RE: Vergi Ve Muhasebe Uygulamalarında Sıklıkla Yapılan Hatalar- II
2.18 MUHTAHSİL – GİDER PUSULASI İLE İLGİLİ ÖZELLİK ARZ EDEN HUSUSLAR
GVK’nun Vergi Tevkifatı Başlıklı 94. maddesi gereğince :
(3946 sayılı Kanunun 22'nci maddesiyle değişen madde Yürürlük: 1.1.1994) Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
11. (4108 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle değişen bent Yürürlük: 1.8.1995) Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden;
a) Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri için,
i) Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınanlar için %1,
ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için %2,
b) Diğer zirai mahsuller için,
i) Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zirai mahsuller için %2,
ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için %4,
c) Zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetler için,
i) Orman idaresine veya orman idaresine karşı taahhütte bulunan kurumlara yapılan ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ürünlerin toplanması, taşınması ve benzeri hizmetler için %2,
Bu alt bend ileilgili olarak 188 Seri No.lu GVKGT ile yapılan açıklamalar aşağıda yer aldığı gibidir.
Orman İdaresine karşı orman köylüleri tarafından ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ağaçların toplanması, taşınması ve benzeri hizmetler için yapılan ödemeler üzerinden % 2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Ayrıca, söz konusu hizmetleri yapmak üzere Orman İdaresine karşı taahhütte bulunan Kooperatifler veya diğer kurumlarca, orman köylülerine yukarıda belirtilen hizmetleri karşılığı yapılan ödemeler üzerinden de kooperatifler veya diğer kurumlarca % 2 oranında tevkifat yapılacaktır.
Ancak, kooperatiflere veya diğer kurumlara Orman İdaresi tarafından yapılan ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapılmayacaktır.
ÖRNEK 1:
Bolu Orman İşletme Müdürlüğü, bölgesinde bulunan ormanın ağaçlarının kesimi ve taşınması işini o yöredeki orman köylülerine vermiştir:
Orman köylüsü çiftçiler de tarım araçları ve el emeğini kullanmak suretiyle sözü edilen işi yapmış ve karşılığında her bir köylüye 10'ar milyon lira hizmet bedeli ödenmiştir. Orman İdaresince, bu ödeme üzerinden üzerinden % 2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
08.07.1999 Tarih ve B.07.0.GEL.0.41/4102-170/28615 Sayılı MB özelgesi de bu yöndedir.
Ayrıca konuya ilişkin olarak 345 Seri No.lu VUKGT /3-E bölümünde açıklamalara yer verilmiştir.
ÖRNEK 2:
Kastamonu Orman İşletme Müdürlüğünün, bölgesinde bulunan ormanın bir kısmının temizlenmesi işini, o bölgede faaliyette olan bir Orman Kooperatifi üstlenmiştir. Kooperatif söz konusu işi üyeleri bulunan orman köylüsüne yaptırılmıştır. Bu iş karşılığında Orman İdaresi, Kooperatife 150 milyon lira ödeyecektir. Orman İdaresi bu ödemeden tevkifat yapmayacaktır.
Söz konusu Kooperatif, orman köylüsü çiftçilere, ormanın temizlenmesi hizmeti karşılığı yaptığı ödemeden % 2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapacaktır.
ii) Diğer hizmetler için %4,
Bu alt bend ileilgili olarak 188 Seri No.lu GVKGT ile yapılan açıklamalar aşağıda yer aldığı gibidir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında da zirai faaliyetin tanımı yapılmıştır. Söz konusu fıkraya göre zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların ürünlerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları veya yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade ettiği belirtilmiş; aynı maddenin yedinci fıkrasında da yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelerin zirai işletme olduğu, bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dahil) vergiye tabi olsun veya olmasınlar çiftçi denileceği hükme bağlanmıştır.
Çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını kiralamaları veya çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını el emekleriyle birleştirmek suretiyle, diğer kişilere yapmış oldukları hizmetler, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul edilecektir.
Bu kapsama giren hizmet bedelleri üzerinde % 4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
ÖRNEK 1:
(A) Anonim Şirketi, kendisi için piliç yetiştirilmesi konusunda çiftçi (B) ile anlaşmış ve bu kişiye civciv, yem, ilaç gibi üretici girdilerini sağlamıştır. Çiftçi (B), sahip olduğu kümesini ve el emeğini kullanmak suretiyle piliç yetiştiriciliği konusunda (A) Anonim Şirketine zirai faaliyet kapsamında hizmet ifa etmiştir. Bu iş karşılığında, Çiftçi (B)'ye 80.000.000 lira hizmet bedeli ödenmiştir.
(A) Anonim Şirketi, bu ödeme üzerinden (80.000.000 x % 4=) 3.200.000 lira gelir vergisi tevkifatı yapacaktır. Tevkif edilen bu verginin süresi içinde muhtasar beyanname ile beyan edilerek ödeneceği tabiidir.
ÖRNEK 2:
Çiftçi ©, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Kırşehir Malya Çiftliği ile anlaşarak, bu çiftliğin 250 dönüm tarlasının buğday hasadını, biçer döveri ile yapmıştır. Çiftçi ©'ye bu iş karşılığında 12.500.000 lira hizmet bedeli ödenmiştir. Adı geçen Çiftlik tarafından Çiftçi ©'ye yapılan bu ödeme üzerinden (12.500.000 x % 4=) 500.000 lira gelir vergisi tevkifatı yapılacak ve tevkif edilen vergi muhtasar beyanname ile süresi içinde beyan edilerek ödenecektir.
Bu alt bend ile ilgili olarak 242 Seri No.lu GVKGT ile yapılan açıklamalar aşağıda yer aldığı gibidir.
