktadır. Yani kamu düzeni ile ilgilidir.
Açıklanan nedenlerle, yapılacak düzenlemede defter belge ibrazı inceleme elemanından ayrılmalıdır. Yani defterler inceleme elemanına ibraz edilip ondan alınmamalı, ibraz edildiği ve geri verildiği birim ayrı olmalıdır.
2- Eşit Ve Rekabeti Koruyucu Şekilde İşlem Görme Hakkı Ve Bu Bağlamda Toplu İnceleme Yapılmasını İsteme Hakkı
Yasama Organının 2005 yılında kabul ettiği 5345 Sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. maddesi “gelir politikasını adalet ve tarafsızlık içinde uygulamak” hususunu Kanunun amaçları arasında ve birinci sırada saymıştır. Yukarıda sözünü ettiğimiz “Mükellef Hakları Bildirgesi” nin 7. sırasında da “ yaptığımız işlemlerde ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerde vergi kanunlarının adil, hukuksal, tarafsız ve rekabeti koruyucu bir şekilde uygulanmasını esas alacağız” taahhüdünde bulunulmuştur.
Esasen kanun karşısında eşitlik anayasal bir ilkedir. Anayasa’nın 10. maddesi herkesin dil, ırk,…….ve benzer ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit olduğunu belirttikten sonra, son fıkrada Devlet organları ve idari makamların bütün işlemlerinde bu ilkeye uymak zorunda olduklarını bildirmiştir. İdare bütün işlemlerinde olduğu gibi vergi incelemesinde de eşit işlem ilkesini gözetmek zorundadır.
Vergi idaresinin eşitliğe aykırı iş ve işlemleri ilk önce rekabet ilişkilerini bozar. Gerçekten, vergi kaçıran haksız rekabete neden olduğu gibi, aynı sektörde aynı şekilde işlem yapan mükelleflerin birisi incelenirken diğerlerine dokunmamak rekabeti bozar. Bu nedenle, rekabet eşitliğini, mümkün olduğu kadar bozmamak için sektör incelmeleri veya daha önce belirlenmiş konularda kısa (sınırlı) incelemeler yapmak gerekir. Özellikle, herkesin belirli hataları yaptığı veya bir konuyu aynı şekilde yorumladığı belli veyahut da mükellef tarafından inandırıcı kanıtlarla savunulduğu durumlarda, bu konuyla sınırlı, toplu veya sektör incelemeleri yapılabilir. Bu bağlamda da, mükelleflere veya oda ve derneklere toplu veya sektör incelemesi isteme hakkı tanınmalı, bu hakkın nasıl kullanılacağı yönetmelikle belirlenmelidir.
3-İnceleme İsteme ve Tam inceleme İsteme Hakkı
Aslında vergi incelemesi mükellef için katlanılması gereken bir yüktür, zahmettir, sıkıntılı bir durumdur.. Ancak bazı durumlarda mükellefler inceleme yapılmasını kendileri arzu etmektedirler. Bu konuda en önemli örnek Vergi iade talepleri dolayısıyla yapılan inceleme talepleridir. Bunun yanında VUK 116-126 maddeleri kapsamında çözülemeyen vergi ve matrah hataları nedeniyle de inceleme istenebilmektedir. Vergi idaresinin bu talepleri VUK 134. md gereği yerine getirmesi gerekmektedir.
Öte yandan mükelleflerin “tam inceleme isteme” hakkı da bulunmaktadır. Bu hakkın tanınması, denetim elemanlarının mükellefin defterlerini alıp her yönüyle inceledikten yani tam inceleme yaptığı halde, buldukları matrah farkları için “kısa” veya “sınırlı” vergi incelemesi raporu yazmaları nedeni ile zorunlu olmaktadır. Gerçi VUK 138. md. ye göre incelemenin yapılmış olması, bu inceleme tam inceleme olsa bile, daha sonraki incelemeyi engellememektedir. Fakat önceki incelemenin tam inceleme olması aynı işlemlerin aynen tekrarı ve uzlaşmanın sonuçları bakımından önemlidir. Bu nedenle mükelleflere en başta incelemenin türü hakkında bilgi verilmesi, eğer sınırlı inceleme yapılacaksa tam inceleme yapma konusunda dilekçe verme hakkı tanınması gerekir.
4- İncelemeyi Vekil Eliyle Yürütme Hakkı.