Ancak zirai faaliyette bulunmaması dolayısıyla çiftçi sayılmayanlar ile çiftçi olmakla beraber zirai faaliyetleriyle ilgili olmayan ziraat makine ve aletlerini başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinde çalıştıranların, bu faaliyetlerinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Ziraat makine ve aletlerinin zirai işletmeye dahil bulunması, yani çiftçiler tarafından bizzat kendi zirai faaliyetlerinde kullanılmak üzere edinilmiş olmaları halinde, kendi zirai faaliyet ve işletmesinin kapasite ve büyüklüğüne bakılmaksızın, bu araçların diğer çiftçilerin zirai istihsal işlerinde çalıştırılmasının zirai faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, 90 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin bu hususa aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Diğer taraftan zirai işletmelerde ücretli durumuna girmeksizin çalıştırılan çiftçilerce bizzat yapılan sulama, süt sağımı, meyve toplanması, kavaklıklarda dikim, kesim, toplama, taşıma, gibi hizmetler de zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul edilecektir. Bu durumda zirai faaliyet kapsamında söz konusu hizmetleri ifa eden çiftçilere ödenecek hizmet bedelleri üzerinden, 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Kararnamenin eki Kararın değişik 1 inci maddesinin 11 numaralı bendinin c / ii alt bendinde belirlenen % 4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Ancak bu hizmetlerin; müteahhit, taşeron veya dayıbaşılara yaptırılması halinde, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan bu kişilere yapılan ödemelerden vergi tevkif edilmemesi, vergiden muaf esnafa yaptırılması halinde ise bu kişilere yapılan ödemeler üzerinden 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Kararnamenin eki Kararın değişik 1 inci maddesinin 13 numaralı bendinin (d) alt bendinde belirlenen % 10 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetlere ilişkin olarak esnaf muaflığından yararlananlara yapılacak ödemeler için gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu ödemelerin kazancı gerçek usulde tespit edilmeyen çiftçilere yapılması halinde de gider pusulası düzenlenmesi (bu çiftçilerden zirai ürün alınması durumu hariç) , 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesi ile Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden uygun görülmüştür.
Konu ile ilgili olarak Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü’nün; B.07.4.DEF.0.34.11-GVK-94/1 Sayı ile Şirket tarafından çiftçilere civciv olarak verilen hindi yavrularının büyütülüp tekrar şirkete geri verilmesi halinde vergilemenin nasıl yapılıp yapılmayacağı hk. Verdiği bir cevapla ; Alp Hindi Üretim Satış ve Pazarlama Tic. Ltd. Şti.’ne ait hindi civcivlerin çiftçiler (yetiştiriciler) tarafından beslenmesi ve piliç haline getirilmesi besicilik ve dolayısıyla Zirai faaliyet olup (işin riski ve organizasyonu ile üretim girdilerinin şirket tarafından üstlenilmesi veya yetiştiricilere ait olması durumu değiştirmemektedir.) bu faaliyet sonucu istihsal olunan maddelerde zirai ürün sayıldığından hindilerin fason besicilik yapan çifçilerden geri alınması Zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet alımı olarak değerlendirilecek ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 11/C bendi uyarınca yapılacak ödemeler üzerinden %4 nispetinde gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
164 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde;
– 5590 sayılı Kanun uyarınca, borsada tescil ettirilerek ürün satın alınması halinde, satın alınan zirai ürünlerin borsada tescil ettirildiği hususunun, ticaret borsalarınca o ürünün alımı ile ilgili olarak düzenlenen "Alım-Satım Beyannamesi" ile tevsik edileceği,
– Alım-satım beyannamesinin, o ürüne ait fatura veya müstahsil makbuzu ile birlikte Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre muhafaza edileceği,
– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve bu Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan genel tebliğ ve yönetmelik hükümlerine göre faturada bulunması gereken bilgilerin yanısıra, aynı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, borsada işlem gören zirai ürün alım-satımı ile ilgili olarak düzenlenecek borsa tescil beyannamesinin tarih ve numarasının da fatura veya müstahsil makbuzunda ayrıca gösterileceği,
belirtilmiştir.
Gerek vergi incelemelerinde, gerekse yaygın ve yoğun vergi denetimlerinde yukarıda belirtilen mecburiyete uymadığı görülen mükelleflerin, söz konusu her belge için, haklarında Vergi Usul Kanununda yer alan cezai müeyyideler uygulanacaktır.
13. (4369 sayılı Kanunun 81'inci maddesiyle değişen bent Yürürlük: 1.9.1999) Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden,
a) Havlu, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek ve benzeri emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden %2,
b) Hurda mal alımları için % 2,
c) Diğer mal alımları için %5,
d) Diğer hizmet alımları ('a', 'b', ve 'c' alt bentleri hariç olmak üzere mal ve hizmet bedelinin ayrılamaması hali de bu kapsamdadır) için % 10.
Ayrıca çiftçilerden satın alınan zirai ürün bedelleri üzerinden (çiftçinin bağkur sigortalısı olması halinde) %1 bağkur prim kesintisi yapılarak kayıtlara alınmalı ve ilgili kuruma kesilen tutarlar intikal ettirilmelidir.
2.19 BEDELSİZ VERİLEN NUMUNU, EŞANTİYON VE DİĞER ÜRÜNLERİN VERGİSEL BOYUTU VE FATURA DÜZENİ
Numune; İşletmeler, piyasada olan veya piyasaya çıkartmayı düşündükleri ürünün tanıtımını sağlamak amacıyla ilgili ürünün küçük bir örneğini bir bedel tahsil etmeksizin çeşitli kişilere vermesi olayıdır.
Uygulamada işletmeler, bu tür numuneleri gerek mevcut müşterilerine gerekse potansiyel müşterilerine dağıtmak suretiyle kendi tanıtım ve reklamlarını yapmaktadırlar.
Numuler, işletmelerin rekabet edebilmek, satışlarını artırmak, pazar payını genişletmek vb. amaçlara bağlı, yapılan işin önem ve hacmine uygun olarak muhtelif kişilere dağıttıkları eşyaların maliyet bedelleri pazarlama satış dağıtım gideri olarak dikkate alınabilecektir.
Firmalar halen satışını yaptıkları veya piyasaya yeni çıkardıkları bir ürünün tanıtımını sağlamak amacıyla numune mallar üretmekte ve bu malları da ayrıca bir bedel tahsil etmeksizin vermektedir.
Ana malın bütün, özelliklerini taşımakla birlikte, satışa konu edilemeyecek bir miktarla sınırlı olan ve üzerinde "Numunedir, parayla satılmaz, vb." ibareleri taşıyan bu mallar da, işletmede tüketilmemekle birlikte ayni pazarlama gideri özelliğini taşıdığından, bu malların bedel alınmaksızın teslimi de eşantiyonlarda olduğu gibi katma değer vergisi hesaplanmasını gerektirmemektedir.
Dolayısıyla işletmelerce bir bedel alınmaksızın teslime konu edilen eşantiyon ve numuneler için katma değer vergisi hesaplamayacaklardır.
Bu açıklamalar çerçevesinde gerek numune, gerekse eşantiyon adı altında teslim edilen malların;
• Ticari teamüllere uygun nitelikte ve miktarda olması,
• Ayrıca bir satışa konu olmayacak şekilde verilmesi,
halinde katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.
Bu şartlara ilaveten, numune malların firmanın ünvanı ve para ile satılmayacağını belirten bir şerhi taşıması gerekmektedir. İşletmenin iktisadi faaliyetini yaygınlaştırmaya ve tanıtmaya yönelik olarak verilen bu mallar için yüklenilen vergiler, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır. (22504 sayı 25.12.1995 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 50 seri nolu KDV Genel Tebliği )
İşletmelerce 3. kişilere teslim edilen eşantiyon ve numuneler için düzenlenen faturayı işletme kendi kendine düzenleyecek ve bu yolla stok çıkışını gerçekleştirecektir. İşletme eşantiyon ve numuneye konu malların ithali, alımı veya üretiminde yüklenmiş olduğu katma değer vergisini indirim konusu yapacaktır. Eşantiyon ve numune malların tesliminde de kendi kendine fatura düzenleyerek bir tarafta gelir kaydı ve katma değer vergisi hesaplayacak diğer taraf da bir pazarlama satış dağıtım gideri ve indirilecek katma değer vergisini kayıtlarına intikal ettirecektir. Konuya ilişkin olarak sevk irsaliyesi düzenlenmesi aşamasında da teslim edilen malın eşantiyon veya numune olarak teslim edildiği bilgisi irsaliye üzerine düşülmelidir.
Ayrıca bedelsiz olarak verilen ürünler;
Ticari teamüllere uygun miktarlarda ve tutarlarda olması halinde fatura ve irsaliye müşteri adına düzenlenmeli, bedelsiz verilen ürün ve tutarı fatura üzerinde gösterilmeli ve aynı zamanda %100 iskonto yapılarak matrah sıfır olarak fatura düzenlenmeli ve bu fatura ile ilgili muhasebe kaydı yapılmamalıdır.
2.20 STOKLAR İLE İLGİLİ FİRELERİN UYGULANMASI VE DİĞER BOZULMA ÇÜRÜME VB. DURUMLARA KARŞI TAKTİR YOLUNA GİDİLMESİ
2.20.1 DEĞERİ DÜŞEN (BOZULAN, ÇÜRÜYEN VB.) STOKLARIN SATIŞI ve MALİYETLEMESİ
Yıllardır depolarda bulunan stoklar ile ilgili olarak çeşitli şekillerde oluşan değer düşüklükleri bulunmaktadır.
VUK’nda Kıymeti Düşen Mallar
Madde 278 - Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmıyan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.
Bu tür değeri düşen mallarda emsal bedeli uygulamasında;
• VUK’nun 267. maddesinin 1.sırasında yer alan “ortalama satış fiyatı esası” yöntemini uygulamak genelde pek mümkün olmamaktadır. Çünkü bu yöntemi uygulamak için, ticari mallarda değer düşüklüğünün aynı derecede olması gerekmektedir.
• VUK’nun 267. maddesinin 2. sırasında yer alan “maliyet bedeli” esasının da uygulanması söz konusu olmamaktadır.
• Dolayısıyla şirketler ticari mallarda değer düşüklüğü için “taktir komisyonu” yöntemine göre değer tespiti yaptırmalıdırlar.
Değerleme ile ilgili değer tespitinin normal şartlarda dönem sonlarında yapılması gerekmektedir. Dönem sonlarında yapılacak değerleme ve muhasebe kayıtları aşağıda yer alan örnekteki gibi olmalıdır.
Örnek : Dönem sonunda maliyeti 100.-YTL olan bir ürünün çürüdüğü tespit edilmiştir. İşletme değer düşüklüğünün tespiti amacı ile taktir komisyonuna başvurmuş ve taktir komisyonunca belirlenen değer 25.-YTL’dır. Değeri düşen mal ertesi yıl 20.-YTL’sına satılmıştır.
1- ---------------------------------------------31.01.2006---------------------------------------------------
157 DİĞER STOKLAR 100.-
157.01 Değeri Düşen Mallar
153 TİCARİ MALLAR 100.-
Değeri Düşen Malların Diğer Stoklara Virman Kaydı
2- ---------------------------------------------31.01.2006---------------------------------------------------
689 DİĞER OLAĞ.DIŞI GİD. VE ZAR. 75.-
158 STOK DEĞ. DÜŞ. KARŞ. 75.-
Taktir Komisyonu Kararına İstinaden Yapılan Karşılık Kaydı
3- ---------------------------------------------31.01.2006---------------------------------------------------
100 KASA 20.-
620 SATILAN TİC. MAL. MAL. 100.-
158 STOK DEĞ. DÜŞ. KARŞ. 75.-
600 YURTİÇİ SATIŞLAR 20.-
157 DİĞER STOKLAR 100.-
644 KONUSU KALMAYAN KARŞ. 75.-
Değeri Düşen Malların Satış ve Maliyet Kaydı
Özellikle dönem sonunu beklemeden dönem içinde değeri düşen mallardan satış yapılması halinde VUK’nun 278. maddesine göre değerleme yapılma gereği kanaatimce doğmamalıdır. Ancak bu gibi durumlarda, şirket maliyet bedeline kıyasla düşük bedelle ticari malların veya mamullerin satışının, malların - ürünlerin bozuk vb. özelliklerinden kaynaklandığını gerektiğinde çeşitli şekillerde (belgeler, karşı alıcının beyanı vb.) tevsik edebilmelidir. Şirketler bu gibi durumlarda sadece 1 nolu kaydı yapmalı ve satış yapıldıkça da hiç olmazsa üçer aylık dönemlerde 157 hesaptan maliyete virmanlar yapılmalıdır. (hasarlı ürünler satıldıklarında fatura düzenlenerek satış kaydı yapılmalıdır.)