Kişilerin kendi işlerini bizzat kendilerinin yürütmesi şart değildir. Hatta ticari hayatta bu durum istisnadır. Kişiler işlerini çalışanları veya vekilleri eliyle yürütürler. Vergi incelemesinin vekil eliyle yürütülmesinde genellikle sorun yaşanmamaktadır. Ancak bazen sorun yaşandığı da olmaktadır. Bu nedenle konunun düzenlenmesi gerekir.
5- Müşavir Ve/Veya Avukat Bulundurma Hakkı.
Vekil ile müşavir ve avukatı karıştırmamak gerekir. Vekil ile müşavir farklıdır. Vekil bir işin görülmesi ile ilgili olduğu halde, müşavir ve avukat savunma hakkı ile ilgilidir. Kişi birisini vekil tayin ettiği halde, ayrıca müşavir veya avukat veyahut da her ikisini birlikte bulundurma ihtiyacı duyabilir. Bu müşavirin kendi sözleşmeli mali müşaviri olması da şart değildir. Hatta bazı durumlarda ayrıca müşavir ve veya avukat tutma ihtiyacı doğabilir, bu zaruri bile olabilir. ABD’de mükellef, inceleme elemanı ile görüşme sırasında danışma talebinde bulunulduğunda, görüşme ertelenip başka bir güne bırakıldığı söylenmektedir. Yönetmelikle bu hak ayrıntılı olarak düzenlenmelidir.
6- Susma Ve Aleyhine Delil Göstermeye Zorlanmama Hakkı.
Anayasa’nın 38/5 maddesi “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” şeklindedir. Susma hakkı denen bu hak, Anayasa’nın aynı maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz” şeklinde ifade edilen, masumiyet karinesinin tamamlayıcı unsurudur. Masumiyet karinesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak düzenlenmiştir.
Anayasa’da temel haklar arasında düzenlenen “susma hakkı”nın vergi incelemesi sırasında da mevcut olduğu açıktır. Bu vergi incelemesinin mali ve bazı durumlarda adli soruşturma olma niteliğinin bir sonucudur. Esasen Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 38. maddesinin idari vergi suçları içinde uygulanacağına karar vermiştir.
Vergi incelemesi sırasındaki susma hakkı ile ilgili daha da ileri gidilerek, defterlerin ibraz edilmemesinin yaptırımı olan VUK’nun 359/a-2 maddesindeki “gizleme” suçunun, Anayasa’ya ve İHAS 6. maddesine aykırı olduğu ifade edilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi, bu yöndeki bir başvuru karşısında, bu hükmün Anayasa’ya uygun olduğuna karar vermiştir.
7- Lehine Delil Gösterme Ve Bunları Tutanağa Aldırma Hakkı
Bu hak, temel haklardan olan savunma hakkının somut sonucudur. Esasen bu yukarıda A/9 bölümünde belirttiğimiz, VUK’un 141. maddesinde belirtilen ve tutanağa alınması zorunlu olan “itiraz ve mülahazalar”ın genel hukuktaki ifadesidir.
8- Savunma Hakkı
Aslında bu yazıda ele aldığımız bütün haklar, bu hakkın parçalarıdır. Diğer bir deyişle savunma hakkı, bütün bu hakları doğrudan veya dolaylı olarak içerir. Fakat bu hak diğerlerinden daha geniştir. Bu hak, vergi incelemesi sonunda bulunan matrah farkının veya kesilmesi düşünülen ceza konusunda mükellefe savunma hakkı verilmeden tarh ve ceza kesme işlemi yapmamayı ifade eder.
9-İncelemenin Her Safhasında Bilgi Alma Hakkı
Bu hak, idare hukukundaki bilgi edinme hakkının, vergi hukuku ve özelde vergi incelemesindeki görünümüdür. Bu hakkın, modern demokrasilerin ayırt edici özelliği olduğu, tipik demokratik anayasal değer olarak görüldüğü bir imtiyazdan ziyade temel insan hakkı niteliğinde olduğu ifade edilmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı, mükellef hakları bildirgesinde, incelemenin her safhasında bilgi vermeyi taahhüt etmiştir.
Yapılacak düzenlemede, inceleme sırasında mükellefin nasıl bilgilendirileceği ayrıntılı olarak düzenlenmelidir.
10-İncelemenin Makul Sürede Bitirilmesini İsteme Hakkı
Vergi incelemesi, vergi mükellefi ve vergi idaresi arasındaki ilişkinin en üst ve en hassas noktasını oluşturmaktadır. Vergi incelemesi idari, mali ve adli soruşturmadır. Bu niteliği dolayısıyla son derece zahmetli ve sıkıntılıdır. İncelenen için, bulunan matrah farkının ötesinde, ağır ekonomik kayıp ve zararlara neden olabilmektedir. Bu kayıp ve zararlar doğal olarak inceleme süresine bağlı olarak artmaktadır.
Bazı ülkelerin aksine, ülkemizde vergi incelemesinin süresi belirlenmemiştir. 8.7.1970 tarihli Hesap Uzmanları Kurulu Yönetmeliği’nin 98. maddesinde “başlanan incelemeye aralıksız devam olunur” denmekte, ancak süre verilmemektedir.
Yukarıda ve vergi incelemesi başlıklı makalemizde sözünü ettiğimiz gibi, incelemenin makul sürede bitirilmesini talep hakkı, en önemli haklardan birisidir. Bu nedenle yapılacak düzenlemede inceleme süresi düzenlenmelidir. Böyle bir düzenleme ile hem mükellef hem idare hem de ülke ekonomisi kazançlı çıkacaktır.
11- Şahsiyetine Saygı Ve Nezaketle Muamele Görme Hakkı.
Bir insanın şahsiyetinden daha önemli bir şey olamaz. Dolayısı ile şahsiyetine saygı gösterilmesini istemek herkesin en doğal hakkıdır. Esasen, insan haklarına ve hukuka saygının başladığı nokta burasıdır. Nezaket ise uygar (medeni) toplumun hem gereği hem de geleneğidir. Devlet hizmetlerinin yürütülmesi sırasında, kişileri en fazla etkileyen husus davranış tarzı olmaktadır. Kişiliğe saygı ve nezaketle muamele, devlet dairesinin kamuoyu önündeki kurum imajını en çok etkileyen konudur. Olumlu bir imaj ve kamuoyunda saygın (muteber) bir yerde olmak her kurum için önemlidir. Yetişmemişliğin, kendine güvensizliğin, konuya hakim olmamanın göstergesi olan, sert ve hoyrat davranış, gereksiz kapris, kibirli tavır, insanları çok kötü etkilemekte, kurum imajını zedelemekte, kişiler işbirliği ve yardıma yanaşmamakta, kurum başarısı etkilenmektedir. Buna karşılık, muhatabın şahsiyetine saygılı ve kibar davranış, kendine güvenin, yetişmişliğin, konuyu bilmenin ve medeni olmanın bir göstergesidir. Böyle bir davranış, işbirliğini kolaylaştırır ve kurum imajını olumlu etkiler.
Bu husus ile ilgili olarak, Maliye Bakanlığı eski müsteşarlarından olup, akademik yönü de bulunan, sayın Erdoğan Öner’in yazısından bir bölüm aşağıya alınmıştır.
“Bu konuda vergi kanunlarında özel bir hüküm mevcut değildir. Esasen buna gerek de bulunmamaktadır. Kamu görevlilerinin görevlerini yaparken mesleki kurallara uymaları ve kişilerle ilişkilerinde nazik ve yardımcı olmaları asli görevleri arasındadır. Burada önemli olan, bu konuda hükümler koymak yerine kamu görevlilerinin uygulamada bu hususa riayetlerinin sağlanmasıdır. Mesleki ve nazik muamele, vergi dairesine vergi ödemek için gelen mükelleflerle ilişkilerde daha da büyük önem arz etmektedir. Mükellefler diğer dairelerdekinin aksine vergi dairesine şahsi işleri için talepte bulunmaya değil, devlete karşılıksız bir ödeme yapmak için geldiklerini düşünmektedirler. Mükelleflerin bu psikolojik durumunun dikkate alınması ilişkileri iyileştirmede yardımcı olacaktır. Karşılıklı iyi ve nazik ilişkilerin oluşması ise, mevzuatla değil, ancak iyi eğitim almış görgülü personel ile sağlanabilir.
Ülkemizde vergi dairelerinde ve genelde tüm kamu kuruluşlarında saygılı ve nazik bir muamele görememe, vatandaşların en fazla şikayet ettikleri hususlardandır. Her ilişkide olduğu gibi vatandaşa da görevler düşmektedir. Vatandaşın da işlemleri için idareye zamanında başvurması, belge ve bilgilerini hazırlaması gerekir. Ancak onu bu konuda bilgilendirme ve yönlendirme görevi idareye düşmektedir.