Ayrıca dönem içerisinde satış yapılmamış ise ve dönem sonlarında değer düşüklüğünün kayıtlarda gösterilmesi isteniyorsa, yukarıda bahsedilen taktir komisyonu kararına dayalı gider kaydı yapılmalıdır.
2.20.2 STOKLAR İÇİNDE YER ALAN ANCAK FİİLEN BULUNMAYAN STOKLARIN (ÇALINAN) DURUMU
Dönem sonunda yapılması gereken işlem, stoklarda fiili – kaydi stok farkının tespit edilerek (bu fark fire, çalınma vb. durumlardan kaynaklanmaktadır) gerekli virman işlemlerin yapılması ile stokların fiili – kaydi olarak mutabık hale getirilmesi sağlanmalıdır. Ancak bu tür stok farklarının çalınma vb. nedenler dışında (fire – zayiat gibi) nedenlere bağlanamaması durumunda stok farkı (stok noksanı) Kanunen Kabul Edilmeyen gider olarak kapatılarak giderleştirilmelidir. Ayrıca bu stoklara ilişkin olarak zamanında indirim konusu yapılan KDV’leri ise hesaplanan KDV’si olarak beyan edilmelidir. Stok Fazlalıkları ise Gelir olarak dikkate alınmalıdır. Ayrıca fire olarak kabul edilerek maliyetlemesi yapılan tutarlara ilişkin oranın, İSO tarafından açıklanan fire oranlarına uygunluğu kontrol edilmelidir. Açıklanan fire oranlarından yüksek bir oran kullanılmamalıdır.
2.21 SÖZLEŞMELERİN DURUMU
2006 hesap döneminde imzalanan sözleşmelerin maktu veya nispi olarak Damga Vergisine tabi olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca Bazı sözleşmeler ile Damga Vergisi yükü karşı firmaya yüklenmiş olsa bile müteselsil sorumluluk gereği, karşı firmanın Damga Vergisini ödediğinden emin olunmasında fayda bulunmaktadır.
Genelde kira sözleşmelerine dikkat edilmesi gerekmektedir. DV hesaplanırken tüm kira süresi üzerinden (örneğin 10 yıllık ise 10 yıllık kira bedeli üzerinden) Damga Vergisi hesaplanmalıdır. Ayrıca kira sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer bir husus; kira sözleşmesini sadece kiracı ve kiralayan imzalar ise % 0,15 DV hesaplanmalı, ancak sözleşmeyi kefilin de imzalaması halinde DV oranı %0,75 olarak dikkate alınmalıdır.
2.22 TAŞITLARIN KASKO BEDELİNİN ALTINDA SATIŞI
Düşük bedelle satıldığı tespit edilen araç için takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı hk. Bazı Danıştay kararları mevcut olup, inceleme elemanları da kasko bedelinin altında yapılan satışları tenkit konusu yapmaktadırlar.
Danıştayın karşı yönde verdiği kararlarda mevcuttur. “Noter satış sözleşmesi ortada iken, bu belgenin sahteliği ya da aracın sözleşmede yazılı bedelin üstünde satıldığı yolunda gerçeği yansıtan olgular bulunmadan kasko bedelinin altında satış yapılmış olmasının, başlıbaşına resen takdir nedeni olarak kabul edilemeyeceği, aracı satın alan nezdinde araştırma yapılması, bu kişi ile yükümlü arasında satış bedeli dışında bir nakit hareketi varsa bunun tespit edilmesi gibi yöntemlerle aracın gerçek satış bedelinin saptanması gerekir.”
Dolayısı ile ikinci el piyasa şartlarının çok net kötü olduğu dönemlerde, bir anlamda gerçekten kasko bedelinin altında satış yapıldığı dönemler hariç, Kasko değerleri altında araç satışının gerçekleştirilmemesi gerekmektedir.
2.23 ŞİRKETLER ARASINDA GERÇEKLEŞEN İŞLEMLERİN ÖRTÜLÜ SERMAYE VE ÖRTÜLÜ KAZANÇ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Günümüzün globalleşen dünyasında şirketler için en önemli konuların başında finansal durum, pozisyon ve ilişkiler gelmektedir. Dolayısıyla zaman zaman holding ve grup şirketleri arasında kısa veya uzun dönemli borç alacak ilişkileri, ülke ekonomisi ve ticaret ilişkilerinin gereği olarak oluşmaktadır. Bu ilişkiler; holding veya grup şirketlerinden kredibilitesi yüksek olan ve düşük maliyetle kredi sağlayabilen şirketin bu krediyi aynen veya kısmen diğer bir grup şirketine veya holdinge kullandırması şeklinde karşımıza çıkabileceği gibi, fon fazlası olan şirketlerin grubun diğer fon açığı olan şirketlerine bu fonları aktarmaları ile de ortaya çıkabilmektedir. Holding ve grup şirketleri arasında cereyan eden bu tür kredi, borç alacak ilişkileri, mal veya hizmet temin işlemleri gibi ilişkiler bulunabilmektedir.
Ancak yukarıda bahsi geçen ilişkiler her ne sebeple oluşmuş olursa olsun niteliğine bağlı olarak; örtülü sermaye veya örtülü kazanç açısından Kurumlar Vergisine (KV), finansman hizmetinin varlığı açısından Katma Değer Vergisine (KDV), banker sayılarak Banka Sigorta Muameleleri Vergisine (BSMV) tabi tutulup tutulmayacağı açısından Gider Vergileri Kanununun (GDVK) ilgili hükümlerine tabi olma durumu söz konusu olabilecektir.
Ülkemizde holdinglere ilişkin olarak vergi ve ticaret kanunlarında yer alan yasal düzenlemelerdeki yetersizlikler, Vergi İdaresi ile Danıştay’ın çeşitli tarihlerde konuya ilişkin verdiği farklı kararlar (hatta kendi içlerinde farklılaşan kararlar) uygulamada çeşitli sorun ve tereddütlere yol açmıştır.
Ayrıca son olarak da 5520 Sayılı Kanunun 12. ve 13. maddeleri uyarınca konuya ilişkin olarak detaylı düzenlemeler yapılmıştır.
2.23.1 ÖRTÜLÜ SERMAYE BOYUTU
21 Haziran 2006 Tarih ve 26205 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan örtülü sermaye ile ilgili yapılan düzenlemenin amacı, kurum kazancının vergilemeye konu yapılmaksızın kurum dışına çıkışını engellemeye çalışmaktır. Aynı zamanda 11.Madde (kabul edilmeyen giderler) uyarınca da; Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin KKEG olarak dikkate alınması gereği belirtilmiştir. 12. Madde uyarınca da Örtülü Sermaye önceki KVK’na göre daha detaylı bir biçimde tanımlanmış olup mükellefler vergi incelemelerinde risk almak istemiyorlarsa aşağıda yapılan açıklamalara dikkat etmeleri gerekmektedir
(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.
(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.
(3) Bu maddenin uygulanmasında;
a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,
b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini, ifade eder.
(4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır.
(5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.
(6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:
a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.
b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar.
c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar.
ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.
(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
2.23.2 ÖRTÜLÜ KAZANÇ BOYUTU
21 Haziran 2006 Tarih ve 26205 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde, transfer fiyatlaması yolu ile örtülü kazanç dağıtımı müessesesi düzenlenmiştir. Ayrıca KVK’nun 11. maddesi (kabul edilmeyen giderler) uyarınca; Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların gider olarak dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Mükellefler vergi incelemelerinde konu ile ilgili risk almak istemiyorlarsa aşağıda yapılan açıklamalara dikkat etmeleri gerekmektedir
MADDE 13- (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.
(2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.
(3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.
(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.
b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.
c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.
ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.
(6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
(7) Transfer fiyatlandırması ile ilgili usûller Bakanlar Kurulunca belirlenir.
2.24 ROYALTY ÖDEMELERİ
Royalty: devralınan herhangi bir hak karşılığında yapılan ödemeyi ifade eder, ve bu ödeme genellikle satışlar üzerinden belli bir oranda yapılır.
Royalty giderlerinin stopajı nakden veya hesaben tahakkuk sırasında muhasebeleştirilmelidir. Ayrıca, K.V.K.'nun 24'üncü maddesinin 8'inci fıkrasında, "Vergi tevkifatı yapanların bir ay içinde nakden veya hesaben ödedikleri veya tahakkuk ettirdikleri kazanç ve iratlar ile bunlardan kestikleri kurumlar vergisini, müteakip ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı bulundukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmesi gerektiği" belirtilmiştir.
Kanun maddesinde yer alan hesaben ödeme deyimi, vergi kesintisine tabi tutulması öngörülen kazanç ve iratları ödeyenleri, hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder. Başka bir anlatımla stopaja tabi meblağın yabancı kurum cari hesabına alacak kaydedilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, stopaja tabi hasılata ilişkin tevkifatın, doğumu ve beyan edilmesi için fiilen ödeme şart olmayıp, stopaja tabi hasılatın, yabancı kurum cari hesabına alacak kaydedilmesi yeterlidir.
Bu anlamda, kurum stopajı fiilen ödeme beklenmeden hesaben ödeme yapıldığı dönem itibariyle beyan edilmesi zorunludur.
Tahakkuk veya hesaben ödeme nedeniyle stopaj beyanına konu edildikten sonra ödemenin gecikmesi sonucunda K.V.K.'nun 24'üncü maddesi kapsamında kurum stopajına tabi iratlar ilgili olarak meydana gelen aleyhte kur farkları da kurum stopajına tabidir.
K.D.V.K.'nun 9 'ncu maddesinde ise "Mükellefin kanuni veya iş merkezinin yurt dışında bulunması hallerinde Maliye Bakanlığı'nın vergi alacağını emniyet alana almak amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği" belirtilmektedir. Bu maddeye göre, kanuni veya iş merkezi yurt dışında bulunan dar mükellef kurumlara K.D.V.'ye tabi bir ödeme yapan mükelleflerin sorumlu sıfatıyla (2 no.lu KDV beyannamesiyle) ilgili K.D.V.'yi beyan edip ödemeleri gerekmektedir. Bu ödeme KDV sorumlusu açısından KDV yüklenimi niteliği taşıdığı için aynı zamanda indirim konusu yapılabilmektedir. KVK'nun 24’üncü maddesi kapsamındaki tüm işlemler K.D.V sorumluluğunu gerektirmektedir. Royalty ödemelerinde Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmaları uyarınca daha düşük stopaj oranlarının kullanma imkanları araştırılmalıdır.
ÖRNEK : Yurtdışından 2006 hesap dönemi ile ilgili olarak 100.000.- $ royalty faturası gelmiştir. Bu tarihte kur : 1,35 iken, royalty faturasının ödemesi 2007 Şubat döneminde yapılmış olup kur 1,40.-YTL’dır. Ayrıca ÇVÖA gereğince stopaj oranı % 10 olduğunu varsayalım. (ÇVÖA yok ise bu oran % 22’dir)
Öncelikle yapılacak işlem tutarı YTL’sına çevirdikten sonra tutarın brütleştirilmesidir.
Brüt Royalty Gideri = 100.000 X 1,35 = 135.000.- / 0,90 = 150.000.-YTL
İkinci Adım da; Brüt tutar üzerinden % 10 stopaj ve % 18 SS KDV hesaplanmalıdır.