Maliye Bakanlığı’nda personelin eğitimi denilince, uzun yıllar akla hep mevzuat eğitimi gelmiştir. Ancak günümüzde memurun her şeyi iyi bilmesi yeterli olmadığı gibi şart da değildir. Bilgi ile birlikte, hatta bazı görevlerde ondan da daha önemli olarak halkla ilişkiler, davranış ve görgü kuralları, düzgün konuşma, güler yüzlü olma gibi özelliklerin edinilmesine büyük ihtiyaç vardır. Hizmet içi eğitimlerde mevzuat yerine bu konulara daha çok ağırlık verilmesi, günümüzde bir zorunluluk halini almış bulunmaktadır”
Kuşkusuz, Sayın Öner’in bu görüşlerine katılıyoruz. Ancak, sayın Önerin bu sözleri daha çok vergi dairesi personeli için söylediği anlaşılmaktadır. Maliye Bakanlığı denetim elemanlarında ise durum farklıdır. Çünkü Bakanlık denetim elemanlarını çok özel yöntemlerle seçer ve yetiştirir. Bu nedenle, mesleki yetersizlik, bilgisizlik ve güvensizliğin getirdiği istenmeyen davranış kalıplarına, Maliye denetim elemanlarında rastlanmaz. Fakat buna rağmen, seyrek de olsa, kendini yetiştirmede geri kalmış, çalışma konusunda biraz yavaş denetim elemanlarının, sert ve kibirli tavır sergiledikleri konusunda meslek mensuplarının yani SMMM ve YMM’lerin şikayetine rastlanmaktadır. Bu duruma fazla rastlanmasa da, kurum imajını son derece kötü etkilemektedir. Özellikle, her türlü denetim grubu ile karşılaşan ve bunları birbirinden ayırabilen meslek mensupları, nahoş davranışa daha çok rastladığı denetim elemanları konusunda toptancı bir yaklaşımla, kurum imajını aşındıran bir kamuoyu yaratmaktadırlar. Bu nedenle denetim birimlerinin, bu tür davranışlara meydan bırakmamaları gerekir.
Son olarak ABD Gelir İdaresinin, nazik davranılmayı isteme hakkının mükellef hakları arasına aldığını belirtelim. Öte yandan İrlanda Gelir İdaresinin yayınladığı mükellef hakları bildirgesinde, “nezaket ve anlayış” başlığı altında vergi denetimi sırasında nazik davranışın altının çizildiğini ve belli davranış kalıpları getirildiğini söyleyelim.
12-Kesin Hükme Kadar Suçlu Görülmeme Hakkı
Bu hak, Anayasamızın 38/4. maddesinde “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz” şeklinde ifade edilmiştir. Aynı konu İHAS 6/2. maddesinde “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İrlanda vergi inceleme yönergesinde bu hakka yer verilmiştir.
Vergi incelemesine tabi tutulanın bu hakkının varlığı incelemenin her aşamasında gözönünde bulundurulmalıdır.
13-Adil Yargılanma Hakkı
Adil yargılanma hakkı, Anayasamızın 36/1 maddesinde 2001 yılında 4709 sayılı kanunla konulan “… ile adil yargılanma hakkına sahiptir” ifadesi ile düzenlenmiştir. Aynı konu İHAS 6. maddesinde yeralmıştır.
Adil yargılanma, “kişinin davasını savunması için uygun ve etkili imkanlar verilerek yargılanması demektir. Bu bağlamda yazımızda şimdiye kadar saydığımız bütün hakların bu kavrama dahil olduğunu belirtmek gerekir. Bu durumda doğal olarak böyle bir başlığa niçin gerek duyulduğu sorusu akla gelecektir. Bunun nedeni, vergi incelemesi başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi, vergi incelemesinin idari ve bazı durumlarda adli soruşturma olması ve bu bakımdan adil yargılanma hakkı yönüyle, yargının denetimine tabi olmasıdır. Bu denetimde Anayasa’nın 36 ve 90/5. maddeleri gereği İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) içtihatları gözönünde bulundurulacaktır. Eğer milli mahkemeler incelemesini adil yargılanma hakkı yönüyle denetlemezler ise, İHAM yaptırım uygulama yönünde karar alacaktır.
(En son düzenleme: 09-29-2008 12:05 AM g.bilge.)
|