150.000 X % 10 = 15.000.- YTL KVK 24 Stopaj Ödemesi
150.000 X % 18 = 27.000.- YTL SS KDV Ödemesi
Üçüncü Adım Olarak da Muhasebe Kaydının Yapılması gerekmektedir.
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
760 Pazarlama Satış Dağ. Gid. 150.000
191 İndirilecek KDV 27.000
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar 42.000
360.01 Ödenecek KVK 24 Stopaj = 15.000
360.02 Ödenecek SS KDV = 27.000
320 Satıcılar 135.000
320.01 Y.Dışı Satıcılar
Royalty Faturasının Kaydı
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
760 Pazarlama Satış Dağ. Gid. 555
191 İndirilecek KDV 100
320 Satıcılar 135.000
320.01 Y.Dışı Satıcılar
656 Kambiyo Giderleri 5.000
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar 655
360.01 Ödenecek KVK 24 Stopaj = 555
360.02 Ödenecek SS KDV = 100
102 Bankalar 140.000
Royalty Faturası Ödeme Kaydı
2.25 ÇALIŞANLARA VERİLEN TAKSİTLİ BORÇLAR
Bu tür ödemeler personele sağlanan menfaat olarak değerlendirileceğinden dolayı bu tutarlara faiz işletmek gerekmekte olup bu faizin işletilmemesi halinde vergi incelemelerinde risk oluşturacaktır.
2.26 KDV DAHİL PERAKENDE SATIŞ FİŞİ VEYA FATURA DÜZENLENEBİLECEK DURUMLAR
KDV Kanunu’nun 29 ve 34’üncü maddelerine göre; verginin indirim konusu yapılabilmesi için fatura veya benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi zorunludur. Ancak Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine göre; özel matrah şekilleri tespit edilen işlemlerde, düzenlenecek vesikalarda verginin ayrıca gösterilmesi şartı aranmayacaktır. Mükellefler bu neviden mal ve hizmet alımları dolayısıyla yüklendikleri vergileri, % 1 oranına tabi vergili bedele (1/101) oranını, % 8 oranına tabi vergili bedele (8/108) oranını, % 18 oranına tabi vergili bedele ise (18/118) oranını uygulamak suretiyle hesaplayacaklar ve indirim konusu yapabileceklerdir.
Özel matrah şekillerine tabi mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi, iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanıp indirim konusu yapılabildiğinden, bu mal ve hizmetlere ilişkin fatura ve benzeri vesikalarda katma değer vergisi ayrıca gösterilmeyecek, vergi dahil tek tutar olarak ifade edilebilecektir.
KDV Kanunu uyarınca;
• Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi tahsil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.
• Spor-toto oyununda ve Milli Piyango dahil her türlü piyangoda, oyuna ve piyangoya katılma bedeli,
• At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bu yarış ve oyunlara katılma karşılığında alınan bedel ile bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedel,
• Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar ve yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi ve gösterilmesinde bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedel ile bu mahallerde yapılan teslim ve hizmetlerin bedeli,
• Gümrük depolarında ve müzayede salonlarında yapılan satışlarda kesin satış bedeli,
• Altından mamul veya altın ihtiva eden ziynet eşyaları ile sikke altınların teslim ve ithalinde matrah, külçe altın bedeli düşüldükten sonra kalan miktardır.
Ayrıca mevcut uygulamaya göre, KDV Kanununda sayılanlara ilave olarak, Maliye Bakanlığı’nca;
• Gazete, dergi ve benzeri periyodik yayınlar,
• Tekel ürünleri,
• Külçe gümüş,
• Plaka,
• Telefon kartı ve jeton,
• Şehiriçi yolcu taşımacılığında kullanılan bilet ve kart, teslimlerinde özel matrah şekli uygulama zorunluluğu getirilmiştir.
Diğer taraftan;
• Otobüslerle yapılan şehirlerarası yolcu taşımacılığı,
• Fiyatı belli bir tarifeye göre tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği haller (Kuru temizleyiciler, tarife dışında hiç bir ücret almamak kaydıyla lokanta ve kebabçılar, sinemalar, tiyatrolar, stadyumlar ve aynı mahiyetteki yerler),
• Fiyatı ilgili müessese veya devlet tarafından önceden belirlenen mal teslimi ve hizmet ifaları (gazete, dergi, kitap, ilaç, akaryakıt ve benzerleri),
• Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca perakende azami satış fiyatları katma değer vergisi dahil edilerek tespit ve ilan olunan petrol ürünlerinin satışı,
• Perakendeci bayiler tarafından yapılan tütün mamullerinin satışları,
• Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Alkollü içkiler Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. tarafından üretilen ve ithal edilen alkollü içkilerin bayilere satışı,
satış fiyatının katma değer vergisi dahil edilerek tespit edilmesi mümkün bulunmaktadır.
A- ÖZEL MATRAH ŞEKİLLERİ (KDVK Md. 23)
1- Perakendeci bayiler tarafından yapılan telefon kartı ve jeton satışlarına ait katma değer vergisinin bayi karına isabet eden katma değer vergisini de ihtiva edecek şekilde perakendeci bayilere telefon kartı ve jeton teslimi yapan kuruluşlar tarafından beyan edilmesi gerekmektedir. Bu durumda bayiler, belirtilen kapsamdaki telefon kartı ve jeton satışları için ayrıca vergi hesaplamayacaklardır (85/C Nolu KDV Genel Tebliği).
2- Belediyeler veya bağlı işletmeleri tarafından yapılan şehir içi yolcu taşımacılığında (metro dahil) kullanılan bilet ve kartların, bu işletmeler dışındaki bayiler tarafından yolculara satışına ilişkin katma değer vergisi, bayiinin satış bedeli üzerinden iç yüzde oranına göre hesaplanarak belediyelere bağlı işletmelerce beyan edilecektir. Bayiler, bu şekildeki bilet veya kart satışları için ayrıca vergi hesaplamayacaklardır (81/5 Nolu KDV Genel Tebliği).
3- Gazete, dergi ve benzeri periyodik yayınların satışlarında perakende safhaya ait katma değer vergisi, doğrudan perakendeci bayiye satış yapan başbayiler tarafından, bu safhanın kârını da ihtiva edecek şekilde hesaplanıp ödenecektir. Bu durumda, sözü edilen yayınların perakende satış fiyatları vergili olarak tespit edilip, üzerlerine tek tutar halinde yazılacaktır. Perakendeci bayiye satış yapanlar iç iskonto yöntemiyle vergiyi hesaplayacaklar ve beyan edeceklerdir.
Bu yayınların perakende satışını yapan gazete bayileri, kendi satışlarında vergi uygulamayacak, katma değer vergisi beyannamesi veriyorlarsa bu neviden satışlarını beyannameye ithal etmiyeceklerdir. Perakendecilerin tüketiciye satışta vergili fiyat üzerinden yapacakları indirimler vergi hesabında dikkate alınmayacaktır. Öte yandan bu yayınların perakendeciye doğrudan satış yapılan safhaya kadar olan (bu safha dahil) teslimleri Katma Değer Vergisi Kanunu’nun genel hükümlerine göre vergilendirilecektir (11/A Nolu KDV Genel Tebliği).
B- TARİFELİ İŞLER İLE BEDELİN BİLETLE TAHSİL EDİLDİĞİ HALLER (KDVK Md. 20/4)
1- Fiyatı belli bir tarifeye göre tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde, tarife veya bilet bedelinin katma değer vergisi dahil edilerek tespit edileceği ve verginin müşteriye ayrıca intikal ettirilmeyeceği hükme bağlanmaktadır. Bu hüküm bedelin tamamının tarifeye dayandığı veya bilet üzerindeki tutardan ibaret olduğu işlemlerde uygulanabilecektir. Buna göre; tespit edilen tarife dışında veya bilet tutarı dışında bir ücret alınmayan hallerde fiyat katma değer vergisi dahil olarak tespit edilip tek tutar olarak ifade edilebilecektir. Ancak, vergili fiyatların yer aldığı liste, etiket ve benzerlerinde, fiyatlara katma değer vergisinin dahil olduğu belirtilecektir. Bu işletmeler düzenleyecekleri faturalarda, katma değer vergisini, iç iskonto yöntemiyle hesaplayacak ve ayrıca göstereceklerdir. Kuru temizleyiciler, tarife dışında hiç bir ücret almamak kaydıyla lokanta ve kebabçılar, sinemalar, tiyatrolar, stadyumlar ve aynı mahiyetteki yerler ve bu usulü uygulayabileceklerdir(11/F Nolu KDV Genel Tebliği).
2- Otobüslerle yapılan şehirlerarası yolcu taşımacılığında, otobüs şirketleri, taşımacılık işini başka otobüs sahiplerine yaptırsalar bile, kendi adlarına kestikleri bütün biletlerle ilgili katma değer vergisini kendileri beyan edeceklerdir. Bilet bedelleri katma değer vergisi dahil olarak tespit edileceğinden, beyan edilecek vergi, iç iskonto yöntemiyle hesaplanacaktır. Öte yandan bağımsız otobüs sahipleri şirkete yaptıkları taşıma hizmetinin bedelini tahsil ederken, tahsilat tutarı üzerinden katma değer vergisi hesaplayacak ve düzenleyip şirkete verdikleri faturalarda göstereceklerdir. Bu şekilde hesaplanan vergi otobüs şirketleri tarafından, yolculardan tahsil edilen katma değer vergisinden genel hükümler çerçevesinde indirilecektir (11/F Nolu KDV Genel Tebliği).
3- Fiyatı ilgili müessese veya devlet tarafından önceden belirlenen mal teslimi ve hizmet ifalarında nihai perakende satış fiyatının katma değer vergisi dahil edilerek tespit edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu meyanda gazete, dergi, kitap, ilaç, akaryakıt ve benzerlerinin fiyatı bu şekilde tespit edilebilecek ve malın üzerinde veya ambalajı üzerinde bu fiyat katma değer vergisi dahil perakende satış fiyatı olarak belirtilebilecektir. Ancak perakende satış safhasına kadar olan imalatçı veya toptancı safhalarındaki teslimlerde vergili perakende satış fiyatları dikkate alınmaksızın teslim karşılığında tahakkuk ettirilen gerçek bedeller üzerinden katma değer vergisi hesaplanacaktır (9/5-a Nolu KDV Genel Tebliği).
4- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca perakende azami satış fiyatları katma değer vergisi dahil edilerek tespit ve ilan olunan petrol ürünleri de yukarıdaki şekilde vergilendirilecektir. Buna göre mükellefler tarafından teslim edilen petrol ürünleri dolayısıyla müşterilerden katma değer vergisi adı altında ayrıca bir tahsilat yapılmayacaktır. Ancak satış fiyatına vergi de dahil olduğundan, mükellefler bir vergilendirme dönemi içinde sattıkları petrol ürünlerinin bedelleri üzerinden iç yüzde oranı uygulamak suretiyle katma değer vergisi hesaplayacaklardır. Petrol ürünlerini satın alan katma değer vergisi mükellefleri ise, satış fiyatına dahil bulunan vergiyi iç yüzde uygulamak suretiyle hesaplayarak Katma Değer Vergisi Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde indirim konusu yapabileceklerdir (9/5-a Nolu KDV Genel Tebliği).
5- Perakendeci bayiler tarafından yapılan tütün mamullerinin satışlarına ait katma değer vergisi, bayilere satış yapan mükelefler tarafından bayilerin karını da ihtiva edecek şekilde hesaplanıp bayilere teslimin yapıldığı dönemde beyan edilecektir. Özel şirketler tarafından yapılan sigara teslimlerinde de özel matrah şekli geçerlidir.
Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Alkollü içkiler Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. tarafından üretilen ve ithal edilen alkollü içkilerin bayilere satışında da yukarıdaki işlem gibi işlem yapılacaktır. Özel şirketler tarafından ithal edilen alkollü içkilerin perakende satış fiyatları önceden belli edilmediğinden bu ürünler için özel matrah şekli uygulanması mümkün değildir (1/VII-D Nolu KDV Genel Tebliği ve 89/B-1 Nolu KD
3. MUHASEBESEL DÜZENLEMELERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN (GENELDE HATA YAPILAN) UYGULAMALAR
Şirketlerde görülen önemli sorunlardan biri de muhasebe kayıt sürecinde standartlaşmaya yönelik prosedürlerin olmayışından kaynaklanan, farklı muhasebe kayıtlarından hareketle oluşan farklı mali tablolardır. Aşağıda yer alan bölümlerde şirketlerde farklı muhasebe kayıtlarına konu edilen işlemlere yer verilmiştir.
3.1 KREDİLERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
Alınan kredilere ilişkin olarak ödenecek kar payları ya da faizler direkt 180 -280 hesaplara karşılık 300 hesap çalıştırılarak kayda alınabilmektedir. Bu kayıt tarzında Banka kredilerinin muhasebeleştirilmesi aşağıda gibi oluşturulmaktadır.
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
102 Bankalar (Anapara)
180-280 Gelecek Aylara – Yıllara Ait Giderler (Faiz)
300 Krediler (Anapara + Faiz)
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
Bu uygulamaya, genelde firmalar bilanço üzerinde tüm mali risklerini görmek istediklerinden başvurmaktadırlar. Bu uygulamada hiç olmazsa sene sonunda bu tutarlar karşılıklı kapatılmalı ve sene başında tekrar açılmalıdır. Çünkü peşin ödenen bir tutar yoktur. Ayrıca dövizli kredilerde dikkat edilmesi gereken husus aktifte yer alan faiz gideri ile pasif te yer alan faiz giderinin değerlemesi yapılmamalıdır. Yapılıyor olsa bile işlem çift taraflı olarak yapılmalıdır.
Bu kaydın doğrusu gelecek dönemlerde ödenecek faizin veya kar payının kayıtlara yansıtılmamasıdır. Bu tutarlar isteniliyorsa mali tablo dipnotlarında gösterilebilir.
Ayrıca Kredilerin vadesi dikkate alınarak 1 yıldan uzun vadeli olanlar Uzun Vadeli Krediler de izlenmesi gerekmekte olup, vadesi bir yılın altına düşen krediler 303 nolu hesapta muhasebeleştirilmelidir.
3.2 REPO – VADELİ MEVDUAT İŞLEMLERİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
Repo veya vadeli mevduat işlemlerinde elde edilen gelirler brüt yazılmalıdır. Her işlem bazında yapılamasa bile hiç olmazsa 3’er aylık dönemlerde bankalardan alınan stopaj dökümleri doğrultusunda bizden kesilen stopaj tutarları 193 Peşin Ödenen Vergi Ve Fonlar hesabına karşılık 642 Faiz gelirleri veya 645 Menkul Kıymet Satış Karları hesabında aşağıda yer alan örnek gibi muhasebeleştirilmelidir.
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
102 Bankalar ( Net Gelir)
193 Peşin Ödenen Vergi ve Fonlar ( Stopaj Kesintisi)
642-645 (Brüt Gelir)
----------------------------------------------..../..../.....--------------------------------------------------------
3.3 YILLIK ÖDEMELER 180 - 280 HESAPLARDA İZLENMELİDİR
Genelde dönemsellik ilkesine şirketlerce uyulsa da bazı işlemlerde, alınan hizmetin kapsamının yıllık olmasına karşın doğrudan gider olarak yazıldığı görülmektedir.
3.4 RÜCU EDİLECEK GİDERLERDE KULLANILACAK HESAP
Tarafımıza faturalanan çeşitli hizmetler ile ilgili olarak tarafımıza düzenlenen fatura tutarlarının bir kısmının diğer şirketlere ait olmasından dolayı bu kısımları gider yazmayarak uygun bir aktif hesapta izlemek suretiyle muhasebeleştirme yapılabilmektedir. Ancak bazı firmalar 136 Diğer Çeşitli Alacaklar hesabını, bazı şirketler ise 198 Diğer Çeşitli Dönen Varlıklar hesabını kullanmakta olup, kanaatimce uygun olan hesap 198 hesabın kullanılmasıdır.
3.5 KUR FARKLARININ KAYITLARA ALINMASI
Tüm hesaplara ilişkin kur farklarının 646 Kambiyo karları ya da 656 Kambiyo Zararları hesabına aktarılması doğru değildir. Kur farkı oluşan hesabın niteliğine bağlı olarak doğru hesapların kullanılması gerekmektedir.
İlgili hesap dönemine ilişkin olarak ihracatla ilgili oluşan kur farklarının 601 Yurt Dışı Satışlar hesabında muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Banka kredileri ile ilgili oluşan kur farklarının ise 780 Finansman Giderleri hesabında izlenmesi, maliyet unsuru olarak dikkate alınması gereken kur farklarının ilgili yatırım ya da iktisadi kıymet maliyetine aktarılması ve bunun dışında kalan kasa, banka, alıcı vb. hesapların kur farklarının 646 Kambiyo karları ya da 656 Kambiyo Zararları hesabına aktarılması doğru uygulama olacaktır.
Ayrıca yurtdışından alınan hizmet bedellerine ilişkin olarak oluşan kur farklarının da KDV’ne tabi olması gerektiği yönünde Bakanlık yazıları bulunduğu unutulmamalıdır.
3.6 İŞLEMLERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİNDE VADE VE MAHİYETE UYGUN HESAPLARIN KULLANILMAMASI
Özellikle kısa vadeli olarak muhasebeye aktarılması gereken cari hesaplar, krediler, ortaklara borçlar çeşitli nedenlerden dolayı (bankalara süslenmiş mali tabloların verilmesi, rasyoların dah iyi çıkmasının sağlanması vb.) bilançoda uzun vadeli olarak görülmektedir. Ayrıca ge |